<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilişim Hukuku Bülteni</title>
	<atom:link href="http://www.bilisimhukuk.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bilisimhukuk.com</link>
	<description>Bilişim Avukatları gözünden Bilişim ve Hukuk Hakkında Her Şey..</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Mar 2010 15:27:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Bilgisayarlara haciz konulabilir mi?</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/03/bilgisayarlara-haciz-konulabilir-mi/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/03/bilgisayarlara-haciz-konulabilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:27:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Veriler]]></category>
		<category><![CDATA[Stj. Av. Şebnem Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar araması]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar haciz]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar haczi]]></category>
		<category><![CDATA[dizüstü]]></category>
		<category><![CDATA[icra]]></category>
		<category><![CDATA[icra iflas kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel veriler]]></category>
		<category><![CDATA[laptop]]></category>
		<category><![CDATA[özel hayatın dokunulmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[özel hayatın gizliliği]]></category>
		<category><![CDATA[yedekleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=508</guid>
		<description><![CDATA[Şahsi ve belki de sizin için hayati olan mesleki belgelerinizi, yıllar boyunca elde ettiğiniz verileri, manevi değer taşıyan fotoğraflarınızı, videolarınızı hatta anılarınızı kaydettiğiniz bilgisayarın ya da bunun gibi değeri yüksek, veri yedeklemede kullanılan harici cihazların haczedilirse ne olacak? Stj. Av. Şebnem Kartal yazdı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-509" title="hacizli bilgisayar" src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/03/hacizli-bilgisayar-300x225.jpg" alt="hacizli bilgisayar" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Stj. Av. Şebnem Kartal</strong></p>
<p>Hakkınızda başlatılan bir icra takibi kesinleşirse, icra müdürünün, alacaklının talebi ile mal ve haklarınıza el koymasına haciz denir. Hacizde, yalnızca söz konusu alacağı karşılamaya yetecek kadar mal ve hakkınız haczedilecektir. Hangi mallara el konulacağı konusunda ise İcra İflas Kanun’unun düzenlemesi şöyle: Haczedilen mallar borçluya yokluğu en az yük teşkil edecek mallardan olmalı ve kanunun belirlediği sıraya göre haczedilmeli. Buna göre öncelikle borçlunun çekişmesiz taşınırlarından satımı kolay olan altın, gümüş, para gibi mallardan hacze başlanmalı. Şayet bunlar yoksa veya alacak miktarını karşılamaya yetmezse o zaman borçlunun diğer taşınır mallarına, en son taşınmazlarına el konulur. Peki ya bilgisayarınız?</p>
<p>Şahsi ve belki de sizin için hayati olan mesleki belgelerinizi, yıllar boyunca elde ettiğiniz verileri, manevi değer taşıyan fotoğraflarınızı, videolarınızı hatta anılarınızı kaydettiğiniz bilgisayarın ya da bunun gibi değeri yüksek, veri yedeklemede kullanılan harici cihazların haczine engel olunabilir mi? Haczedilirse bu verileri yedekleme ve silme hakkınız var mı? İşte bu noktada kanun koyucunun en büyük eksikliği, bilgisayar haczine bir açıklık getirmeyişi. Bilgisayarlara dair düzenlemeye Ceza Usul Kanun’unda yer vermişken, İcra İflas Kanun’unu es geçmesi ise tezatlık yaratsa da en azından Ceza Yargılaması bakımından usule ilişkin düzenlemeyi bilmekte fayda var. Çünkü, en ağır suçlarda bile bilgisayara el konulması kişisel verilerin, mesleki bilgilerin ve özel hayata ilişkin verilerin gizliliğini korumak adına neredeyse mümkün değilken, basit bir borç alacak meselesinde dahi bilgisayarlara ve diğer aygıtlara el konulabilmesi çok ciddi sorunlara yol açabilecektir.</p>
<p>CMK’ya göre soruşturma sırasında şüpheli hakkında delil toplanacak başka bir imkan kalmamışsa, Cumhuriyet Savcısı’nın şüphelinin bilgisayarına el koyması hatta verileri kopyalaması mümkün.  Ayrıca delil elde etmek için son çare şüphelinin bilgisayarına başvurmak değilse ve buna rağmen bilgisayara el konulduysa veya veriler kopyalandıysa, toplanan bu deliller hukuka aykırı delil niteliği taşır ve artık yargılamada kullanılamaz.</p>
<p>Kanundaki bu düzenlemeye göre şüpheli dilerse verilerden bir kopya edinebilir. Kanımca şüpheli talep etmese dahi, yedeklenen veriler kendisine teslim edilmelidir. Sonuçta suç unsuru olduğu iddia edilen verilerin yedeklerinin şüphelide de bulunması, her iki tarafın da yargılamanın ileri safhalarındaki güvenliği açısından gerekli olacaktır.</p>
<p>Peki Hukuk davalarında durum nedir? Bir avukatın dava dosyalarının ya da senaristin yazdığı senaryonun kayıtlı olduğu bilgisayar haczedilirse ne olacak?</p>
<p>İcra İflas Kanunu, borçlunun bir sanat veya meslek sahibi olması halinde mesleği için gerekli aletleri haczedilemeyen mallardan saymıştır. Kanunda çiftçilerin tarımda kullandığı aletler buna örnek olarak gösterilmiştir. Çiftçinin haklarını düzenleyen kanunda, bilgisayara ilişkin düzenleme olmaması çok normal. Sebebi ise ortada.Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile günümüz arasındaki teknolojik uçurum. Oysa ki günümüzde bilgisayar pek çok alanda mesleki faaliyetin devamı açısından hayati önem taşımaktadır ve bu durum görmezden gelinmektedir.Kısaca günümüz ihtiyaçlarına cevap vermeyen kanun artık bu konuya bir açıklık getirmelidir.</p>
<p>Kaldı ki haczedilen bilgisayarın satışı ile yalnızca mesleki değil kişisel veriler de rızanız olmadan  yeni alıcıya geçmektedir. 3. kişinin eline geçen bu verilerin kötü niyetle sizin aleyhinize kullanılması da mümkün. Bu noktada Anayasal haklardan olan ‘Özel Hayatın Gizliliği’ ilkesini ihlal söz konusu.  Verilerin bu şekilde aleyhte kullanılabileceği izlenimi, bireylerin sürekli olarak kendilerini güvende hissetmemesine neden olur ki, bu da devlete olan güveninin sarsılması demektir. Oysa devlet, hem borçluyu, hem alacaklıyı eşit mesafede koruyarak bu güveni sağlamakla yükümlüdür.</p>
<p>Şayet haczedilen bilgisayarda kayıtlı, bilgisayarın maddi değerini arttıracak derecede önemli yazılımlar varsa ve borçlunun düşündüğü değerin altında bir değer biçilirse menfaati zedelenmiş olacaktır. Menfaati zedelenen borçlu, hacizden itibaren 7 gün içinde İcra Tetkik Mercii’ne başvurabilir. Bunun dayanağı ise İcra İflas Kanunu’nda belirtildiği üzere, haczedilen malların değerini takdir edecek olan icra memuru, hacizde tarafların menfaatine uygun davranmak zorundadır. Ayrıca kıymet takdirinde uzmanlık gerektiren haller varsa bilirkişiye de başvurabilir.</p>
<p>Bilgisayarların haczedilemeyeceği bizim görüşümüz ama, uygulamada haczedilirse birkaç noktaya değinmekte fayda var:</p>
<p>-          Alacaklı rıza gösterirse İİK md.88’e göre haczedilen mal, istenildiği zaman verilmek şartıyla, yediemin olarak borçluda kalabilir. Böylece bilgisayardaki verileri yedekleyip silme imkanınız olacaktır. Ancak alacaklı buna onay vermezse haczedilen mal yediemine teslim edilecektir.</p>
<p>-          Bilgisayar hassas bir cihaz olmasından dolayı yedieminde titiz koşullarda taşınmalı ve saklanmalıdır. Bu yüzden bilgisayarda bozulma veya verilerin kaybolması söz konusu olursa, yedieminlik görevini suistimal suçu oluşur ve Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunulmalıdır.</p>
<p>-          Haciz halinde bilgisayardaki verilerin yedeklenmesine ve silinmesine, icra memuru tarafından müsaade edilmeli ayrıca borçlunun kendisine kapattırılmalıdır. Elbette bu işlemler de tutanağa geçirilmelidir. Ancak kanunda icra memurunun böyle bir yükümlülüğü olmadığına göre, bilgisayarınızın kaderi biraz da icra müdürünün hoşgörüsüne kalmış gibi görünüyor.</p>
<p>-          Eğer ki haczedilen bilgisayarın sizde bırakılmasına alacaklı onay vermediyse, haciz esnasında verileri yedeklemek de mümkün olmadıysa yada hacizde hazır bulunamadıysanız, masrafı size ait olmak üzere, yedekleme ve silmenin adli bilişim uzmanlarınca yapılması talebinde bulunabilirsiniz.</p>
<p>-          İcra memuru, iş yükü nedeniyle bilgisayarınızı haczederken verileri yedeklemenizin çok zaman alacağı gerekçesiyle veya keyfi olarak bunu kabul etmezse, ikna kabiliyetinizde yeterli olmadıysa, geriye izlenecek tek yol kalıyor. İcra Tetkik Mercii’ne icra müdürünün bu işlemini şikayet etmek.<br />
Aleyhine başlatılmış icra takibi olmasa dahi bireylerin sürekli olarak verilerine el koyulacağına dair güvensizlik hissetmesinin önüne geçmek için yapılması gereken şey belli. Kanuni düzenleme şart. Aksi halde ne yazık ki hukuk devleti ilkesi anlamını giderek yitirecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/03/bilgisayarlara-haciz-konulabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir kişiyi suçlamak için IP adresi yeterli midir?</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/bir-kisiyi-suclamak-icin-ip-adresi-yeterli-midir/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/bir-kisiyi-suclamak-icin-ip-adresi-yeterli-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:41:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Av. Burcu Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Suçları]]></category>
		<category><![CDATA[adli bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim suçu]]></category>
		<category><![CDATA[dijital deliller]]></category>
		<category><![CDATA[IP]]></category>
		<category><![CDATA[IP adresi]]></category>
		<category><![CDATA[IP bazlı soruşturma]]></category>
		<category><![CDATA[savcılık]]></category>
		<category><![CDATA[trafik verisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=502</guid>
		<description><![CDATA[Bu sıralar, bir çok kişi sadece IP numarasından dolayı yargılanıyor. Peki, IP numarası ne kadar sağlam bir delildir? Bankalardan veya çeşitli servis sağlayıcılardan mahkemelere gönderilen IP numaraları ne kadar güvenilirdir? Av. Burcu Erdoğan yazdı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/02/police-line-300x214.jpg" alt="police-line" title="police-line" width="300" height="214" class="alignleft size-medium wp-image-503" /></p>
<p><strong>Av. Burcu Erdoğan</strong> &#8211; </p>
