Av. Şebnem Ahi,Kişisel Veriler,Sosyal Ağlar,Unutulma Hakkı 01/02/2014 20:01

Unutulma Hakkı (The right to be forgotten)

Av. Şebnem Ahi

 

Avrupa Birliği üyelerinde geçerli olmak üzere Avrupa Komisyonu tarafından 1995’te oluşturulan direktifte unutulma hakkı olarak düzenlenen bu hak, bir nevi uluslararası anlamda diğer ülkelere de bu hakkı hukuki tabana yerleştirmede model olması için oluşturulmuştur.

 

Unutulma hakkı kişilere dijital geçmişte internet üzerindeki haklarında yer alan rahatsız edici içerikleri veya üzerinde hak sahibi oldukları kişisel verileri silme ve daha fazla yayılmasını önleme hakkı tanır. Bu hak, kişilere kişisel verileri üzerinde kontrol yetkisi veren bir haktır. Bu hakkın kullanımı, kişilerin yalnızca rızaları ile verdikleri bilgiler üzerinden değil aynı zamanda kişiden habersiz 3. Kişiler tarafından oluşturulan işlenen ve yayılan  içeriklere de ilişkindir. Aynı zamanda bu hakkın kullanımı için bu veriler üzerinde kişinin hak sahibi olması ve silinmesini istemiş olması gerekir. Yani bu hakkı, hak sahibi dışında bir kişinin kullanması mümkün değildir.

 

ABD’de bu karar, halkın düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı tehlike oluşturduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Ancak Avrupa Komisyonu bu hakkın üzerine gitmekte ve bu yıl tasarı aşamasına taşıdığı revizyonla unutulma hakkının diğer adıyla silinme hakkının kapsamını daha da genişletmeye yönelik düzenlemeler yapmıştır. 11 kısım ve 91 maddeden oluşan bu tasarı, oldukça karışık ve uzundur. Gerekçesi ise, hassas kişisel verilerin her saniye hızla yayılıyor olması ve ticari amaçla ve istihbarat amacıyla kuruluşlar ve devletlerin eline geçmesi, kullanılmasıdır. Ayrıca içeriğin  ya da kişisel verilerin internete düşmesinden itibaren kişinin hakkındaki bu içerik ve veri üzerinde tüm kontrolü  kaybediyor olması ve global olarak güvenliğe dair yasal bir altyapı ihtiyacının varlığıdır.

 

Avrupa Komisyonu’ndan yeni tasarı

 

1995’te düzenlenen regülasyonun yerine geçecek olan yeni tasarıya göre değişiklik tanımlamalardan başlanmış ve veriler üzerinde kişisel hak sahibi kişilere ‘data subject’ yani veri sujesi, bu verileri işleyen birey, ajans, kamu otoritesi veya ticari kuruluşlara da ‘controller’ yani kontrol eden tanımı getirilmiştir.

 

Bu hak, kişilere haklarındaki kişisel verilerin silinmesini talep etme hakkı vereceği gibi, hukuksal bir yaptırım ya da düzenleme olmasa dahi veriyi kontrol edenlerden bunu talep etme hakkı getirecektir. Aynı zamanda verinin taşınabilirliği konusuna da yeni düzenleme ile değinilmiştir.

 

Düzenlemenin bir yanı da şirketlere uzanmaktadır. 250’den fazla çalışana sahip şirketler için veri koruma görevlileri zorunluluğu getirilecek ve kuruluşlar için gecikmeksizin ve mümkün olan yerlerde 24 saat içinde veri ihlallerini rapor edecek. Ancak bu durum uygulamada şirketlerin büyümesini engelleyeceği düşünüldüğünden tepki toplamıştır.

 

Elbette unutulma hakkının da sınırları bu tasarı ile belirtilmiştir. Toplanan ve kullanılabilen verinin eksik, yanlış veya amacına hizmet etmemesi veya veri sahibinin işleme konulması için verdiği rızayı geri çekmesi veya buna itiraz etmesi hallerinde bu hakkı kullanmak mümkün. Aksi halde yalnızca eleştiri niteliğindeki veya kamunun yararına olan veriler üzerinde veri sahibi olunsa dahi bu hakkın kullanımı mümkün değil.

