Av. M. Gökhan Ahi,Bilgi Teknolojileri,E-Ticaret,Online Yayıncılık,Rekabet 29/09/2013 10:34

Crowd Funding (Kitlesel Fonlama) ve Hukuki Meseleler

Av.M.Gökhan Ahi

Türkçe’ye Kitlesel Fonlama diye de çevrilebilen Crowd Funding, dünyada son bir kaç yıldır gelişen ve gittikçe de ilgi gören yeni bir finansal kaynak sistemi. Sermayesi olmayan veya maliyeti yüksek kredilerden yararlanmak istemeyen girişimciler / proje sahipleri, bu yeni finansal kaynak sisteminden daha sık yararlanmaya başladı. Proje sahipleri, binlerce kişiden küçük miktarlarda bağış toplayarak veya karşılığında ürün ya da küçük bir hizmet vaadinde bulunarak projelerine kaynak yaratabiliyorlar. Örneğin, filmin destekçileri arasında yer alma, ürünün ilk olarak kendisine gönderilmesi, afiş, resim veya hatıra eşya gönderilmesini bunlara örnek olarak sayabiliriz.

Projeden çıkıp artık ürün haline dönmüş Pebble akıllı saatın yanı sıra, izleyiciler tarafından 250 bin dolar ile fonlanan ve başrolünde Lindsay Lohan’ın oynadığı The Canyons filmi (gişede iş yapmasa da) başarılı kitlesel fonlama örnekleri olarak önümüze çıkıyor.

Proje sahipleri, bazen kendi imkanları ile bazen de belli bir komisyon alan Indiegogo veya KickStarter gibi crowd funding platformlarında görücüye çıkıyorlar. Türkiye’de ProjemeFon veya FonlaBeni gibi yerel platformların da kurulduğunu hatırlatmak gerekiyor.

Dünyada yaklaşık 3 milyar dolarlık hacme ulaşan kitlesel fonlama yönteminde, her bir proje kendisine asgari bir hedef belirleyerek, hedefin geçilebilmesi ve kaynak yaratılabilmesi için projelerini var güçleriyle tanıtmaya çalışmakta; birçok projede destek karşılığında  hedef geçildiği an, destekçilerin vermiş olduğu paralar doğrudan projeye aktarılabilmektedir.

Türkiye özeline baktığımızda, henüz kitlesel fonlama yöntemiyle başarılı olmuş bir proje henüz çıkmadı. Türkiye’de bu modelin yeni olması ve yeterince tanınmaması, güvenirliliğin henüz düşük olması, halen vergisel ve hukuksal sorunların bulunması bu yeni finansal kaynağın önündeki en önemli sorunlar olarak duruyor.

Hukuki açıdan, bu tür kitlesel fonlama yöntemlerine engel bir durum ilk başta gözükmüyor. Nitekim, ülkemizde kanuna ve ahlâka aykırı olmadıkça her tür konuda sözleşme yapabilme serbestisi vardır. Adı ne olursa olsun, sponsorluk veya karşılığında bir ürün, hizmet ya da bir ayrıcalık veriliyor olsun, proje sahibi ve destekçi arasında karşılıklı bir sözleşme kendiliğinden oluşmaktadır. Bir taraf para desteğinde bulunmakta, diğer taraf da bu paranın karşılığında bir şey vermeyi / sunmayı taahhüt etmektedir. Yazılı bir sözleşme olması veya en azından elektronik ortamda teyit edilebilmesi ispat açısından oldukça önemlidir.

Ancak, proje sahiplerinin paraları toplamış olmasına rağmen gerekli çalışmaları yapmaması, tüm çalışmaları yapsalar bile yasal izinlerin / ruhsatların alınamaması, ekonomik, teknik veya hukuksal sorunlardan dolayı projenin başarısızlığa uğraması durumunda destekçi verdiği paranın karşılığını alamayabilir. Hatta, proje sahibi kötüniyetli olarak destekçileri dolandırabilir veya istismar edebilir. Tüm bu sonuçlara karşı hukukun genel hükümlerine başvurmak mümkün olabilmektedir.

Kitlesel fonlama platformları ise genelde bu tür riskleri en aza indirecek tedbirleri uygulamaya çalışmaktadır. Ancak, risklerin oluşması engellenemezse, Türk Hukuku’na göre gerekli özenin gösterilmediği gerekçesiyle platformların da sorumluluğuna gidilebilme ihtimali vardır.

Hemen hatırlatmam gerekir ki, kitlesel fonlama yönteminde şirket hissesi vaadi verilemez. Çünkü şirketlerin “kitlesel ” olarak fonlanması ancak ve ancak Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde mümkün olabilmektedir.

Bazen, kitlesel fonlamanın bağış veya yardım adı altında yapıldığı da görülmektedir. Ancak, özellikle sosyal sorumluluk konularında bağış ve yardım konuları ayrı bir mevzuata ve izne tabi olabilmektedir. Bu sebeple, kitlesel fonlamanın karşılıksız olması yerine, sponsorluk adı altında ve karşılığında destekçinin ismine yer verilmesi daha uygun olacaktır.

Tabi işin vergisel boyutunu atlamamak gerekiyor. Adı ister sponsorluk olsun, isterse de ürün / hizmet sözleşmesi olsun, toplanacak her paranın vergi sistemine kayıt edilmesi, faturalanması, KDV’sinin tahsil edilmesi gerekiyor. Ayrıca, toplanan paralarla yapılacak projeden elde edilecek kârın gelir vergisinin mutlaka hesaba katılması gerekiyor. Maliye Bakanlığı’nın bu konuda bir çalışma yapmaya başlaması, daha doğrusu kitlesel fonlamanın vergi yükünü azaltarak girişimcilerin önünü açması gerekiyor.

 

(Bu yazı Digital Age dergisinin Eylül 2013 sayısında yayınlanmıştır)

Tags:

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
college entrance essays professional grad school essay writers have a book report written for me someone write my lab report legit research paper writing services