<p>Trafik bilgisi ;  “Yer sağlayıcı trafik bilgisi, İnternet ortamındaki her türlü yer sağlamaya ilişkin olarak; kaynak IP adresi, hedef IP adresi, bağlantı tarih-saat bilgisi, istenen sayfa adresi, işlem bilgisi (GET, POST komut detayları) ve sonuç bilgisi gibi bilgileri ifade etmektedir”</p>
<p> Trafik bilgisi içerisinde yer alan IP adresleri ise;  Belirli bir ağa bağlı cihazların birbirini tanımak, birbirleriyle iletişim kurmak ve veri alışverişinde bulunmak için kullandıkları İnternet Protokolü standartlarına göre verilen adresi ifade eder.</p>
<p>    Bizi ilgilendiren IP’ler, her gün kullandığımız  internet hizmeti nedeniyle  bize tahsis edilen IP’lerdir.Her  internete bağlı bilgisayarın 32 bitten oluşan  bir  formatta IP numarası vardır. Bu numara servis sağlayıcı tarafından boşta olan bir  numaranın verilmesi ile  her bağlantıda değişebileceği gibi,  Erişim sağlayıcıları tarafından  ADSL abonelerine  vermiş olduğu gibi statik de olabilir. Dolayısıyla, IP  numaralarından  bağlı bulunan aboneliğin tespiti ile  yer bilgisi ve adresleri içeren abone bilgilerine  ulaşılabilmektedir.</p>
<p>    Avrupa Ülkelerinde IP bilgileri’nin kişisel veri olup olmadığı konusunda uzunca tartışmalar yaşanmakla birlikte Ülkemizde henüz “kişisel veri”nin tanımı yapılmadığından IP bilgileri ile ilgili açık düzenlemeler bulunmamaktadır. Bunun önemi ise  kişisel verilerin, kim ya da hangi kurumlar tarafından kayıt altına alınabileceği ve paylaşılabileceği sorunudur. IP bilgileri takip edilerek adres verisi dışında,  internette gezilen sayfaların analizi yapılarak kişisel eğilimlere kadar bir çok konuda veri elde edilebilmektedir. Bu  nedenle bu tür verilerin tutulması ve saklanması kişisel  güvenlik açısından; yargı sürecinde ise  güvenilir bir kaynaktan elde edilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.</p>
<p> Bizim Hukukumuzda IP  bilgilerinin tutulması, Trafik bilgilerinin içinde  yer almaktadır. 5651 sayılı yasa ile Erişim sağlayıcılara, Yer Sağlayıcılara  ve Toplu Kullanım Sağlayıcılara (ikincil IP bilgileri) trafik bilgileri tutma  yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca bu kurumlar, bu isim altında faaliyet  gösterebilmek için Telekomünikasyon Kurumu  tarafından yetki  belgesi almak durumundadırlar. Buradan, bu verilerin safdece yetkilendirilmiş  kurumlar tarafından tutulacağı sonucunu çıkarabiliriz.</p>
<p>İlgili  Yasa ve Yönetmelik maddelerinde ;<br />
     <em>Birimler, yer sağlayıcı faaliyetleri kapsamında verdikleri servislerin ürettiği logları inceleyip, sahip oldukları sistemlerde verdikleri servislerin yarattığı trafik loglarını yönetmelikte tarif edildiği şekilde (zaman damgası ile birlikte) kayıt altına almak, bu logları, gizliliğini sağlayarak arşivlemekle yükümlüdür.<br />
Zaman Damgası ; Zaman damgası, elektronik ortamda log, doküman ve sözleşme gibi elektronik verilerin, belirli bir zamandan önce var olduğunu kanıtlamak için kullanılır. Mesela bir log dosyasının, kayıt altına alındıgı tarihte orjinal haliyle var oldugunu, sonradan değiştirilmediğini ispatlamak amacıyla zaman damgasından yararlanılabilir.<br />
</em></p>
<p>    Bütün bu yasal hükümlerde,  Trafik bilgilerini hangi kurumların tutmaları gerektiği , nasıl  tutması gerektiği ve gizliliğini sağlamaları gerektiği açıkça yazılmış, ancak  yasal süreçte  bunların nasıl sunulması gerektiği konusunda hiç bir usul belirtilmemiştir.</p>
<p>   Ancak verilerin zaman damgası ile saklanması gerektiği belirtidiğine göre , bu verilerin  delil niteliğinde olabilmesi için değişmemiş  ve bozulmamış  halde olduğunu gösteren bir  biçimde  mahkemeye sunulması gerektiğini de çıkarabiliriz. Peki nasıl? Bu verilere günlük olarak zaman damgası vurulmaktadır. (Yönetmelikte en azından bu şekilde) Ancak bu log dosyalarının kapladıkları alan ve  verilerin büyüklüğü  düşüldüğünde, hatta bu dosyaların mahkemeye  en iyi  ihtimalle bir disk içerinde getirildiği düşünülse bile, bu logların ilgili dosya ile ilişkilendirilmesi uzmanlık isteyen bir alandır. Bu sebepledir ki  yersağlayıcılar ve erişim sağlayıcıların  mahkemelere bilgi gönderirken verdikleri bilgi, sadece ve sadece bir dilekçede yazılı sayılardan ibarettir.</p>
<p>  <strong> Peki bu sayıların bu aşamada nasıl bir delil niteliği var? </strong><br />
 Bize göre, gönderen kurumun bizzat yetkilendirilmiş faaliyet belgesine sahip olmadığı ve zaman damgalı halini mahkemeye sunmadığı sürece; ya da dijital olarak güvenilir ve değiştirilmemiş olduğunu yan unsurlar ile desteklenmediği sürece  bu sayıların hiç bir delil özelliği  yoktur. </p>
<p>Özellikle Kredi kartı dolandırıcılığı  olarak adlandırılan suçlarda mahkemeler sadece  bankanın sunmuş  olduğu IP bilgisinden yola çıkmaktadır. Ancak  bu aşamada verilen rakamlardaki en ufak bir hata dolayısı ile  soruşturmanın seyrinin tamamen değişeceği düşünülmüş müdür? Bankalar bu bilgileri zaman damgalı olarak vermişler midir? Bir çok yargılamada, IP bilgilerinin kaynağının  güvenilir olup olmadığının araştırılması gerekirken, araştırma yapılmadığı gözlemlenmektedir. Çoğu zaman verilen IP ile ilgili sağlanan bilgilerin doğru  kabul edilmesi sonucu yanlış mahkumiyet kararı verilebildiği gibi,  bir çok sanık da internet baglantılarının şifresiz olduğu ya da IP bilgisinin değiştirilmiş olabileceği savunmaları ile ( başkaca delil yoksa) beraat ettikleri görülmüştür. Peki gerçek sanıkların  bıraktığı izler nerededir, ne yazık ki soruşturma makamları, bu sorunun cevabını halen verebilecek nitelikte değildir. </p>
<p>   Sayı üretmek zor olmadığından soruşturmanın yönünün yada davanın seyrinin  yetkisiz  kimseler  tarafından tutulan ve güvenli olmayan bilgiler doğrultusunda yönlendirmek  verilen hükmün güvenilirliğini de  tartışma konusu  haline getirir.</p>
<p>   Ayrıca sadece sayıdan ibaret olan gönderilen bilgilerin doğruluğunu  6 ay sonra Yersağlayıcıya sorduğunuz takdirde  ise kendi yükümlüğünün  bu bilgileri  sadece 6 ay saklamak olduğunu ve artık bu bilgilerin mevcut olmadığını ilettiği takdirde ne olacaktır? Veri saklama yükümlülüğü erişim sağlayıcılar için 1 sene, yersağlayıcılar için ise 6 aydır. Türkiyede  soruşturma ve dava süreçlerinin  yıllar sürdüğü  göz önüne alınırsa eğer bu  bilgilerin en baştan usulune uygun halde  mahkemeye sunulması delil niteliğini kazanması için uygun olacaktır.</p>
<p>   Yer sağlayıcısı yurt dışında olan bir firmanın yargı sürecinde yaşayabileceği dijital delillerin geçerliliği sorunu ise çok daha vahimdir. Bu durumda  soruşturma safhasında gerekli olan trafik bilgilerinin yasal yollar ile istenmesi çok uzun bir süreç olduğundan bu verileri ilk başta sunanlar ise  genellikle içerik sağlayıcılar olmaktadır.Ancak bu durumda sunulan dijital verinin dava içerisinde kesin delil kadar  kuvvetli  olamayacağı da ortadadır. Bu durumda, bir ihtilaf halinde verilen IP bilgisinin içerik sağlayıcı tarafından değiştirilmediğinin ispatı  gerekir. Ayrıca, dijital delillerin sınıflandırılması, toplanması, ayıklanması ayrı bir uzmanlık  gerektirdiği gibi  gerçek zamanlı  toplanması da çok önemlidir. Kaldı ki, bu durumda da yasal olarak bu verileri  tutması gerekenler dışında  tutan kişiler ya da kurumlar tarafından verilen bilgilerin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de ayrı bir tartışma konusu olacaktır.</p>
<p>   Ayrıca, usülüne uygun şekilde tutulan  ve sunulan Trafik bilgisinin dahi  kesin delil niteliği “IP Spoofing” iddiası karşısında yine  tartışmalı olabilecektir .</p>
<p>    Sonuç olarak dijital delil olarak kullanılacak her verinin, toplanması,<br />
saklanması ve sunulması usülüne uygun yapılmadığı takdirde “Şüpheden Sanık Yararlanacaktır”. IP numarası, her ne kadar bilişim suçlarında ilk başlanan nokta da olsa, tek başına bir delil niteliği taşımayacak, ancak başkaca destekleyici deliller de varsa kişiler mahkum edilebilecektir. Zira, sadece IP numarası çıktığı için mahkemelerde yargılananların sayısı hiç de az değil.   </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/bir-kisiyi-suclamak-icin-ip-adresi-yeterli-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalyan mahkemesinden Google aleyhine şok karar..</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/italyan-mahkemesinden-google-aleyhine-sok-karar/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/italyan-mahkemesinden-google-aleyhine-sok-karar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 11:28:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[E-Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Mahkeme Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[hosting]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[içerik kaldırma]]></category>
		<category><![CDATA[içerik sağlayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[mahkeme kararı]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[yer sağlayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=498</guid>
		<description><![CDATA[İtalyan mahkemesi, hukuka aykırı videoyu yayınlayan YouTube’un üç yöneticisi David Drummond, Peter Fleischer ve George Reyes ile ismi açıklanmayan bir çalışanını, kişisel hakların ihlaline yol açan videoyu uzun süre yayında tuttukları gerekçesiyle suçlu buldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/02/youtube-italy-300x168.jpg" alt="youtube italy" title="youtube italy" width="300" height="168" class="alignleft size-medium wp-image-499" /></p>
<p><a href="http://thenextweb.com/tr/2010/02/24/google-yneticileri-sulu-bulundu/">The Next Web Türkiye</a> sitesinin dün (24.02.2010) geçtiği haber aynen şöyle: </p>
<p><em>&#8220;İtalya’da 2006 yılında dört okul öğrencisi, Down sendromlu bir çocuğa fiziksel şiddet uyguladıklarını gösteren bir videoyu YouTube’a yüklediler. Yayınlanan video İtalya’da kelimenin tam anlamıyla ortalığı ayağa kaldırdı. Videodaki öğrenciler okullarından uzaklaştırıldılar ve yaklaşık 2 ay sonra YouTube videoyu yayından kaldırdı.</p>
<p>Bu video üzerine açılan soruşturma ise bugün sonuçlandı. İtalyan mahkemeleri videoyu yayınlayan YouTube’un üç yöneticisi David Drummond, Peter Fleischer ve George Reyes ile ismi açıklanmayan bir çalışanını, kişisel hakların ihlaline yol açan videoyu uzun süre yayında tuttukları gerekçesiyle suçlu buldu.</p>
<p>Google sözcüsü Bill Echikson’ın yaptığı açıklamada Google’ın bu karara itiraz edeceğini söyledi ve ekledi: “Bu dört kişiden hiç birinin bu video ile bir ilgileri yoktur. Onlar kaydetmediler, onlar yüklemediler, onlar gözden geçirmediler. Buna rağmen suçlu bulundular”.</p>