 

Bu talep sonrasında veri kontrolü ile yükümlü kontrol eden de veriyi silmekle veya yok etmekle yükümlü. Ancak bunun da sınırları belirlenmiş durumda. Şayet bu verilerin kullanımı ve işleme konulması ifade özgürlüğü kapsamında ise, kamu yararı varsa veya verinin işleme konulması bir hukuki zorunluluk ise kontrol edenin bu talebi reddetme hakkı var.

 

Bu arada düzenleme, AB üyesi olmayan ülkelerin adli birimleri veya kollukları tarafından AB üyesi ülkede bulunan firmalardan bilgi veya veri talep edilmesi durumunda bilgi paylaşımı konusuna da kuvvetli güvenlik önlemleri getirmektedir. Buna göre veri paylaşılmadan evvel yetkili otorite tarafından Kabul edilmesi gerekecektir. Ayrıca böyle bir transfer için firmanın öncelikle veri sahibi kişiden izin alması gerekecektir.

 

Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi ve Türkiye’de Kişisel Verilerin Hukuki Durumu

 

Bu noktada uluslararası anlamda bilgi paylaşımı bakımından Avrupa Komisyonu ülkeler arasındaki Siber Suçlar sözleşmesine de değinmemiz gerekir. Bu sözleşme, Avrupa Konseyi tarafından imzalanmış, bilgisayar suçlarını esas alan ilk uluslararası sözleşmesidir. Ulusal kanunlar arasında uyum sağlamak ve ülkeler arasında işbirliğini arttırarak veri ve bilgi paylaşımının kolaylaşmasını amaçlamaktadır. Kanada, Çin, Japonya gibi ülkeler tarafından aktif olarak uygulanmaktadır.

 

Bu sözleşme Türkiye tarafından imzalanmışsa da iç hukukumuzda uygulama yapacak kişisel verilerin korunması kanunu uzun yıllardan beri tasarı aşamasında kaldığından, bu sözleşme şartları ülkemizde uygulama alanı bulamamaktadır. Bu sebeple de uluslararası anlamda emniyet ve yargı birimleri arasında bilgi paylaşımı ya da ABD veya AB menşeili firmalardan (Twitter, Facebook, Yahoo gibi) bilgi talep edildiğinde bu bilgiler paylaşılmamaktadır.

 

Nitekim kişisel verilerin korunmasına dair herhangi bir kanunumuz olmadığından, uluslararası bilgi paylaşımı konusunda ülkemize duyulan bir güvensizlik de söz konusudur. Çünkü bu ülkelerde paylaşılan verilerin gizliliğinin ve güvenliğinin global anlamda korunması esastır. Elbette kişisel verilerin korunması kanununun olmayışı, iç hukukumuzda da büyük bir boşluk doğurmaktadır.

 

Kişisel veri, bir kişiyi tanımlamaya yetecek isim, fotoğraf, kimlik numarası ve kredi kartı gibi bilgilerdir. Bu verilerin korunması, kişinin mahremiyetinin ve özel hayatının korunmasına hizmet eder. Sorun, bu verilerin yalnızca hukuka aykırı elde edilmesi değildir. Diğer yandan çeşitli kamu, yarı özel yarı kamu veya özel kuruluşlar tarafından bu verilerin depolanması ve ticari amaçla olsun ya da olmasın kullanılması ve yayılması da hukuka aykırı haller arasında sayılabilir. Bu kurum ve kuruluşlar örneğin sağlık, adalet, emniyet gibi alanlarda kimi zaman otomatik olarak verileri toplamakta, kimi zaman da kişilerin hizmet alabilmek için paylaşmak zorunda kaldığı kişisel verileri toplamaktadır.

 

Türkiye’de kişisel verilerin ihlaline örnekler

 

Örneğin sağlık konusunda hastanelerdeki kayıt sisteminin, eczanelerdeki sistemlerin içinde yer alan bilgilerin gizliliği ve güvenliğinin sağlanması zorunluluğu bir yana, diğer yandan bu verilere ulaşılabildiğinde sigortalar, işverenler ya da kötü niyetli kişiler bu verileri kişiler aleyhine kullanabilmektedir. Bu veriler sayesinde kişinin ne hastası olduğundan ve geçmişte kullandığı ilaçlardan tutun da, genetik bilgilerine kadar verilere erişilebilir. Diğer yandan ailelere aile hekimliği tarafından gebelik söz konusu olduğunda mesaj gönderilmesi olayında olduğu gibi, kişilerin hem kişisel verilerinin ihlali hem de özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşabilmektedir.

