Av. M. Gökhan Ahi,Bilgi Teknolojileri,E-Demokrasi,Erişim Engelleme,Online Yayıncılık 21/03/2014 22:26

Yeni Sansür Yasasıyla Ötelenen Bilgi Toplumu Hayalleri

Av. M. Gökhan Ahi

Tarihte, fikirlerin serbestçe dolaşımını ve bilgilerin aktarımını özgür bırakan topluluklarda ve halklarda; bilim, teknoloji ve felsefe alanında insanlık adına büyük gelişmeler yaşanmış, demokrasi ve özyönetimin temelleri atılmıştır.

Matbaanın bulunması ve yaygınlaşmasıyla, bilgi ve fikirler daha geniş kitlelere ulaşma imkanı bulmuşsa da, matbaalar çoğu zaman yönetenlerin kontrolünde kalmıştır. 18. yüzyıldan itibaren bir çok ülkede düzenli sürelerle yayınlanan gazeteler, bilgiye ve habere ulaşma, fikirlerin ve önemli düşünürlerin yazılarının kitlelere ulaşmasında oldukça etkinlik sağladı. Ancak, gazeteler de tarih boyunca iktidarlar tarafından kontrol edilmeye çalışıldı. Kimi zaman doğrudan sansür uygulaması, kimi zaman da ekonomik ve özgürlüklerden yoksun kılınma baskısıyla oto-sansür mekanizmaları devreye girdi. Gazeteler ayrıca, topluma verilmesi gereken mesajları ve yanlı bilgileri de taşıyan bir manipülasyon aracına da dönüşebildi.

Teknolojinin gelişmesiyle iletişim olanaklarına Radyo ve Televizyonlar da katıldı. Ancak, Radyo ve Televizyon, gazetelerin kaderine ortak olarak, başta manipülasyon olmak üzere, iktidarların sesi niteliğine kavuştu. Gazete ve kitap sınırlı sayıda kitlelere ulaşabilirken, radyo ve televizyon yayınları sınırsız sayıda kitleye en güncel haliyle ulaşabiliyor, dolayısıyla kitleleri etkilemek için fazlasıyla manipülatif iletişim araçları haline gelebiliyordu. Bugün hemen hemen her ülkede, basın, radyo ve televizyon sıkı denetim kurallarına bağlı, izin, ruhsat ve imtiyazlarla yayınlarını sürdürmeye devam etmektedir. Geleneksel veya başka bir deyişle konvansiyonel kabul edilen bu kitle iletişim araçlarının ortak özelliği ise, ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin yeterince interaktif olamamasıdır.

90’lı yılların ikinci yarısı halka inen ve 2000’li yılların başında gelişen internet teknolojisi, insanlığa iki taraflı, etkileşimli, düşük maliyetli (çoğu zaman ücretsiz) ve herhangi bir izin, ruhsat ve imtiyaz gerektirmeyen bir kitle iletişim aracı haline geldi. İlk başta, statik ve interaktif olmayan web siteleri ile anlık mesajlaşma sağlayan Internet Relay Chat (IRC) dönemi yerini, önce dinamik web siteleri ve internet forumlarına, daha sonra kolaylıkla kurulup işletilebilen bloglara, sonrasında ise sosyal ağlara bıraktı.

İnternet ve Bilişim Teknolojileri, ekonomi, finans, ticaret, sağlık, medya gibi sayılamayacak bir çok alanda toplumları, kurumları ve bireyleri dönüştürürken; Sosyal Medya ise ilk çıkışından bu yana, hem bir özel iletişim aracı olarak, hem de bir kitle iletişim aracı olarak konvansiyonel iletişim araçlarını da evrilmeye ve farklılaştırmaya itti.

Mobil internetin ucuzlaması ve yaygınlaşmasıyla, ses görüntü kaydeden ve bunu anında yayınlayabilen akıllı telefonların büyük sayılara ulaşması, artık herkesi kendi başına bir Medya, Yayıncı, TV, Radyo haline getirdi. İşin en iyi tarafı, internet için ruhsat, imtiyaz, başvuru gibi prosedürlerin hiç bir zaman gerekmiyor olması.

Yüzyıllardır birilerinin tekelinde olan ve kitleleri daha sıkı yönetebilmek için saklanan bilgiye ulaşmak, araştırmak, tartışmak, sorgulamak, paylaşmak yeni dünyanın alışılagelmiş sıradan faaliyetleri haline geldi. Bilişim alanındaki gelişmelerin, toplumsal alanda önemli ve köklü değişikliklere yol açması,  özellikle kitle iletişim alanında yaygınlaşması ve gelişmesi, uluslararası sınırları ortadan kaldırarak, bilginin yakın ve dar bir çevre yerine küresel anlamda paylaşılmasına sebep olmuştur.

Bir çok devlet, bu tür bir sınırsız bilgi paylaşımını tehlikeli görmüştür. Zira, devlet sırları da dahil artık hiç bir şey gizli kalamıyor. Çocuk pornografisi, kara para aklama, terör, ırkçılık gibi tehditlere karşı yasal düzenlemelerin arka planında ise (güya suçla mücadele edebilmek amacıyla) internete ve sosyal medyaya kısıtlamalar getiriliyor. Bazı devletler de bilginin ve fikirlerin özgürce yayılabilmesi için internete ve bilgiye erişim hakkını Anayasal bir koruma altına almaya çalışıyor.

Türkiye ise, yeni internet yasasıyla, vatandaşa bilgiye erişme özgürlüğü değil, iktidarlara interneti kontrol altında tutma, istediği yayını çıkarabilme, istediği siteyi engelleyebilme özgürlüğü veren ülkelerden oldu. Biz ne kadar engelleri bireysel olarak aşabilirsek aşalım, toplumun büyük bir kısmı engellenmiş interneti kullanacak. Bilgi toplumu hayalleri ise sonraki bir 10 yıla kalacak.

(Bu yazı Digital Age dergisinin Mart 2014 sayısında yayınlanmıştır)

Tags:

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
write your paper help with social studies homework what website will write a paper for you custum writing homework help american history