<p>Echikson’un açıklamasında şu sözler de yer aldı: “Eğer her araştırma, her fotoğraf, her video, her yayın için sorumlu tutulacaksak, bizim anladığımız anlamdaki web varlığını sürdüremez ve faydaları da ortadan kalkar”.</p>
<p>Google’ın konuyla ilgili resmi yazılı açıklamasını da <a href="http://googleblog.blogspot.com/2010/02/serious-threat-to-web-in-italy.html">şu adresten</a> okuyabilirsiniz.</em>&#8221;</p>
<p>BHB, bu durumu şöyle yorumluyor:</p>
<p>Google&#8217;un resmi blogunda yapmış olduğu açıklamada, sözkonusu videonun İtalyan polisi tarafından bildirildikten bir kaç saat içinde yayından kaldırıldığı ifade ediliyor. Ancak buna rağmen mahkeme, kararında, Google yöneticilerinin yeterli özeni göstermediğini, hakaret suçu ile ilgili dava açılmasına rağmen yöneticileri suçlu bulmadığını, ancak İtalyan Mahremiyet Yasası&#8217;na aykırılık olduğundan dolayı Google yöneticilerini suçlu bulduğunu belirtti.</p>
<p>İtalya, Avrupa Birliği içinde yer alan ve AB Topluluk hukukukunu benimseyen ülkelerden birisi. AB Hukuku&#8217;na göre, özellikle yer sağlayıcı konumunda olan internet servisleri, aynen Türk Hukuku&#8217;ndaki 5651 sayılı yasadaki gibi, hukuka aykırı içerikleri denetlemekle yükümlü değil. Sadece, yetkili makamlar ve ilgililer tarafından bildirilen hukuka aykırı içerikleri kaldırmakla yükümlü.. </p>
<p>Yer sağlayıcı konumunda olan hosting firmaları ile birlikte, içeriğini kullanıcının oluşturduğu platformların veya internet servislerinin aslında işi hiç de kolay değil. Eğer, içerikte ağır küfür, açık hakaret, pornografi, telif hakkı ihlali vs. gibi herkes tarafından ortak olarak hukuka aykırı kabul edilen durumlar varsa pek sorun yok. Nitekim, Google&#8217;un sorumlu tutulduğu İtalya olayında, Google aslında yapması gerekeni yapmış ve ilgili videonun herkes tarafından ortak kabul edilebilecek nitelikte hukuka aykırı olduğunu görerek videoyu yayından kaldırmış. </p>
<p>Ancak, bazı durumlarda kullanıcılar tarafından yüklenen bir içeriğin hukuka aykırı bir içerik olup olmadığını saptamak her zaman mümkün olmayabiliyor.  </p>
<p>Örneğin, birisi için ağır hakaret sayılabilen bir ifade, bir çok kişi için hakaret sayılmayabiliyor. Hatta ağır hakaret gibi görülen ifadeler, bazen eleştiri hakkının kullanımı çerçevesinde değerlendirilebiliyor. Bir ülkenin suç olarak kabul ettiği bir eylem, başka ülkede suç sayılmayabiliyor. İşte bu sebeple, hosting servisleri ve Web 2.0 tarzı internet hizmetleri veren siteler, bir içeriğin hukuka aykırı olup olmadığı konusunda karar vermekten imtina ediyor ve konuyu mahkemelerin çözümüne bırakmayı tercih edebiliyor.  Mahkemeden gelen kararlara ise %100 uyuluyor ve ilgili içerik yayından hemen kaldırılabiliyor. </p>
<p>Türkiye&#8217;de özellikle 5651 sayılı yasa yürürlüğe girdiğinden bu yana, kullanıcıların oluşturduğu içeriklerden dolayı web sitesi sahibini sorumlu kılma ve cezalandırma yönüne gitme gibi davalara pek rastlanmıyor. (Cumhurbaşkanlığı makamının Gercekgundem.com isimli haber sitesinin yöneticisi Barış Yarkadaş&#8217;a açılmasını istediği dava hariç) Ancak, 5651&#8242;in doğrudan site erişimini engelleme yönünde getirdiği sakat hükümler, çok yerinde olarak web sitesi sahibini veya yöneticisini cezalandırmıyor da olsa, erişimin engellenmesi nedeniyle web sitesinin kendisine ve internet kullanıcılarına verilen büyük bir ceza olarak karşımıza çıkıyor. </p>
<p>Bir kez daha önemle belirtmeliyiz ki, içeriğini kullanıcıların oluşturduğu sitelerin 5651 sayılı yasa gereğince, içeriklerin hukuka aykırı olup olmadığını denetleme gibi bir yükümlülüğü yok. Ancak, mahkemelerden çıkabilecek ve kaza sayılabilecek İtalyan mahkemesi benzeri kararlar, internetin ve ifade özgürlüğünün önüne büyük bir set çekebilecektir. Zira, Web 2.0 tarzı internet hizmetleri verenler, kendilerini soruşturma tehdidi altında hissederek içeriklere kendileri müdahale etmeye kalkışabilirler. İşte bu durum internetin ve demokrasinin geleceği için tehlikelidir.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/italyan-mahkemesinden-google-aleyhine-sok-karar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bulut Bilişimi (Cloud Computing) Teknolojisi ve Güncel Hukuki Problemler</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/bulut-bilisimi-cloud-computing-teknolojisi-ve-guncel-hukuki-problemler/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/bulut-bilisimi-cloud-computing-teknolojisi-ve-guncel-hukuki-problemler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 14:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Av. Serhat Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[bulut bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Cloud Computing]]></category>
		<category><![CDATA[data protection]]></category>
		<category><![CDATA[Fikri Mülkiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel veriler]]></category>
		<category><![CDATA[mesleki sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[serhat turan]]></category>
		<category><![CDATA[verilerin korunması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[Temelde oldukça basit olarak gözüken ve bilişim endüstrisini yeniden şaha kaldıracak olan bulut bilişimi teknolojisinin diğer düzlemde hukuk dünyasında büyük bir kargaşa yaratacağı da şimdiden ön görülmektedir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Av. Serhat Turan &#8211; </p>
<p>Son zamanlarda epeyce duymaya başladığımız ve yakın gelecekte bir standart haline gelecek Bulut bilişimi nam-ı diğer İngilizce söylemiyle “Cloud Computing” en basit anlamıyla bilgisayarlarınızda bulundan hard disklerin yerlerinden çıkarak internet gezegeninin bulutlarına yükselerek sanal ortama aktarılmasıdır. Daha basit bir ifadeyle bundan sonra “Bilgisayarınızın hard diskinin boyutu ne kadardır?” soruları tarihe karışıyor ve karşımıza yeni bir diyalog cümlesi çıkıyor: “Sen hangi buluttasın?”</p>
<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki Bulut Bilişim yeni bir teknoloji değildir. Evimizden, iş yerimizden hatta 3G sayesinde cep telefonu şebekesinin izin verdiği her noktadan internete erişim sağladığımız anda biz zaten bir İnternet bulutunun içine girmiş oluyorduk. Ancak en basit kullanıcı tabiriyle bulut bilişimi, kullanıcının veri depolama merkezi olarak kendi bilgisayarının sabit sürücüsü (Hard Drive) yerine, 3. kişilerin sahip olduğu devasa çevrimiçi sunucuları kullanmasıdır. Bu basit veri depolama hizmetinin yanında söz konusu sunucuların bir işletim sistemi olarak kullanılacağını (Google Chrome OS gibi) veya yazılım depolama hizmetinin sunulacağını da hemen belirtelim. Bu sayede dünyanın neresinde olursanız olun internet bulutuna dâhil olmak suretiyle bilgisayarınızı bilgisayarınız fiziksel olarak yanınızda olmadan yanınızda taşıyabileceksiniz.</p>
<p>Temelde oldukça basit olarak gözüken ve bilişim endüstrisini yeniden şaha kaldıracak olan bulut bilişimi teknolojisinin diğer düzlemde hukuk dünyasında büyük bir kargaşa yaratacağı da şimdiden ön görülmektedir. Gelin şimdi bu yepyeni teknolojinin neden hukuki bir kaosa dönüştüğünü kısaca inceleyelim.</p>
<p>Bulut bilişimi teknolojisini anlayabilmek için kullanıcılar ve hizmet verenlerin arasındaki ilişkiyi iyi anlamak gerekmektedir. Biz yazımızda daha karmaşık sonuçlar doğuracağından bulut bilişimi teknolojisini tercih edenlerin daha çok şirketler olacağı tahmini ile bir takım olasılıklardan bahsedeceğiz. </p>
<p>Yukarıda da belirttiğimiz üzere bulut bilişimi aslında var olan bir teknolojinin üzerinde yeni özellikler kazandırılarak kullanıcılara hem finansal hem de enerji anlamında tasarruf sağlayacak bir sistemdir. Söz konusu sistem kimi zaman ikili daha çok da üçlü veya daha çoklu bir ilişkiye sahip olabilir. Örneğin, sunucularını bulutun içine taşımak isteyen bir şirket öncelikle bu hizmeti veren şirket ile anlaşır. Ancak bu hizmeti sağlayan şirket, söz konusu hizmeti kendi sunucuları ile değil, dünyanın herhangi bir noktasından kiraladığı başka bir şirkete ait sunucular da kullanabilir. Hatta bu sunucuları kiralayan şirket de bahsettiğimiz sunucuları başka bir firmadan kiralayabilir. Böylece şirket aslında X firmasından aldığını düşündüğü hizmeti farklı, farklı firmalardan alıyor olabilir.</p>
<p>İşte Bulut Bilişimi teknolojisinin hukuken yarattığı problemler serüveni de tam bu noktada başlamaktadır. Zira bulut bilişiminin getirdiği evrensel paylaşım özelliği aynı zamanda paylaşılan verilerin de nerede depolanacağı sorununu da ortaya çıkarmaktadır. Burada asıl problem sınır ötesi veri akışıdır ve olası hukuki ihtilafların doğduğu yerin belirlenememe riski oldukça fazladır. </p>
<p>Bu konuda en büyük sorunun özellikle Avrupa Birliği ülkelerine hizmet verecek olan şirketler açısından meydana gelmesi beklenebilir. Nitekim Avrupa Birliği’nin verilerin korunması hakkındaki direktifine (EU Data Protection Directive) göre Bulut Bilişimi hizmeti verecek olan firmaların Avrupa Birliği ülkeleri dışında kuracakları veya Avrupa Birliği ülkeleri dışından kiralayacakları sunucu hizmetlerinde, sunucuların bulunduğu ülkelerin Avrupa Birliği yasalarının belirlemiş olduğu veri koruma güvenlik seviyesinde olması gerekmektedir. Halen Amerikan mevzuatının dahi bu standartları karşılamıyor olması durumun vahametini gözler önüne sermektedir.</p>
<p>Bulut Bilişimi ve karşılaşılabilecek hukuki problemler ile ilgili olarak Avrupa Ağ ve Bilgi Güvenliği Ajansı ‘ nın yaptığı araştırmaya göre ise bulut bilişimi teknolojisinin özellikle problem yaratacak hususların beş ana başlıkta toplandığı belirtilmektedir. Bunlar sırasıyla Verilerin Korunması, Gizlilik, Fikri Mülkiyet, Mesleki Sorumluluk, Dış Kaynak Kullanımı ile ilgili sorunlardır. Hizmeti sağlayan firmaların aslında verileri depolayan sunucuları doğrudan kontrol etmiyor olması veya sanal ortamda kontrol ediyor gözükse de fiziki anlamda mülkiyetin 3. kişilerin elinde olması verilerin korunmasını ve gizlilik standardının sağlanabilmesini güçleştirmektedir. Buna bağlı olarak sunucu sahiplerinin dünyanın çeşitli noktalarında konumlanmış olmaları ve farklı mevzuat uygulamalarına tabi olmaları sorunların büyük bir çığ kütlesine dönüşmesi için atılan ufak çığlıklar olarak sayılabilir.</p>