 

Örneğin kişinin sağlık dosyasında geçmiş kayıtlarında geçirdiği bir bulaşıcı hastalık varsa, bunun açıklanması işyerindeki kamu sağlığının korunması açısından önem taşıyabilirken diğer yandan kişinin kişisel verilerinin ihlali anlamına gelir. Bir diğer örnek ise, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi yaptırması gereken testler sırasında ortaya çıkabilecek geçmiş kayıtlarda bulaşıcı hastalığın söz konusu olması durumudur. Nitekim evlenirken, süregelen bir bulaşıcı hastalık varsa, bunun sonradan öğrenilmesi durumunu kanun hukuka aykırı hallerden saymıştır. Ancak bu sırada bu bilgilerin 3. Kişiler ile paylaşılması kesinlikle kişisel verilerin gizliliğinin ihlali anlamına gelir. Diğer yandan kişi, bulaşıcı hastalığı geçmişte geçirmiş ve iyileşmişse, artık bunun toplum tarafından bilinmesinde bir kamu yararı bulunduğundan bahsedilemez. Kaldı ki hastalığı devam etse de etmese de bu bilgilerin kişisel bilgi olduğunu eklememiz gerekir.

 

Ne yazık ki bu olay yalnızca sağlık alanında yaşanmamaktadır. Adalet alanında UYAP adıyla bilinen Ulusal Yargı Ağı Projesi’nde kayıtlı adli bilgilere ulaşılabilmesi durumunda kişiler hakkında açılmış soruşturmalara da ulaşılabilir. Örneğin tarihte adam öldürmeden yargılanmış ancak daha sonra suçsuzluğu ispatlanmış bir şahsın, bu bilgilerin işverenler, kişiler, medya tarafından ele geçirilmesi mahremiyetin ihlali anlamına gelir. Nitekim kişi bu suçu gerçekten tarihte işlemiş ve cezasını çekmiş olsa dahi, bu bilgi kişisel veridir ve topluma kişinin yeniden kazandırılması ve adapte olması aşamasında büyük bir engel oluşturmaktadır.

 

Her ne kadar Türkiye’de unutulma hakkı, kanunlarda hak olarak düzenlenmiş olmasa da kanunda görünümleri farklı şekillerde düzenlenmiştir. Kişilerin özel hayatına, ailevi yaşamına, cinsel tercihlerine, dini inançlarına, sağlık durumlarına dair tüm alanlardaki bilgileri gizlidir. Bu bilgilerin ele geçirilmesi, depolanması, yayılması da özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve Türk Ceza Kanununda bu ihlal suç olarak düzenlenmiştir.

 

Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı yollarla ele geçirme ve yayma eylemleri de kanunumuzda suç olarak düzenlenmiş olup, bu suçun kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanması durumunda da ağırlaştırıcı nitelikteki ceza öngörülmüştür.

Nitekim unutulma hakkını savunan düşüncenin dayanağı AİHS madde 8 ile de özel hayatın gizliliği korunmaktadır. Ayrıca Anayasada mevcut 20. Maddeye 2010 yılında yapılan ek ile kişisel verilerin korunmasını isteme anayasal hak haline getirilmiştir.

 

Bu verilerin korunması, toplanması, depolanması, değiştirilmesi, yok edilmesi, kamuya açıklanması internet kullanımı arttıkça zorlaşmıştır. Kişisel veri niteliğindeki bilgilerin ele geçirilerek bankacılık, eticaret gibi alanlarda kullanılması veya bu verilerin ele geçirilerek internet ortamlarında örneğin şirket içi yazışmalarda, forum ve haber sitelerinde, sosyal ağlarda açığa vurulması yoluyla da hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, dolandırıcılık gibi suçlarla kişilik hakları zedelenen şahıslar maddi ve manevi zarara uğrarlar.

Kişisel veriler ele geçirildiğinde işlenmesi mümkün bu suçlar da yine ceza kanunumuzda düzenlenmiş ve adli para cezası, hapis ve güvenlik tedbiri gibi yaptırımlara bağlanmıştır. Diğer yandan daha önce bahsettiğimiz gibi kişilik hakları medeni kanun ile de korunmaktadır. Aynı zamanda 5651 sayılı yasa ile de aslında unutulma hakkının bir görünümünden bahsedilebilir. Uyar- Kaldır sistemi gereği hukuka aykırı içeriğin kaldırılması için içerik, yer ve ortam sağlayıcıya yapılacak taleplerle çıkarılması mümkün olduğu gibi, sonuca ulaşılamazsa bu yönde mahkeme kararı alınması da mümkündür.

