Av. F. Ünsal Özmestik, kişilerin bilgisayarlarındaki bir takım programlar vasıtası (MSN, SKYPE, ICQ vs) ile yaptığı görüşmelerin, CMK 135 anlamında “telekomünikasyon yoluyla iletişim” tespitine girip girmeyeceğini ve elde edilen delillerin özellikle bilişim suçlarıyla ilgili olan soruşturmalarda kullanılıp kullanılamayacağını tartışıyor.
Alman Federal Anayasa Mahkemesi 2 Mart 2010 tarihli kararında telefon ve internet verilerinin yığın depolamasının mevcut yönteminin yasaya aykırılık teşkil ettiğini bildirdi. Peki bu karar ne anlama geliyor? Av. Şebnem Ahi çevirdi ve yorumladı..
Dinlemeler, kayda almalar ve iletişim tespitleri, bizzat Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ında (TİB) yapılmaktadır. Nitekim, bu görev kendisine 5397 sayılı kanunla verilmiştir. Esas amaç, polisini, jandarmanın ve istihbarat birimlerinin dinleme ve izlemelerini tek elde toplamak ve bu dinlemelerin hukuka uygunluğunu sağlamaktır.
İstanbul Barosu, yeni adli yılın açılışı sebebiyle yayınladığı basın bildirisinde, uygulanagelen hukuka aykırılıkları sert bir biçimde eleştirdi. Hürriyet Gazetesi’nin 5 Eylül Cumartesi günlü sayısında yayınlanan bildiride, cep telefonu dinlemeleri ile bilgisayarlar aramalarından elde edilen delillerin hukuka aykırı ve usulüne uygun olmadığı ileri sürüldü.