<p>Bulut bilişiminin kullanılması aynı zamanda olası dava süreçlerinde delil teşkilinde de sorunlar yaratacaktır. Elektronik ortamda elde edilen delillerin pratikte halen detaylarıyla işlerlik kazanamadığı ülkemizde, 3. Kişilerin kontrolünde olan verilerin ve dolayısıyla delillerin nasıl elde edilebileceği ve bunların hukuken ne derece bağlayıcı olacağı da mevcut yasalar dahilinde büyük bir kördüğüme dönüşmektedir. Örneğin, ev stüdyosunda hazırlanmış bir müzik eserinin sahibinin, bu eserinin rızası dışında kullanıldığını öğrenmesi ve bunu kanıtlamasında eser sahibinin eli oldukça zayıf gözükmektedir. Bu itibarla, özellikle Bulut Bilişim hizmetinin alınacağı şirketle yapılacak sözleşmelerde çerçevenin net olarak çizilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Öte yandan genel hükümler çerçevesinde şirketlerin kendilerinden beklenen güvenlik önlemlerini almaları, bu önlemleri sürekli geliştirmeleri ve ağır kusur ve ihmallerinden sorumlu olacakları aşikardır. Her ne kadar bulut bilişim hizmeti veren şirketler 3. Kişilerden sunucuları kiralasalar da, sorumluluk müşteri ile sözleşme imzalayan şirketlerde olacağından özellikle bu hizmeti veren şirketler ve yöneticileri açısından odlukçu soğuk ve yağışlı günleri göreceğimizi tahmin ediyoruz.</p>
<p>Yasaların bu sürece daha detaylı eğileceği güne dek Bulut Bilişimi hizmeti sağlayacak şirketler ile müşteri şirketler arasında yapılacak sözleşmeler şimdilik tek çıkar yol olarak gözükmektedir. Müşterilerin büyük ölçekli ve sözleşme şartlarında değişiklik yapabilecek güce sahip firmalar olması durumunda çözümün tahkim çerçevesinde en azından daha nitelikli bir şekilde çözümlenebileceği ön görülebilir. Ancak bu hizmetten yararlanmak isteyen müşterilerin küçük ölçekli firmalar ve bireysel kullanıcılar olması durumunda söz konusu müşterilerin mevcut yasal çözümsüzlükler içerisinde kaybolacağı ve mağdur olacakları neredeyse kesin gibidir.</p>
<p>Sonuç olarak, bulut bilişimi teknolojisi, sadece bilgi teknolojileri endüstrisini değil sigorta, finans ve daha birçok sektörü etkisi altına alacak büyük bir dalgadır. Bu dalganın önümüzdeki yıllarda en çok devinim yaratacağı alanlardan birisi ise hiç şüphe yoktur ki hukuk olacaktır. Nitekim teknolojinin bu kontrol edilemez değişimi karşısında yasaların da aynı hızla ihtiyaç duyulan standartlara uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/bulut-bilisimi-cloud-computing-teknolojisi-ve-guncel-hukuki-problemler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savunma Sanatı Bölüm 5</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/savunma-sanati-bolum-5/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/savunma-sanati-bolum-5/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 10:48:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Online Yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[anonimlik]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[blogger]]></category>
		<category><![CDATA[cevap hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[içeriğin yayından çıkarılması]]></category>
		<category><![CDATA[içerik sağlayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[link verme]]></category>
		<category><![CDATA[RSS]]></category>
		<category><![CDATA[savunma sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[televidyon]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[yer sağlayıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[Savunma Sanatı'nın 5. Bölümünde anonimlik anlatılıyor. Blog kavramı ve Web 2.0 Kavramı tartışılıyor. Savunma Sanatı, internetin televiyonu Televidyon'dan yayın yapıyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/prog-300x189.jpg" alt="savunma sanatı" title="savunma sanatı" width="300" height="189" class="aligncenter size-medium wp-image-446" /></p>
<p><code><script language="javascript" src="http://televidyon.com/video-paylas/2224"></script></code></p>
<p>Anonimlik Hakkında Temel Noktalar:</p>
<p>Avrupa Konseyi İnternet üzerinde iletişim deklarasyonuna göre; bilgi ve düşüncelerin özgür ifadesini çoğaltmak için kişilerin kimliklerini ifşa etmeme hakkına saygı gösterilmelidir.</p>
<p>Bununla birlikte internet sohbet grupları ve World Wide Web’in sağladığı anonimlik hakkından istifade ile, internette yasa dışı materyaller fütursuzca kullanılabilmekte ve paylaşılmakta.</p>
<p>Ancak baskıcı devlet mekanizmalarının korkusuyla da fikirlerini savunan, yayan ve açıklayan insanlar da internette yazarken anonim kalmak istemektedirler.</p>
<p>Ülkemizde hukuk, İnternetin gelişmesi için kullanılacağı yere onu durdurmaya alet edilen bir silah gibi algılanmaktan bizim tarafımızdan kurtarılmalıdır.</p>
<p>Hukuki Yansıması:</p>
<p>5651 sayılı kanunun yönetmeliğinin hazırlayıcıları, 5651 sayılı yasa ilk çıktığında, içerik sağlayıcıların hepsinin adres ve telefonlarını İnternet sitesine koyma zorunluluğu olacağından dolayı yapılan eleştirileri duymuş olacak ki, kanundaki bilgilendirme yükümlülüğünü: içerik sağlama faaliyeti yürüten ‘ticari ve ekonomik’ sağlayıcılarla sınırlı tuttu.</p>
<p>Özellikle çocuk pornosu ve terörist faaliyetler gibi uç örnekler öne çıkarılarak destek kazandırılmaya çalışılan yeni “İnternet suçları” kanununun içerdiği düzenlemelerin ne kadar tehlikeli olabileceğini, başbakanın temiz internet! kampanyası sırasında gençlere yönelik sarf ettiği “İnternete mümkünse ailenizle birlikte girin. Sadece ailenizin ve okul öğretmenlerinizin onayladığı siteleri ziyaret edin. İnternet ortamında tanımadığınız kişilerle sohbet etmeyin, iletişim kurmayın.” cümleleri pek çok aile tarafından da maalesef teknik ve hukuki bilgisizlikten dolayı paylaşıldığını ve bilişim medyası ve bilişim sektörüyle, ilgili sivil toplum kuruluşlarının da bu bilinçlenme ve kanunlaştırma süreçlerinde iyi bir sınav vermediği de ortada.</p>
<p>İşin Felsefesi:</p>
<p>Sanal uzamda toplumsallaşmanın/ilişkilenmenin günümüzdeki karşılığı olan Facebook, İnternet öznelerinin anonimlikten bilinirliğe/görünürlüğe geçişini imleyen, tam da buradan doğru biçimlenen, biçimlendiren bir toplumsal paylaşım ağıdır. Görmek ve göstermek üzerinden kurulan bu yeni ilişkilenme pratikleri ile mahrem alanın, özel olanın kamusal alana dahli söz konusudur. Bu noktada iki şey vurgulanmalıdır. Bir: Gözün faşizmi bireylerin sanal uzamda gerçekleştirdikleri bu toplumsallaşma eylemliliğini gerek her an, her yerde, her olan bitenden haberdar olmak isteyen devletler, istihbarat örgütleri tarafından gerekse de reklam ve pazarlamaya, yani tükettirmeye endeksli kapitalist şirketler vb. tarafından denetim ve gözetim ağı’na, SiberPanoptikon’a evriltmiştir. İki: Bireyler bile isteye girdikleri bu denli açık ilişkilenme halleriyle bir yandan denetlenmekten, gözetlenmekten haz alma anlamında teşhirciliğe, beri yandan gözetlerken dahi gözetleme/dikizleme ediminde bulunarak röntgenciliğe yönelmişlerdir.</p>
<p>İçerik Sağlayıcı Kavramı:</p>
<p>ülkemizde 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 2. Maddesine göre : içerik sağlayıcı, internet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir. Aynı maddede erişim sağlayıcı ise kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. İnternet sujelerinin bu şekilde tanımlanmasının ardından kanun 4. Maddesinde: içerik sağlayıcının internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumlu olduğunu ifade etmiştir. Ancak 5651 sayılı Kanun’a göre: içerik sağlayıcı, bağlantı sağ-ladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Kanun’un 6. maddesindeyse: erişim sağlayıcıların sorumluluk rejimi düzenlenmiştir. Buna göre erişim sağlayıcı, herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten, 5651 s.k. hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak engelleme imkânı bulunduğu ölçüde erişimi engellemekle yükümlüdür. Ancak Kanun burada doğru bir uygulamayla, erişim sağlayıcının, kendisi aracılığıyla erişilen bilgilerin içeriklerinin hukuka aykırı olup olmadıklarını ve sorumluluğu gerektirip gerektirmediğini kontrol etmekle yükümlü olmadığını da belirtmiştir.</p>
<p>Web 2.0 mantığıyla yayın yapan Facebook, Youtube, Twitter, Friendfeed ve benzeri siteler kullanıcılarının siteye ekledikleri içeriği tekrar kullanıcılara sunmaktadırlar. Bu durumda aslında sitedeki neredeyse hiçbir içeriğin sağlayıcısı durumunda değillerdir. Bugün internette en çok kullandıklarımızın başında gelen bu sitelerin çalışma prensibi yukarıda anlattığımız hukuki sisteme tam olarak uymakta mıdır ve herşey tam olarak açık ve net midir? Maalesef buna evet diye cevap veremiyoruz. Çünkü aslında bu tür siteler ortam sağlayıcısı konumundadırlar ve kanunda ise bu şekilde bir tanımlama yapılmayarak bu siteler de yer sağlayıcı kabul edilmiş ve buna göre sorumlulukları saptanmıştır. Oysa ki yer sağlayıcıdan esasen anlaşılan, sitelere hosting (barındırma) hizmeti sağlayan gerçek veya tüzel kişilerdir. Eğer bu siteler yer sağlayıcı olarak kabul edilirse, Telekominikasyon İletişim Başkanlığı’ndan “yer sağlayıcı faaliyet belgesi” almaları gerekecektir.</p>
<p>Bu nedenlerle kanundaki soruna yol açan bu eksikliğin de bir an önce giderilmeli ve web 2.0 sisteminin getirisi olan ortam sağlayıcıların tanımı yapılarak sorumluluk alanları da kanunda buna göre yeniden belirlenmelidir.</p>
<p>Yer Sağlayıcı Kavramı:</p>
<p>Kanunun 2. maddesinin (m) bendine göre yer sağlayıcı; “Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri” ifade eder. Yer sağlayıcıdan kasıt da, hosting firmalarıdır. Kanununun 5. maddesi uyarınca: yer sağlayıcı, yer sağlayıcılığı hizmeti verdiği içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Yer sağlayıcıya da tıpkı erişim sağlayıcı gibi, haberdar edildiği durumlarda teknik imkanları ölçüsünde, hukuka aykırı içeriği yayından kaldırma yükümlülüğü verilmiştir.</p>
<p>Bölümde konuşulan başlıklar:</p>
<p>1- Blog nedir, blog yazarlığı nedir?</p>
<p>2- İnternetin gelişimiyle ortaya çıkmış, yasalar üstü demokratik bir hak olan “Anonimlik Hakkı”. Anonimlik hakkı fikrinin doğuşu. Hukuki Yansıması. Bizde var mı yok mu? Gerek var mı yok mu? Anonim kalma hakkı kimlerin işine yarıyor? Anayasal bir hak olabilir mi? Anonim kalma gereği neden var ve bir gereklilik olmaktan çıkması mümkün mü yakın gelecekte?</p>
<p>3- Blog yazarının hukuki sorumluluğu nedir 5651 anlamında? İçerik sağlayıcı mıdırlar?</p>
<p>4- Diğer internet sujelerinin durumu nedir bu anlamda?</p>
<p>5- Bloglara yazılan yorumların hukuki durumu?</p>
<p>6- Blogdan verilen bağlantılar ve linklerin durumu?</p>