 

Unutulma hakkının kullanımına ilişkin örnekler

 

Unutulma hakkının kullanımına dünyadan ve Türkiye’den verilebilecek örneklere değinecek olursak, geçtiğimiz yıl Avusturalyalı Milorad Trkulija, Google’Da uyuşturucu baronu ile adı ve resimleri birlikte anıldığı için Google’a dava açmıştır. Kişi geçmişte sırtından vurulmuş, olay çözülememiştir ve polis bu olayın uyuşturucu baronlarından yer altı dünyasından kaynaklanmadığı sonucuna varmıştır. Ancak bu tarihten sonra kişinin adı ne zaman Google’da aransa, ismi ve fotoğrafları sürekli yer altı dünyası isimleriyle birlikte anılmış ve sanki kendisi de suçluymuş ve rakipleri tarafundan vurulmuş, aralarında husumet varmış gibi sonuçlar yer aldığını ifade etmiştir. Google’a karşı açılan bu tazminat davasında, Google savunmasında kendisinin yayıncı olmadığını çeşitli algoritmalarla bu sonuçların haberi yapan kaynak sitelerden otomatik çekildiğini belirtmiştir. Mahkeme davayı web üzerindeki arama sonuçları ve görsel arama sonuçları bakımından iki ayrı koldan incelemiş ve web arama sonuçlarında sorumlunun kaynak siteler olduğunu, Google’ın sorumlu olmadığı kararına  varmıştır. Ancak görsel içerikler bakımından davacı, görsel içeriklerin kaldırılması için Google’a şikayette bulunmuş olduğundan ve dikkate alınmadığından Google’ı sorumlu bulmuş ve tazminata hükmetmiştir.  Ayrıca aynı dava Yahoo arama motoruna karşı da kazanılmıştır.

 

Bu noktada Google’ın arama politikasına değinecek olursak, Google arama politikası gereği böyle bir durumda içeriğin kaldırılması için sırasıyla once kaynak siteye, içerik sağlayıcıya, yer sağlayıcıya ve hosting firmasına, reklamverene gidilmesi gerektiğini açıklamıştır. Amaç, mahkeme aşamasına taşınmadan sorunu çözmektir. Bizim 5651 sayılı kanunumuz da aynı uyar- kaldır dediğimiz sistemi benimsemiştir. Kanundaki süreler beklendiğinde bu yolla sonuç alınamaz ise mahkemeden içeriğin kaldırılması kararı ya da kanunda sayılan katalog suçların varlığı söz konusuysa tedbir olarak erişime engelleme kararı alınabileceği düzenlenmiştir. Diğer yandan bu durumda kişilik hakları zedelendiğinden tazminat davaları da açılabilir.

 

Aynı şekilde markaların, firmaların da bu hakkı olmakta ve örnek olayda olduğu gibi markaya zarar verecek nitelikte ya da ticari faaliyetlerine zarar verecek şekilde suç işlemiş bir kişi ya da çalışanı ile anılmak tüzel kişinin kişilik haklarına zarar vereceğinden bahisle içeriğin çıkarılması istenebilir ve tazminat davası açılabilir. Elbette bu durumlarda yayıncının ya da barındırma hizmetinin yurtdışından alındığı durumlarda infazının zor olduğundan daha öncede bahsetmiştik.

 

Google açıkladığı politikasında, kredi kartı, kimlik gibi hassas kişisel bilgiler internette yayınlanırsa, haber verildiği takdirde derhal bu içerikleri kaldırtacağını da belirtmiştir. Çünkü bunlar en temel kişisel verilerdendir. Ancan yine önemli husus, kaynak siteden içeriğin kaldırılmasıdır. İçerik kaynak siteden kaldırıldığında da bir süre daha Google arama sonuçlarında görüntülenmeye devam edeceğinden, Google bu verilerin bulunduğu URL’lerin kendisine bildirilmesini ve kaldırabileceği hususunu açıklamıştır. Kişi, unutulmasını istediği kişisel verileri dışında hakkında çıkan olumsuz içerikleri de yayından çıkarmak isteyebilir. Bu durumda yine kaynak siteden çıkarılması yoluna gidilebileceği gibi, online itibar yönetimi yapılarak kişi ve kurumlar hakkındaki olumsuz içeriklerin yeri olumlu içerikler ile de değiştirilebilir.

