Av. M. Gökhan Ahi,Bilişim Suçları,E-Demokrasi,Sosyal Ağlar 27/08/2013 09:29

Sosyal Medya şirketleri, kullanıcı verilerini neden paylaşmak istemez?

Av. M.Gökhan Ahi

 

Özellikle Gezi Parkı eylemleri sonrası, bazı şehirlerde Twitter kullanıcıları gözaltına alındı. Sırf Twitter kullanarak eylemlere destek verenlerden tutuklanan birisinin olmaması sevindirici, fakat bu durum haliyle bir çok Twitter kullanıcısını paniğe sevketti.

Her platformda izah ettiğimiz gibi, bir kez burada da tekrarlama gereği duyuyoruz. Şiddet, nefret söylemi ve hakaret bulunmadıkça, eylemlere destek için atılan twitleri ifade özgürlüğünün bir kullanımı olarak görmek gerekiyor. Bu sebeple, bu sınırları aşmayan kullanıcıların endişe etmesine gerek olmadığını düşünüyoruz.

Merak edilen konulardan birisi de, Twitter veya diğer sosyal ağların, herhangi bir talepte kullanıcıya ait bilgileri verip vermediği.

Aslında, bir çok ülkede internet servisleri ve hizmetleri veren platformlar, mevcut yasalar doğrultusunda, mahkeme kararı veya savcılık talepleri ile kullanıcı bilgilerini vermek zorundalar. Yasal düzenleme mevcut oldukça ve usulüne uygun talepler geldikçe, kullanıcı bilgilerinin verilmesi gizlilik ihlali sayılmıyor. Örneğin Türkiye’de kurulu bulunan her <yer ve ortam sağlayıcı>, mahkeme ve savcılık taleplerine göre kullanıcı bilgilerini vermek zorunda. Ancak, herhangi bir savcılık talimatı olmadan, ne polis ne de başka bir kurum, kullanıcı bilgisi kesinlikle talep edemez. Bu yüzden bu tür talepler, ya savcılık ya da mahkeme denetiminde hukuki olarak yürütülmek zorundadır.

Twitter ve Google gibi ABD merkezli servisler, ABD Anayasası’nın fikir ve ifade özgürlüğüne ilişkin maddelerini gerekçe göstererek, bir çok çok ülkeden gelen kullanıcı bilgileri taleplerini reddedebiliyorlar. Hatta, ABD mahkemelerinden ve savcılıklardan gelen taleplerde bile Twitter’ın sonuna kadar itiraz hakkını kullandığını çeşitli yayınlardan okuyoruz.

Kabul etmek gerekir ki, bugün Twitter ve benzeri ortamların en büyük varlık sebebi, insanların özgürce düşüncelerini paylaşabileceği bir platform sunabiliyor olmalarıdır. Hatta bu platformların diğer bir özelliği, nickname ile kullanıcıya kayıt imkanı sağlayarak anonimlik hakkını sonuna kadar desteklemeleridir. Zaten internet ortamında, kimlik tespiti yapmak kolay bir şey de değil. Eğer bu tip platformlar, kullanıcılarına gizlilik sunmazlarsa, insanlar bu platformları kullanmayı tercih etmeyeceklerdir.

Ayrıca, ülkeler arasındaki hukuki düzenleme farklılıkları da bazen bilgi paylaşımını engelleyen bir olgu olarak karşımıza çıkabiliyor. Bazı ülkelerde, basit bir eleştiri dahi suç olarak kabul görebilmektedir, dolayısıyla Twitter ve benzeri platformların, ifade özgürlüğü kapsamında, kendi ülkesinde suç kabul edilmeyen bir eylemden dolayı kullanıcı bilgilerini paylaşmamasını olumlu buluyoruz.

En son, Twitter Fransa’ya kullanıcı bilgisi vermeyi kabul ettiğinde, Fransız mahkemelerinde aleyhlerine açılmış bir kaç dava ve ödenmesi gereken tazminatlar karşılarına çıkmıştı. Üzerine, herkesin üzerinde çok hassas olduğu nefret söylemi gelince Twitter kullanıcı verilerini Fransız Savcılığı’na sunmak zorunda kaldı. Tabi, Twitter’ın bu yılın başında Paris’te resmi ofis açmış olması da Twitter’ı bu konuda zorlayan sebeplerden biri oldu.

Sosyal medya şirketlerinin çocuk pornografisi, ırkçılık ve telif hakları konusunda daha duyarlı olduğunu ve bu üç konuda bilgi paylaşmaktan çekinmediğini belirtmek gerekiyor. Ancak, nefret söylemi konusunda ne yazık ki bu kadar duyarlı değiller.

Nefret söyleminin ne olursa olsun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmemesi ve bu konuda diğer ülke mahkemelerine dahi kullanıcı bilgisi verilmesi gerekiyor. Çünkü, nefret söylemi, topluluklar ve toplumlar arasındaki farklılıkları keskinleştirmenin yanı sıra, insanların öldürülmesine, yaralanmasına, baskı görmesine ve taciz edilmesine kadar giden ağır sonuçlar doğurabiliyor.

Ancak, nefret söylemini düzenleyen yasaların keyfiliğe yer vermeyecek ve muhalif görüşteki insanları bastırmak amaçlı kullanılmadığının da bilinmesi şart. Sosyal medya platformları, bunu ülke ülke nasıl bilebilecek, bu da hayli tartışmalı bir konu.

 

(Bu yazı Digital Age dergisinin Ağustos 2013 sayısında yayınlanmıştır)

Tags:

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
custom essay writers uk help writting college paper write my essay for me cheap non-plagiarized where can i buy essay papers writing a research paper buy order