<p>7- Blogda paylaşılan başka sitelerin içerikleri?</p>
<p>(kopyala-yapıştır, rss ve frame gibi türevler)</p>
<p>8- Yer sağlayıcı mı ortam sağlayıcı mıdır bloglar? Kanunda olmayan bu suje tanımı ileride gelebilir mi ve buna gerek var mı?</p>
<p>9- İçeriğin yayından çıkarılması ve cevap hakkı nasıl oluyor?</p>
<p>10- İnternet erişiminin engellenmesi halleri nelerdir? </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/02/savunma-sanati-bolum-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital delillere Yargıtay&#8217;dan ince ayar</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/dijital-delillere-yargitaydan-ince-ayar/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/dijital-delillere-yargitaydan-ince-ayar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 10:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adli Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[BH Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[adli bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar araması]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Suçları]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim suçu]]></category>
		<category><![CDATA[computer forensic]]></category>
		<category><![CDATA[dijital deliller]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik mühür]]></category>
		<category><![CDATA[HASH]]></category>
		<category><![CDATA[mahkeme kararı]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay]]></category>
		<category><![CDATA[zaman damgası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=451</guid>
		<description><![CDATA[Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bilgisayar ve internet yoluyla işlenen suçlarla ilgili olarak bilgisayar aramalarının nasıl yapılacağı, dijital delillerin hangi usullerle inceleneceği ve e-postaların kaynağının nasıl araştırılması gerektiğine dair örnek bir karar verdi. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/hash-adli-bilişim-300x198.jpg" alt="hash adli bilişim" title="hash adli bilişim" width="300" height="198" class="aligncenter size-medium wp-image-453" /></p>
<p>Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bilgisayar ve internet yoluyla işlenen suçlarla ilgili olarak bilgisayar aramalarının nasıl yapılacağı, dijital delillerin hangi usullerle inceleneceği ve e-postaların kaynağının nasıl araştırılması gerektiğine dair örnek bir karar verdi. </p>
<p>Yargıtay&#8217; 11. Ceza Dairesi&#8217;nin önüne temyiz için gelen dosyanın sanığı hakkında, e-posta yoluyla virüs göndererek bir şirketteki bilgisayarlara  zarar verdiği iddia edilerek dava açılmıştı. </p>
<p>Kararda,<br />
- Virüs içeren bir e-posta veya e-postaların  şikayetçinin bilgisayarlarına virüs bulaştırması sonucu doğacak zararın, şirketin gönderdiği e-postalar aracılığıyla başka adreslere virüs göndererek başka bilgisayarlara zarar vermesi ve kendi bilgisayarlarının sistem dosyalarını silerek çalışamaz duruma getirip iş ve zaman kaybına neden olması karşısında, virüslü veya virüssüz bir e-postayı gönderen bilgisayarı bulmanın mümkün olduğunu, </p>
<p>- E-postayı gönderen bilgisayarın IP numarası, e-postayı gönderen sunucu bilgisayarın IP numarası, gönderici ve alıcı adreslerinin, e-posta almayı ve göndermeyi sağlayan e-postanın sunucu bilgisayarlarının tuttuğu günlük kayıtlarında saklandığını, servis sağlayıcı firmaların bir süre sonra bu kayıtların olduğu dosyaları silebildiğini, bu bilgilerin servis sağlayıcı firmalardan resmi yollarla istenilerek öğrenilebileceğini, </p>
<p>- E-posta sağlayıcı şirketin günlük (log) kayıtları mevcutsa gönderici e-posta adresini, e-postanın yazılıp yola çıkarıldığı ilk bilgisayarın IP numarasını ve IP numarasının sahibi servis sağlayıcı firmanın isminin bulanabileceğini, servis sağlayıcı firmadan da, günlük kayıtları mevcutsa verilen tarih ve saat için bu IP numarasının kullanıcısının öğrenilebileceğini, </p>
<p>- Şayet e-postanın yola çıkarıldığı sistemin IP numarası e-posta sağlayıcı şirketten öğrenilemezse ve e-postayı gönderen adres &#8230;..@yahoo.de olarak bulunursa Yahoo şirketinden; başka bir adres çıkarsa o e-posta adresini sağlayan servis sağlayıcıdan, bu adresi kullanan kişinin sistemde kayıtlı kimlik bilgileriyle, mevcutsa günlük kayıtlarından bu adres aracılığıyla e-posta gönderip almak için sisteme erişildiğindeki tarih ve saatler ile erişilen IP numaralarının öğrenilebileceğini, </p>
<p>- Bu kullanıcı telefonla bağlanan bir ev kullanıcısı ise bağlanılan telefon numarasından kimliğinin kolaylıkla bulunabileceğini, </p>
<p>- Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından; öncelikle e-posta yolu ile virüs göndererek sistemine zarar verilmiş bir <strong>bilgisayarda incelemenin, olayın hemen akabinde yapılması ya da inceleme yapılacak bilgisayarın veya bilgisayara ait veri içeren ünitelerin, olaydan sonra inceleme yapılana kadar hiç kullanılmaması gerektiği</strong>, </p>
<p><strong>- İncelenecek bilgisayarın diskine bazı bilgilerin yazılması, değişmesi veya silinebilmesini önlemek ve söz konusu diskin bütünlüğünü sağlamak için bilgisayarda virüslü dosya üzerinde inceleme yaparken ilk işlem olarak, söz konusu dosyanın birebir (sector-by-sector) yedeğinin alınması (yani incelemenin orijinal dosya üzerinde yapılmaması), daha sonra ikinci olarak alınan birebir yedeğin değiştirilip değiştirilmediğini tespite yarayacak zaman ve bütünlük kontrolü imkanı sağlayan değerin (hash) belirlenmesi,</strong> </p>
<p>- Bir e-postanın kimden geldiğinin tespiti için de, ilk olarak e-postayı gönderen IP adresinin bulunması (örneğin; şikayetçiye gelen e-postanın seçeneklerinden e-posta üst bilgisinin belirlenmesi ve bu üst bilginin uzman kişiler tarafından incelenmesi veya şikayetçiye gelen e-postanın göndericisinin ya da alıcısının e-posta sunucusunun sahibi şirkete belirtilen tarih ve saatte bahse konu e-postanın hangi IP adresinden gönderildiğinin sorulması, </p>
<p>- Daha sonra da bulunan IP adresinin belirtilen tarih ve saatte hangi abone tarafından kullanıldığının ve o abonenin açık adres ve kimlik bilgilerinin talep edilmesi ve bulunan IP adresini kullanan abonenin sanıkla bağlantısının araştırılması gerektiği</p>
<p>hususlarına dikkat çekildi.  </p>
<p>Kararda, bilgisayardaki virüslü dosya veya dosyaların orijinallerinin korunup korunmadığı, birebir yedeklerinin alınıp alınmadığı hususlarının araştırılması, e-posta veya e-postaları gönderenin IP adresinin bilirkişi raporları doğrultusunda tespiti, bulunacak adresin sanıkla ilgisinin belirlenmesi, olay tarihinde şikayetçi ve diğer ilgililerin tanık sıfatı ile dinlenmeleri ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin altı çizildi. </p>
<p>Bu karar, adli bilişim ilkeleri konusunda verilmiş ilk emsal karar olma özelliğini taşıyor. Nitekim, bilgisayarlardan ve ağlardan elde edilen dijital delillerin zaman damgası içerecek şekilde yedeğinin alınmamış olması karşısında, kanunlarımız <strong>(CMK md. 134)</strong> orijinal depolama aygıtının incelenmesi suretiyle elde edilen delilleri hukuka aykırı saydığı gibi, bu tür hukuka aykırı kabul edilen delillerle kimsenin mahkum edilemeyeceğinin altını çiziyor. </p>
<p>BHB Haber</p>
<blockquote><p> CMK Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.<br />
(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya  gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.<br />
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.<br />
(4) İstemesi halinde, bu yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.<br />
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. </p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/dijital-delillere-yargitaydan-ince-ayar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;İnternet&#8217;te sansür ve etkileri&#8221; panelinden akılda kalanlar</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/internette-sansur-ve-etkileri-panelinden-akilda-kalanlar/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/internette-sansur-ve-etkileri-panelinden-akilda-kalanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 08:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Av. Serhat Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Erişim Engelleme]]></category>
		<category><![CDATA[Fikri Mülkiyet]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın baysal]]></category>
		<category><![CDATA[başak purut]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim hukuku merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[ebru baranseli]]></category>
		<category><![CDATA[emre sokullu]]></category>
		<category><![CDATA[eylem 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[internette sansür]]></category>
		<category><![CDATA[ismail hakkı polat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul barosu]]></category>
		<category><![CDATA[korsan partisi]]></category>
		<category><![CDATA[müyap]]></category>
		<category><![CDATA[sansüre sansür]]></category>
		<category><![CDATA[telif hakları]]></category>
		<category><![CDATA[yaman akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[yetkin yokuşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=468</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi tarafından 9 Ocak 2010'da düzenlenen "İnternet'te sansür ve etkileri" panelinden akılda kalanlar... Av. Serhat Koç izlenimlerini yazdı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/panel-300x199.jpg" alt="panel" title="panel" width="300" height="199" class="alignleft size-medium wp-image-469" /></p>
<p>Av. Serhat Koç </p>
<p><strong>İNTERNETTE SANSÜR VAR MI?<br />
</strong><br />
Media Cat&#8217;den Aşkın Baysal ve Bilgi Üniversitesi&#8217;nden Doç. Dr. Yaman Akdeniz&#8217;in modere ettiği panelde, Eylem 2.0&#8242;ın yanısıra aralarında Mü-Yap, Korsan Partisi ve Sansüre Sansür&#8217;ün temsilcilerinin ve bağımsız avukatların da bulunduğu toplam 6 tartışmacı vardı. Mü-Yap Genel Sekreteri Ahmet Asena gelememiş ve kurumu temsilen yerine Av. Yetkin Yokuşoğlu toplantıya katılmıştı. Programda gözükmesine rağmen Tüm İnternet Derneği adına konuşacak olan Füsun S. Nebil, son dakika ortaya çıkan mazereti nedeniyle panele katılım gösteremedi. Bu bölümün moderatörleri ise göreceli olarak &#8220;Hukuk mu İnternet&#8217;i değiştirecek, İnternet mi Hukuku&#8221; adlı ilk panelin moderatörlerini arattılar.</p>