 

Unutulma hakkının gerekliliğini yansıtan örnekler çoğaltılabilir. Örneğin son günlerde ülkemizde oldukça ses getiren yolsuzluk davasında gözaltına alınan bir işadamının sürekli olarak adının eşi olan ünlü bir şarkıcı ile anılıyor olması söz konusudur. Bu durumda sanatçının adı arama motorlarında arandığında çıkan sonuçlarda sanki bu yolsuzluk davası ile ilişkisi varmışcasına adı ve fotoğrafları anılmaktadır. Dolayısıyla yıllar sonra dahi bu içerikler kişinin peşinden gelecektir. Bu noktada yalnızca içeriklerin yayından çıkarılması yetmez. Nitekim şahıs, maddi ve manevi zarara uğramış olabilir ve hatta bu içerikler özel hayatın gizliliğini ihlal ya da hakaret suçu da oluşturuyor olabilir. Dolayısıyla hukuki sürecin başlaması kaçınılmazdır.

 

Aynı husus siyasiler için de geçerlidir. Kişiler hakkında eksik ve yanlış bilgilerin internete düştükten sonra hızla yayılması mümkündür. Hakkında soruşturma açılmış bir kişi, devlet adamı olsun ya da olmasın, soruşturma sonuçlanmadan suçlu addedilemez ve suçluluğu kanıtlanmadan hakkında çıkan haberler ile anılacak olması sebebiyle unutulma hakkından faydalanma ihtiyacı bu noktada da doğmaktadır. Elbette kamunun bilgilendirilmesi ve ifade özgürlüğü kısıtlanmadan bu hakkın kullanımı gerekir.

 

Sosyal ağlarda istenmeyen içerikler bakımından ‘unutulma hakkı’

 

AB modeli tasarı, unutulma hakkını yalnızca eksik ve yanlış bilgiler ve içerikler açısından düzenlemişse de, kişilerin ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyecek nitelikte kendileri ve başkaları tarafından yayınlanan görselleri açısından da durumu incelemek gerekmektedir.

 

Örneğin, daha önceki yaşam şartlarınıza tamamen zıt yönde anlayışa sahip bir firma ile ortaklık yapacaksınız veya yeni bir işe gireceksiniz veya evleneceksiniz ve  sosyal ağlarda paylaştığınız içerikleri silmeye karar verdiniz. Bu noktada bilgilerinizi yayınladığınız site şartları el verdiği ölçüde içerikleri silebilirsiniz ancak unutulmaması gereken husus internette attığınız her adımın kaydedildiğidir. Siz silseniz dahi, başkalarının bloglarında, sosyal ağ hesaplarındaki albumlerinde veya bu tip sitelerden çeşitli bot yazılımlar ile içerik çeken ve indeksleyen sitelerde, başkaları tarafından çekilmiş ve yayınlanmış fotoğraf ve videolarınız, yazılarınız, röportajlarınız olabilir ve etiketli olmasanız dahi yayınlanmaya devam edebilir.

 

Bu durumda özel hayatınızın gizliliği ihlali söz konusu olduğundan bahisle bu tür içeriklerin kaldırılması için 5651 sayılı yasada yer alan uyar kaldır yoluna gidilebilir, sonuç alınamazsa kanunda yazılı şartları oluştuğu sürece suç duyurusunda bulunulabilir ve tazminat davası açılabilir. Ayrıca kendi rızanızla bu fotoğraf ya da videolar çekilmiş olsa dahi, kişilik haklarınızı zedelemekte ise kişilik hakkının ihlalinden sebep tazminat hakkınız saklı kalacaktır.

 

Ölümden sonra dijital miras ve unutulma hakkı

 

Son olarak, kişisel verilerin doğumdan ölüme kadar korunmasının da yetmeyeceğinin altını çizmek gerekir. Ölümden sonra da kişisel verilerin ne olacağı konusu tartışmalıdır. Bu varlıkların mirasçılara geçip geçmeyeceği hususunda kanunumuzda bir düzenleme bulunmamaktadır. Örneğin, ticari faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir e-ticaret sitesinin ya da bu faaliyetlerin yürütüldüğü eposta hesaplarının işletme hakkının ve şifre bilgilerinin mirasçılara geçip geçmeyeceğinin düzenlenmesi gerekir. Nitekim internet üzerindeki ticari faaliyetlerin hızla yol aldığı günümüzde kanunda böyle bir eksiklik, daha sonra uygulamada önü alınamayacak boşluklara sebebiyet verecektir.

 

Diğer yandan ölüm sonrası kişi hakkında yayınlanmış içerikler üzerinde mirasçıların bu içeriklerin yayından kaldırılmasını isteme bakımından bu bilgiler üzerinde hak sahibi olup olmadığı konusu da  muammadır. Örneğin ölmüş bir kişinin yaşamı sırasında hakkında internette yayınlanmış asılsız içerikler veya ölüm şekline ve sebebine dair yanlış içerikler, mirasçılar bakımından maddi ve manevi zarara sebebiyet verebilir. Ailesi ve geride kalanlar ya da geride bıraktığı ticari kurumları bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Bu noktada ceza kanunumuzda düzenlenen ölünün hatırasına hakaret suçundan bahsedebilirsek de söz konusu madde yine tam olarak unutulma hakkının karşılığını vermemekte ve yaptırım uygulanması için ölenin hatırasına yönelmiş bir hakaretin varlığını aramaktadır. Oysa unutulma hakkı, yanlış ve eksik bilgi içeren içerikleri kapsayan bir haktır.

 

Bahsi geçen örnek olaylar ve benzerleri söz konusu olduğunda, ülkemizde açılabilecek davalar ancak kişilik haklarının zarar görmesi, özel hayatın ihlali, iftira, hakaret, yalan haber, kişisel verilerin ihlali sebebiyle suç duyuruları olabilir ve tazminat davaları açılabilir. Bu hususlarda dava açabilmek ve bu istemle yargı önüne gidebilmek için,  kanunda aranan suçun unsurlarının mevcut olması şartı aranır.  Ancak bu düzenlemelerin hiçbiri tam olarak unutulma hakkının karşılığını vermemektedir. Bu bakımdan yargı önünde unutulma hakkına dayanılması mümkün olmadığı gibi tam olarak bu hakka dayanan bir taleple dava açılması da mümkün değildir.  AB’de bu kadar üzerine düşünülen ve düzenlemeler getirilen unutulma hakkının, 5651 sayılı yasa için son günlerde meclis önüne getirilen tasarıda dahi bulunmayışının tek sebebi ancak kişisel verileri koruma kanunumuzun olmayışına bağlanabilir.

 

Türkiye’de ‘unutulma hakkı’

 

Unutulma hakkının çıkış noktası olan  kişisel verilerin gizliliği ve güvenliğine AB’de ne kadar önem veriliyor ise Türkiye’de gerek kanunlar ve uygulamada gerekse  uluslararası sözleşmeler anlamında büyük bir boşluk söz konusu olduğundan, sırf bu sebepten uluslararası anlamda yargı ve kolluk mercileri arasında  bilgi paylaşımı da yapılamamaktadır.

 

Türkiye’de henüz unutulma hakkı düzenlemesi bulunmadığı gibi, aksine internetteki her hareketimiz takip edilmekte ve sanal tarihimizde attığınız tüm adımlar aleyhte kullanılabilmektedir. Bu durum, sadece sağlık, emniyet, adliye gibi alanlarda değil, kişisel ve kurumsal anlamlarda da karşımıza çıkmaktadır. Diğer yandan açıkça kanunda yer alsaydı kamuya mal olmuş kişilerin bu hakları hangi sınırlar kapsamında kullanılmalı, kullanılırsa halkın bilgi alma ve diğer yandan ifade özgürlüğü kısıtlanmış olur mu, bu hususların açıklığa kavuşturulması gerekir.

 

Unutulma hakkı henüz bizde hak olarak tanımlanmış olmasa da,  kişilerin özel hayatına, haberleşme özgürlüğüne, kişisel verilerinin hukuka aykırı kaydedilmesine ve kullanımına, kişilik haklarına yönelik saldırılara ilişkin düzenlemeler  5651 s. yasa ve TCK, TTK, FSEK, Medeni Kanun gibi kanunlarda yer alan çeşili yasalarda mevcuttur. Bu bakımdan unutulma hakkı var olmasa da mahkeme yolu ile kişilerin aleyhine dönebilecek geçmiş içerikler kaldırılabilmekte veya erişim engellenebilmektedir. Bizde ancak bir ihlal söz konusu olduğunda bu hakkın kullanımı dolaylı yoldan gerçekleşebilmektedir şeklinde bir yoruma varabiliriz.