<p>Genel olarak İnternet sansürünün konuşulduğu bu bölümün konu başlıkları ise:  İnternet Sansürü ve İletişim Özgürlüğü, Telif Hakları ve Bilgi Özgürlüğü, Copyleft ve Copyright, İnternet Sansürü ve Bilginin Özgür Dolaşımı, İnternet Sansürüne Karşı çıkan Yeni Siyasal Oluşumlar, İnternet sansürü ve Bilgiye Erişim Özgürlüğü, İnternet Sansüründe Dijital Aktivizm şeklindeydi.</p>
<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/emre-sokullu-150x150.jpg" alt="emre sokullu" title="emre sokullu" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-470" /><br />
Bu bölümde öncelikle Eylem 2.0 hareketi, Emre Sokullu vasıtasıyla; İsmail Hakkı Polat vasıtasıyla Korsan Parti ve Anadolu Üni’den Dr. Ebru Baranseli vasıtasıyla SansüreSansür gibi oluşumlar kendilerini  tanıtma imkanı buldular. </p>
<p> Korsan Parti İsveç merkezli bir politik rüzgar görünümündeydi. İsveç dahil bir çok ülkede resmen  parlamentolarda yer almaları çok önemli bir gelişme. Türkiye&#8217;de ise çalışmalar devam ediyor. İnternet ozgürlukleri, telif haklarının serbestleşmesi gibi konulara eğilen tematik bir hareket olarak çevreci Yeşiller Partisi’ni hatırlattılar. Sansüre Sansür ise gönüllü site kapatma eylemlerinin getirdiği başarılardan bahsetti.</p>
<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/ismail-hakkı-polat-150x150.jpg" alt="ismail hakkı polat" title="ismail hakkı polat" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-472" /><br />
Bu bölüm hepimizin ilgiyle beklediği bölümdü açıkçası ve beklediğimiz gibi de oldukça hareketli geçti. Mü-Yap adına söz alan Avukat Yokuşoğlu&#8217;nun bazı sözleri, gerek konuklar, gerek çevrimiçi soru soranlar için bol bol cevaplama ihtiyacı doğurdu. </p>
<p>Konuşmacılardan İstanbul Barosu’ndan Av. Başak Purut, salondaki konuklardan alkış alan tek konuşmacı oldu. Yıllardır bu konularda konuşulduğunu ama hala bir şeylerin değişmemiş olmasından ve birey olarak bizlerin bundan sorumlu olduğundan bahsetti. Ancak bu konuda hemfikir olduğumuzu söyleyemeyiz. Nitekim, artık <img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/başak-purut-150x150.jpg" alt="başak purut" title="başak purut" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-473" /> İstanbul mahkemelerinden kolay kolay erişim engelleme kararı çıkmıyor, sırf bu nedenle erişim engelleme kararları Trabzon, Diyarbakır, Gebze ve Nazilli gibi taşra mahkemelerinden alınıyor. Demek ki, elle tutulur olmasa da çeşitli ortamlarda konuşmak ve tartışmak küçük de olsa bir farkındalık yaratmış olabiliyor. </p>
<p> Oturumda dinleyici olan Özgür Uçkan’ın zaman zaman söz alması ve dinleyicinin panelistler yerine bizzat ona yönelttiği sorulara da yerinden cevap vermesi, bize herkesin üzerinde kendisinin büyük bir etkisi olduğunu göstermiş oldu.</p>
<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/ebru-baranseli-150x150.jpg" alt="ebru baranseli" title="ebru baranseli" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-471" /><br />
Tartışmacılardan İstanbul Barosu’ndan Av. Erdem Türkekul ise uygulamadan örnekler vererek durumun vehametini gözler önüne seren açıklamalar yaptı. Meslek birlikleriyle ilişkilerinden ve kanunlaştırma çalışmalarından kazandığı tecrübeleri bizimle paylaştı. </p>
<p>Panelin ikinci yarısına ise ağırlıgını MySpace ve Last.FM sansürlemelerine imza atmış olan Mü-Yap temsilcisi Av. yetkin Yokuşoğlu koydu. Mü-Yap temsilcisi, sansürleri uygulayanın kendileri olmadığını, telif haklarını ihlal eden sitelere erişemediklerinden ve iletişim taleplerinin cevapsız kalmasından dolayı ellerinde kalan tek çözümün o <img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/erdem-türkekul-150x150.jpg" alt="erdem türkekul" title="erdem türkekul" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-474" /> sitelerin erişime engellenmesi için şikayette  bulunmak olduğunu savundu. Esasen tazminatın tercih ettikleri bir çözüm yöntemi olduğunu ancak kanunun buna izin vermediğini de iddia etti. Kendilerine yöneltilen eleştiri okları arasında en dikkat çekici olanı da: Türkiye’de erişime engellettirdikleri siteleri kendi ülkelerinde neden dava etmedikleri ve Türkiye’de sansürletme yoluna gittikleri hususundaki sorulardı. Mü-Yap temsilcisinin cevabıysa: &#8220;Bizim asıl amacımız onları pazarlık masasına getirebilmek&#8221; şeklinde oldu. </p>
<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/av.-yetkin-yokuşoğlu-150x150.jpg" alt="av. yetkin yokuşoğlu" title="av. yetkin yokuşoğlu" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-475" /> Toplantıda Eylem 2.0 temsilcisi, telif haklarıyla ilgili taraf olmaktan çekindi ve çekinmeye de devam ediyor. Konuyu Korsan Parti ve Mü-Yap gibi kuruluşlara bırakıyor. Panelin sonunda da yöneltilen son soru  ise &#8220;Eylem 2.0&#8242;ın bundan sonra izleyeceği yol ne olacak, ne adımlar izlenecek?&#8221; şeklindeydi.</p>
<p>Bu soruya cevaben Eylem 2.0&#8242;ın bundan sonra izleyeceği yol ve alınan kararlar ise şöyle sıralandı: Mevcut anti sansür sivil toplum hareketleri birleşecek, hukukçu destekçilerin de katkılarıyla 5651 sayılı Kanun için: site yer sağlayacıysa ve belirli bir popülerlik (anonimlik) noktasına da erişmişse Anayasa’nın 13. maddesiyle uygunluk çerçevesinde hakimin erişim engelleme kararında uzman onayının aranması zorunluluğunun olması şeklinde kabaca anlatılabilecek bir yama önerisi getirilecek, çevrimdışı eylemlerde bulunma gerekliliği çerçevesinde Google&#8217;a basın acıklaması ile duyurusu yapılmak üzere hep beraber sembolik dava açılacak,  AİHM&#8217;ne ana sözleşmesinin 10. madddesinin ihlaline dayanan bir dava yine basın açıklaması ile duyurularak açılacak , toplumsal bilincin yaygınlaştırılması amacıyla Türk televizyonlarında konuyla ilgili daha fazla varlık gösterilecek. </p>
<p>Bütün bir günün ardından, benim aklımda kalan ve kendi özelleştiğim alanlarla ilgili hususlar ise şöyleydi: İnternet sitesi erişimlerinin tedbir olma niteliği asla unutulmamalı ve uygulama bu yönde olmalı, tedbir amaçlı geçici durdurmalar da ancak alt alan kısıtlaması ile sınırlandırılırsa hukuka uygun olacaktır. Pornografi ve çocuk pornografisi ayrımının kanunlarımızda daha açık yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Son tahlilde düşüncemiz, müzik şirketlerinin İnterneti bir pazarlama aracı olarak gönüllü olarak serbest bırakacağı yönünde; nitekim bunun Radiohead gibi güzel örnekleri de artık karşımızda. Bu anlamda sosyal medyayı en etkili şekilde kullanarak İnternette yeni anayasal haklar konusunda bütün platformlar ve organizasyonlar olarak ortak sesimizi tabandan tavana yayma hedefimiz doğrultusunda artan bir hızla yol almaya devam etmeliyiz. Hukukun İnterneti boğmasına ve birilerinin de Hukuku kullanmasına izin vermemeliyiz diye düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/internette-sansur-ve-etkileri-panelinden-akilda-kalanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savunma Sanatı Bölüm 3</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/savunma-sanati-bolum-3/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/savunma-sanati-bolum-3/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 18:02:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim Suçları]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[blogger]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[hack]]></category>
		<category><![CDATA[hacking]]></category>
		<category><![CDATA[profil]]></category>
		<category><![CDATA[savunma sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağ]]></category>
		<category><![CDATA[televidyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[Savunma Sanatı'nın 3. Bölümünde bilişim suçları anlatılıyor. Yetkisiz erişim, e-posta hesabının ve profilin ele geçirilmesi ve hacking suçları tartışılıyor. Savunma Sanatı, internetin televiyonu Televidyon'dan yayın yapıyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/prog-300x189.jpg" alt="savunma sanatı" title="savunma sanatı" width="300" height="189" class="aligncenter size-medium wp-image-446" /></p>
<p><code><script language="javascript" src="http://televidyon.com/video-paylas/2201"></script></code></p>
<p>İnternet dünyasının televizyonu Televidyon&#8217;da yayın hayatına başlayan Savunma Sanatı programının 3. bölümü&#8230;</p>
<p>*E-posta hesabınız mı çalındı?<br />
*Kendi Blogunuza istemediğiniz veriler mi yerleştirildi?<br />
*Ticari Faaliyet yürüttüğünüz internet siteniz hacklendi mi?<br />
*Sosyal paylaşım sitelerdeki profil hesaplarınız başkalarının eline mi geçti?</p>
<p>TÜM BUNLARIN SUÇ TEŞKİL ETTİĞİNİ BİLİYORMUSUNUZ?</p>
<blockquote><p>Bilişim sistemine girme</p>
<p>MADDE 243. &#8211; (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.</p>
<p>(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.</p>
<p>(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</p>
<p>GEREKÇE (Madde 243)</p>
<p>Bilişim sistemlerine karşı suçların düzenlendiği bölümde yer alan bu maddede bilişim sistemine girme fiili suç olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir.</p>
<p>Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak girmek veya orada kalmaya devam etmek fiili suç hâline getirilmiştir. Sisteme, hukuka aykırı olarak giren kişinin belirli verileri elde etmek amacıyla hareket etmiş bulunmasının önemi yoktur. Sisteme, doğal olarak, haksız ve kasten girilmiş olması suçun oluşması için yeterlidir.</p>
<p>İkinci fıkraya göre, birinci fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi, bu suç açısından daha az ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.</p>
<p>Üçüncü fıkrada, bu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi nedeniyle sistemin içerdiği verilerin yok olması veya değişmesi hâlinde failin, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılması öngörülmüştür. Dikkat edilmelidir ki, bu hükmün uygulanabilmesi için, failin verileri yok etmek veya değiştirmek kastıyla hareket etmemesi gerekir.</p>
<p>Sistem içindeki bütün soyut unsurlar, fıkrada geçen “veri” teriminin kapsamındadır.</p>
<p>Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme</p>
<p>MADDE 244. &#8211; (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>
<p>(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.</p>
<p>GEREKÇE (Madde 244)</p>
<p>MADDE 244.– Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, sisteme hukuka aykırı olarak veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme, erişilmez kılma, değiştirme ve yok etme fiilleri, suç olarak tanımlanmaktadır. Böylece sistemlere yöneltilen ızrar fiilleri özel bir suç hâline getirilmiştir. Aracın fizik varlığı ve işlemesini sağlayan bütün diğer unsurları, söz konusu suçun konusunu oluşturmaktadır. Fıkrada seçimlik hareketli bir suç meydana getirilmiştir.</p>
<p>İkinci fıkrada, bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi hakkında işlenmesi hâlinde, verilecek cezanın artırılması öngörülmüştür.</p>
<p>Üçüncü fıkrada ise, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması, ceza yaptırımı altına alınmıştır. Ancak, bu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmedilebilmesi için, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir. Bu bakımdan, fiilin örneğin dolandırıcılık, hırsızlık, güveni kötüye kullanma veya zimmet suçunu oluşturması hâlinde, bu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmedilmeyecektir.</p>
<p>Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması</p>
<p>MADDE 245.- (Değişik madde: 5377 s.K. m.27 8.7.2005-25869) (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;</p>
<p>a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,<br />
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,<br />
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,</p>
<p>Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.</p>
<p>GEREKÇE (Madde 245)</p>
<p>MADDE 245.– Madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.</p>
<p>Banka kartı, bankanın kurduğu sisteme hukuka uygun olarak girmeyi sağlamaktadır. Bu kart, saptanan ve kart sahibince bilinen bir numara marifetiyle, banka görevlisinin yardımı olmadan, kart sahibinin kendi hesabından para çekmesini sağlamaktadır.</p>
<p>Kredi kartları ise, banka ile kendisine kart verilen kişi arasında yapılmış bir sözleşme gereğince, kişinin bankanın belirli koşullarla sağladığı kredi olanağını kullanmasını sağlayan araçtır.</p>
<p>İşte bu kartların kötüye kullanılmaları, söz konusu maddede suç olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Maddeye göre, aşağıdaki şekillerde gerçekleştirilen hareketler bu suçu oluşturmaktadır:</p>
<p>1. Başkasına ait bir banka veya kredi kartının, her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesinden sonra, sahibinin rızası bulunmaksızın kullanılması veya kullandırttırılması ve bu suretle failin kendisine veya başkasına haksız yarar sağlaması.</p>
<p>2. Aynı fiilin, aynı koşullarla sahibine verilmesi gereken bir banka veya kredi kartının bunu elinde bulunduran kimse tarafından kullanılması veya kullandırttırılması; söz gelimi kartı sahibine vermekle görevli banka memurunun kartı kendi veya başkası yararına kullanması.</p>
<p>Aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının ratio legis’lerinin tümünü de içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla, bağımsız suç hâline getirilmeleri uygun görülmüştür.</p>
<p>Maddenin ikinci fıkrasına göre; birinci fıkrada belirtilen fiillerin, oluşturulmuş sahte bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle işlenmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Ancak, bu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmedilebilmesi için, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir.</p>
<p>Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması</p>
<p>MADDE 246. &#8211; (1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.</p>
<p>Hırsızlık</p>
<p>MADDE 141. &#8211; (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.</p>
<p>(2) Ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji de, taşınır mal sayılır.</p>
<p>Nitelikli hırsızlık</p>
<p>MADDE 142.</p>
<p>(2) Suçun;<br />
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,<br />
İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur….”</p>
<p>Dolandırıcılık</p>
<p>MADDE 157. &#8211; (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.</p>
<p>Nitelikli dolandırıcılık</p>
<p>MADDE 158. – “(1) Dolandırıcılık suçunun; …… ……..f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, …….</p>
<p>İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 5377 s.K. m.19 &#8211; 8.7.2005-25869) Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adlî para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.”</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/savunma-sanati-bolum-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuk mu interneti değiştirecek, internet mi hukuku?</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/hukuk-mu-interneti-degistirecek-internet-mi-hukuku/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/hukuk-mu-interneti-degistirecek-internet-mi-hukuku/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 11:23:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BH Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[E-Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Erişim Engelleme]]></category>
		<category><![CDATA[anayasal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[anonimlik]]></category>
		<category><![CDATA[arda kutsal]]></category>
		<category><![CDATA[barış günaydın]]></category>
		<category><![CDATA[bertil emrah oder]]></category>
		<category><![CDATA[biligiye erişim özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan ahi]]></category>
		<category><![CDATA[mahremiyet]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana gürbulak]]></category>
		<category><![CDATA[muammer aydın]]></category>
		<category><![CDATA[netdaş]]></category>
		<category><![CDATA[özgür uçkan]]></category>
		<category><![CDATA[serhat koç]]></category>
		<category><![CDATA[taner sevim]]></category>
		<category><![CDATA[ünsal özmestik]]></category>
		<category><![CDATA[yaman akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetişim]]></category>
		<category><![CDATA[“Netdaş”lık Hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=457</guid>
		<description><![CDATA[
Av. Serhat Koç
YENİ YILDA İNTERNETTE YENİ HAKLARIMIZ MI OLACAK?
9 Ocak 2010 Cumartesi günü, İstanbul Barosu’nda  &#8220;İNTERNET’İN GETİRDİĞİ YENİ HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER” adlı etkinlik gerçekleştirildi. Katılanlarından olduğum bu etkinliğin ardından izlenimlerini siz Bilişim Hukuku Bülteni okurlarıyla paylaşmak istedim. İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi ve www.bilisimhukuk.com organizatörlüğünde yapılan panelde bir anlamda internet sansürleri toplantısı yapılmış oldu diyebiliriz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/20100109INTERNET5-300x199.jpg" alt="20100109INTERNET5" title="20100109INTERNET5" width="300" height="199" class="alignleft size-medium wp-image-458" /></p>
<p>Av. Serhat Koç</p>
<p><strong>YENİ YILDA İNTERNETTE YENİ HAKLARIMIZ MI OLACAK?</strong></p>
<p>9 Ocak 2010 Cumartesi günü, İstanbul Barosu’nda  &#8220;İNTERNET’İN GETİRDİĞİ YENİ HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER” adlı etkinlik gerçekleştirildi. Katılanlarından olduğum bu etkinliğin ardından izlenimlerini siz Bilişim Hukuku Bülteni okurlarıyla paylaşmak istedim. İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi ve www.bilisimhukuk.com organizatörlüğünde yapılan panelde bir anlamda internet sansürleri toplantısı yapılmış oldu diyebiliriz. Etkinliğin tamamı www.istanbulbarosu.org.tr ve www.zeitin.com/nethukuk sitelerince internetten canlı olarak yayınlandı.</p>
<p><strong>İNTERNETTE YENİ HAKLAR PANELİNE NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?</strong></p>
<p>Panel hazırlıkları esnasında program kurulu olarak görev yapan Doç. Dr. Yaman Akdeniz, Dr. Özgür Uçkan ve Av.M.Gökhan Ahi, bu aralar en çok kullandığımız cümlelerden birisi olan: ‘İnternetin artık sosyal, ekonomik ve gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi’ cümlesinden hareket ederek işe başladılar.<br />
 <br />
Öyle ki bu önermeye koşut olarak her geçen gün daha da çok farkediyoruz ki: giderek küçülen, sınırların da anlamını kaybettiği bir dünyada yaşıyoruz. Görüyoruz ki İnternetin yeni topluluk biçimleri, yeni sosyal etkileşim tarzları yaratıyor olması ve dolayısıyla yeni hak ve özgürlük alanları üretiyor olması herkesi olduğundan belki daha çok hukukçuları ilgilendirmelidir. Bu başdöndürücü gelişmeler ışığında: düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması; bilgiye erişim özgürlüğü ve bilgiyi paylaşma hakkı gibi yeni temel hak ve özgürlüklerin Anayasa’da yer alması gereği ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>İşte tüm bu anlattıklarımızdan yola çıkılarak gerçekleştirilen etkileşimli panelde sadece hukukçulara değil, internetle yaşayan herkese yer vardı. Hukukçular, ilgili kurum temsilcileri ve sansür karşıtı dijital aktivistler ilk defa bir araya geldi. </p>
<p>Bilgi Teknolojisi dünyasının en sıcak konuları olan İletişim Özgürlüğü, İnternet Erişim Hakkı, Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı, Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı, “Netdaş”lık Hakları, Anonimlik hakkı, Yönetişim, İnternet Sansürü ve Telif Hakları konularını tartışıldı. Etkinlik, sadece farkındalık yaratmakla kalmadı, aynı zamanda tarafların birbirlerini anlayabileceği ve değerlendirebileceği bir platform olması ve devamında gelecek çalışma gruplarının ateşini yakmasıyla da bu alanda yaşanan büyük bir boşluğu doldurmuş oldu.</p>
<p><strong>AÇILIŞ KONUŞMALARI</strong><br />
 <br />
Panelin sunuş konuşmasını yapan İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Başkanı Av. M. Gökhan Ahi, çift taraflı yayın yapan internetin bütün kavramları kökünden değiştirdiğini söyledi. İnternetin iletişime farklı bir boyut kazandırdığını, bilgiye erişim ve paylaşım özgürlüğü getirdiğini belirten Ahi, artık insanların tepkilerini internet üzerinden dile getirmeye çalıştıklarını, bunun da e-demokrasi açısından sevindirici olduğunu söyledi. Gökhan Ahi, yeni gelişmeler karşısında internetin hukuku değiştireceği görüşünde olduğunu vurguladı.<br />
 <br />
<img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/20100109INTERNET6-150x150.jpg" alt="20100109INTERNET6" title="20100109INTERNET6" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-459" /></p>