 

Unutulma hakkının kapsamı nasıl düzenlenmelidir?

 

Unutulma hakkının düzenlenmesi ile de tüm sorunların ortadan kalkması beklenemez. Bu kanunun düzenlenmesi sırasında şayet kapsam net sınırlar ile belirlenmez ise bu durumda hem gerçek ve tüzel kişiler, hem de internet siteleri bakımından bir takım karışıklıklar da beraberinde doğacaktır. Özellikle internet sitelerine hukuka aykırı içeriği kontrol etme yükümlülüğü getirilirse, omuzlara yüklenecek iş yükü, girişimlerin önünü keseceği gibi, küçük firmaların büyümesini, büyük firmaların da çalışan sayısının artmasını ve işgücünün düşmesine sebebiyet vereceğinden, internet ekosistemini yavaşlatacak ve milli geliri olumsuz yönde etkileyecektir.

Diğer yandan hakkın manipülasyona çok açık bir konusu olduğundan, hangi nitelikteki içerikler bakımından kullanılamayacağı da belirlenmelidir. Çünkü bu noktada da halkın haber alma özgürlüğü, kamu yararı, ifade özgürlüğü, eleştiri özgürlüğü gibi haklar rahatlıkla tehdit altına girebilir.

 

Sayılan bu tehlikeler bakımından hakkın tanımını yaparken ve sınırlamalar getirirken hem 3. Kişilerin ifade özgürlüğü ve haber alma özgürlüğü sınırlanmayacak nitelikte düzenlenmelidir. Örneğin bilinmesinde kamu yararı olan ve haber niteliğindeki bilgiler, yahut eleştiri niteliğindeki bilgiler kapsam dışı bırakılmak zorundadır.

 

Hakkın kullanımı sınırlandırılırken yalnızca eksik ve yanlış bilgilendirme içeren bilgiler ile kişisel veri kapsamında değerlendirilebilecek veriler hak kapsamında tutulmalıdır. Önemli olan eleştiri niteliğindeki veya kamunun bilgilenmesinde zorunluluk olan içeriklerin kapsam dışında bırakılmasıdır.

 

Ayrıca AB modelinde olduğu gibi, bu hak kullanılırken internet siteleri talepleri değerlendirirken, açıkça ifade özgürlüğü, kamu yararı, bilimsel ve tarihi araştırma, hukuki zorunluluk hallerinde talebi yerine getirmeyebilmelidir. Yukarıda değindiğim gibi manipülasyona oldukça açık bir hak olmasının yanında, unutulma hakkı düzenlendiği takdirde, kanun metni dar olarak yoruma müsait olmamalıdır aksi halde bu yasa sansür aracı olarak kullanılmaya hizmet eder hale dönüşebilir.

 

Örneğin tarihte suç işlemiş kişilerin bu hakkı kullanması da elbet mümkündür ancak bunun sınırı bilginin eksik ve hatalı olmasıdır. Aksi halde kamunun bu suçun işlendiğini bilme hakkının kısıtlanacağından bahsedilir. Diğer yandan hakkı kullanmak isteyen kişi, geçmişteki bu haberlerden rahatsız oluyorsa ve artık düzene koyduğu hayatı bu içeriklerden ticari, maddi, manevi etkileniyorsa, online itibar yönetimi yaparak olumlu içerikler ile dijital tarihini yönlendirebilir.

 

Unutulma hakkı, ülkemizde yasalaşmasına ihtiyaç duyulan bir haktır fakat unutulmamalıdır ki, hiç bir hak, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlükleri sınırlandıracak nitelikte düzenlenemez ve kullanılamaz. Dolayısıyla hakaret ve eleştiri arasında nasıl ince ve hassas bir çizgi var ise,  ifade özgürlüğü ile unutulma hakkı arasında da aynı çizginin varlığından bahsetmemiz kaçınılmazdır. Önemli olan verilecek kararlarda bu sınırlar çizilirken, kanunun dar görüşle yorumlanmaması ve özgürlükçü yaklaşımla yorumlanarak karar verilmesidir.

Tags:

1 Comment

Leave a reply

required

required

optional


  •  
writing college application essays writing services reviews descriptive essay help i need help writing a speech can u do my assignment