<p>Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın ise geçmişe bakıldığında, teknolojinin son yıllarda daha da artan bir hızla geliştiğini, bu gelişmeye ayak uydurmaya çalışırken de doğal olarak uyum sorunu yaşandığının gözlemlendiğini söyledi. Dünyada Bir milyar Yedi Yüz Milyon, Türkiye&#8217;de ise 27 milyon kişinin internet kullandığını, internetin kolay ve hızlı olmasının kullanımını her geçen gün arttırdığını belirten Muammer Aydın, bu hızlı gelişimle oluşan yeni kavramlarla ilgili mevcut düzenlemelerin yetersiz kaldığını, bu nedenle bazı keyfi uygulamaların ön plana çıktığını bildirdi.<br />
 <br />
İnternetteki engellemelerin, site kapatmalarının ve sansür uygulamalarının giderek hız kazandığını, demokrasiye zarar veren bu uygulamaların bir an önce durdurulması için gerekli Anayasal ve yasal düzenlemelerin yapılmasına şiddetle ihtiyaç bulunduğunun altını çizen Aydın: &#8220;İnternet artık yaşayan bir varlık ve ayrı bir dünya haline gelmiştir. Klasik ülkesel sınırların kaybolduğu günümüzde, internetin doğasından kaynaklanabilecek sorunlara eski tip hukuki düzenlemelerin cevap veremediğini de gözlemlemekteyiz&#8221; dedi.</p>
<p>Başkan Aydın, yasal düzenlemelere başvururken özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı, anonimlik ve mahremiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması; bilgiye erişim özgürlüğü ve bilgiyi paylaşma hakkı gibi yeni temel hak ve özgürlüklerin mutlaka Anayasa&#8217;da yer alması gerektiğini vurguladı.<br />
 <br />
İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın sözlerini şöyle tamamladı: &#8220;İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezinin düzenlemiş olduğu bu konferansta konunun uzmanları, internetle beraber gelen değişimleri, yenilikleri, kişisel hak ve özgürlükleri tartışacaklar ve çözüm önerilerini ortaya koyacaklardır. Yeni yılın ilk günlerinde bu alandaki bir ilke imza atan İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi, kişisel haklar ve özgürlükler bakımından önemli bir adımı gerçekleştirmiş, özgürlükler adına konunun kamuoyunda tartışılmasına olanak sağlamış bulunmaktadır. İnanıyorum ki her zaman olduğu gibi bu etkinliğimiz de yine kamuoyunun farkındalığına katkıda bulunacak ve çok önemli olan bu konularda ciddi bir tartışma başlatacaktır.&#8221;</p>
<div id="attachment_463" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/sansür2-300x225.jpg" alt="Fotoğraf: Müge Çerman" title="sansür2" width="300" height="225" class="size-medium wp-image-463" /><p class="wp-caption-text">Fotoğraf: Müge Çerman</p></div>
<p><strong>NELER KONUŞULDU?</strong></p>
<p>6 saati aşkın bir süreye yayılan panelin Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Özgür Uçkan ve Webrazzi.com’dan  Arda Kutsal’ın moderatörlüğünde yapılan ilk oturumunda &#8220;Hukuk mu İnternet’i değiştirecek, İnternet mi Hukuku değiştirecek?&#8221; başlığı tartışıldı.</p>
<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/20100109INTERNET9-150x150.jpg" alt="20100109INTERNET9" title="20100109INTERNET9" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-460" /></p>
<p>Tartışmacılardan Koç Üni.’den Anayasa Hukukçusu Doç. Dr. Bertil Emrah Oder, İnternette yeni gelişen hakların ve ifade özgürlüğünün Anyasa Hukuku açısından detaylı bir incelemesini yaptı ve değerli yorumlarını paylaşarak ciddi tespitlerde bulundu; Anayasa’nın 13. maddesinin basın özgürlüğüne atıfta bulunduğuna ve basında sansürlemenin olağanüstü durumlar dışında gerçekleşemeyeceğine işaret etti ki: hocamınızın bu tespitleri bizlere, internette yasaklamaların ancak cocuk pornosu, terörizm, ırkçılık gibi evrensel olarak  ‘lanetlenmiş’ ve Avrupa Hukuku’nda da sınırları belirtilmiş noktaları aşamayacağını gösterdi.</p>
<p>Anadolu Üni.’den Dr. Barış Günaydın ise düşünce ve ifade özgürlüğü karvamının hukuki temellerine ve günümüzde İnternet üzerindeki yansımalarına değinerek İnternet yasaklarının temel taşı durumundaki 5651 sayılı Kanun’un özünde ifade  özgürlüğüne karşı olduğundan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine de uymadığından bahsederek sınırlandırmaların ölçülülük ilkesine uygun olmadığını  vurguladı. Günaydın, basın ve iletişim özgürlüklerinin çift taraflı ihlalinden söz ederek;  sadece bilgiye ve kanaate ulaşıma taş konulmuş olmuyor, Wordpress gibi kanallara da yasak getirilerek &#8221;kendi kanaatini yayma&#8221; özgürlüğümüze de dur deniyor diyerek bizleri bu konularda uyararak konuşmasını bitirdi.</p>
<p>İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Bşk. Yard. Av. Taner Sevim  ise: İnternette özel hayatın dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı kavramına açıklık getirdi ve problemlerin kaynağının hakimlerin konuya hakim olmaması ve hayatında YouTube&#8217;e girmemiş insanların sadece dosya üzerinden çalışıyor olması olduğu gibi argümanlarını öne sürdü.</p>
<p>İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi üyesi Av. Serhat Koç ise dijital aktivizm ve örgütlenme hakkının internette özgürlük hareketleri bağlamında yeni boyutlarını açıklarken aynı zamanda anonimlik hakkı konusunda da yorumlarını paylaştı. </p>
<p>İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi üyesi Av. F. Ünsal Özmestik ise yeni anayasal haklar ve yönetişim açılımında netdaşlık kavramı ve e-demokrasi konularında görüşlerini bildirdi. Digital Age’den Mevlana Gürbulak ise iletişim özgürlüğü kavramının ve İnternet erişimindeki engellemelerin sektördeki yansımasından örnekler verdi ve &#8220;bugün YouTube&#8217;e erişiyorum, ama ya yarın ne olacak, bugün erişmeme izin veren teknolojilere de yasak getirirlerse ne olacak&#8221; sorusunu gündeme getirdi.</p>
<p>İlk oturumdan ayrıca hatırımızda kalanlar: Digiturk&#8217;ün site kapatma kararını Diyarbakır&#8217;da aldırmış olmasının kasıtlı ve çok çirkin olduğunun konuşulduğu, ihtisas mahkemelerinin yokluğundan yakınıldığı; bilirkişilerin karar verici olmamaları gerektiğinden bahsedildiği oldu.</p>
<p>Oturumun sonunda ise bugün Türkiye’deki mevcut durumun anayasal bilgi edinme hakkının ihlali olduğu saptamasında bulunuldu. Salondaki dinleyicilerin sordukları soruların katılımcılar tarafından cevaplanmasının ardından kahve molasına geçildi ve konuşmacılar bu esnadada salondaki konukların yoğun ilgisine ve sorularına cevap vermeye devam ettiler. Bu sırada özellikle orta yaşın üzerindeki bazı hukukçuların İnternetin doğasını anlayamamış oldukları fikri de pek çok internet kullanıcısının zihninde oluşmuştu. Ancak bu panelden sonra konuya daha ılımlı bakacaklarına da inanıyoruz.</p>
<p><code>
<div><object width="480" height="275"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xbsfzu&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xbsfzu&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="275" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/xbsfzu_ynternet-mi-hukuku-deyiytirecek-huk_tech">İnternet mi Hukuku Değiştirecek Hukuk mu İnterneti ?</a></b><br /><i>Y&uuml;kleyen <a href="http://www.dailymotion.com/dosealas">dosealas</a>. - <a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/tech">Bilim ve teknoloji videoları</a></i></div>
<p></code></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/hukuk-mu-interneti-degistirecek-internet-mi-hukuku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savunma Sanatı Bölüm 2</title>
		<link>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/savunma-sanati-bolum-2/</link>
		<comments>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/savunma-sanati-bolum-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 13:23:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BH Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Suçları]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim suçu]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik hakları]]></category>
		<category><![CDATA[özel hayatın dokunulmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[özel hayatın gizliliği]]></category>
		<category><![CDATA[savunma sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağ]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal network]]></category>
		<category><![CDATA[televidyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilisimhukuk.com/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[

İnternet dünyasının televizyonu Televidyon&#8217;da yayın hayatına başlayan Savunma Sanatı programının 2. bölümü&#8230;
Sizlerden gelen sorular aşağıda, cavapları ise yukarıda&#8230;
1. Tüzel kişiliğe, şirketlere hakaret olur mu?
2. Facebook hesabı çalınmak ile sahte facebook hesabı oluşturmak arasında hukuken ne gibi bir farklılık var?
3. Sırf sahte profil hesabı oluşturmak neden suç değil?
4. Forward (Asparagas nitelikte) suç teşkil eden içeriği başkalarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bilisimhukuk.com/wp-content/uploads/2010/01/prog-300x189.jpg" alt="savunma sanatı" title="savunma sanatı" width="300" height="189" class="aligncenter size-medium wp-image-446" /></p>
<p><code><script language="javascript" src="http://televidyon.com/video-paylas/2191"></script></code></p>
<p>İnternet dünyasının televizyonu Televidyon&#8217;da yayın hayatına başlayan Savunma Sanatı programının 2. bölümü&#8230;</p>
<p>Sizlerden gelen sorular aşağıda, cavapları ise yukarıda&#8230;</p>
<p>1. Tüzel kişiliğe, şirketlere hakaret olur mu?<br />
2. Facebook hesabı çalınmak ile sahte facebook hesabı oluşturmak arasında hukuken ne gibi bir farklılık var?<br />
3. Sırf sahte profil hesabı oluşturmak neden suç değil?<br />
4. Forward (Asparagas nitelikte) suç teşkil eden içeriği başkalarına göndermek suçmudur?<br />
5. Kişisel veri nedir? Türkiye’de korunuyor mu?<br />
6. Facebook’ta benim adıma sahte profil açmışlar resmimi kopyalamışlar ne yapmam gerekiyor?<br />
7. Adıma sahte profil hesabı açıldığında, neden ben gidip ceza davası açamıyorum? Savcılığa başvurmam şart mı? Şüphelendiğim biri var onu şikayet edebilirmiyim?<br />
8. Benim adıma sahte profil hesabı açan kişiye tazminat davası açabilirmiyim?<br />
9. Facebook&#8217;tan resimlerim kopyalanıp başka bir facebook hesabı ve başka isim kullanılarak kişisel bütün resimlerim facebook ta şuan günde yüzlerce kişiye arkadaşlık talebi yolluyor bu konuyla ilgili yasal bir durum hakkım var mı ?</p>
<p>Serhat Koç ve Ünsal Özmestik hazırlayıp sundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilisimhukuk.com/2010/01/savunma-sanati-bolum-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
