Av. Şebnem Ahi,İnternet Reklamcılığı 29/05/2012 00:40

Lokasyon Bazlı Reklamlar Kişisel Hakları Tehdit Edebilir mi?

Av. Şebnem Ahi

LOKASYON BAZLI REKLAMLAR VE BERABERİNDE GELEN HUKUKİ SORUNLAR

İnternet kullanımının oldukça arttığı günümüzde, reklam verenin ilgisi de büyük oranda dijital reklama yöneliyor. Şirketlerin görmezden gelemediği, kayıtsız kalamadığı dijital reklamın ilerlemesi sürecinde tüketici de bu sürecin bir parçası haline geliyor. Ayrıca marka için önemli olan hedef kitleyi doğru analiz etmekse, lokasyon bazlı reklamlar tam da bu noktada devreye giriyor.

Lokasyon bazlı reklamlar; tüketicinin aradığına ulaşması açısından büyük kolaylık sağlarken, reklam veren de bu yolla ürünlerini, indirimlerini, logosunu ve hatta belki kuruluş hikayesini dahi müşteriye ulaştırma imkanı buluyor. Elbette bu durumda şirketin ilgili resim ve videolarla gerçekliğini güvenilir kılması sadık müşteri açısından önemli iken, bir takım fırsatları bu yolla sunması da müşterinin ilgisini çekiyor.

HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR?

Konum tabanlı servislerin gittikçe yaygınlaştığı, ülkemizde Mekanist, dünyada Foursquare, Facebook gibi yer bildirim servisleri olan uygulama ve siteler dışında, bluetooth da bu yöntemlerden biri. Büyük markaların ve özellikle telekomünikasyon şirketlerinin bu yolla sunduğu fırsat ve indirimler de bunlara örnek. Hatta konum tabanlı mekan rehberleri ile menü ve fiyat listesi sunumu gibi özellikler de mekan sahipleri açısından reklam için oldukça etkili bir tercih. Bir başka görüş ise 3G kullanımından beri daha da yaygınlaşan belli lokasyondaki firmaların sadece seçtiği hedef kitleye mesajlarını iletmesi, müşteriye kişiselleştirilmiş fırsatlar sunması eşitlik karşıtı ve sığ bir reklam verme tercihi.
Lokasyon bazlı reklamlar dediğimiz, kişilerin telefon ve benzeri akıllı cihazlarındaki bazı sistemlerin açık olmasından faydalanarak, veya kişilerin bazı uygulamalar aracılığı ile paylaştığı konum bilgisini kullanarak, bu yolla şirketlerin, şirketlere ve tüketiciye reklamlarını dijital ortamda eriştirmesidir.

Peki bu tür reklamlar sebebiyle doğabilecek hukuki sorunlar nelerdir?

Tüm şirketlerin ve tüketicilerin bu hususta haklarından haberdar olması gerekir. Haksız rekabet ve tüketicinin kandırılması gibi hukuki sorunların önlenmesi elbette yasal düzenlemelere bağlıdır. Ayrıca lokasyon bazlı olsun ya da olmasın reklam verenin ilgili mevzuata bağlı hareket etme zorunluluğunun dışında bu yeni mecra Reklam Kurulu ve Reklam Özdenetim Kurulu gibi kurumlar tarafından da denetlenebilir.

Reklamın içeriği, kullanılan doküman veya materyal ile ilgili hukuki ihlallerle karşılaşılması mümkün olduğu gibi bunun yanında lokasyon bazlı reklamlarda kişisel verilerin güvenliği ve kişilik haklarının ihlali de olası hukuki sorunlardandır.

NE GİBİ HUKUKİ SORUNLAR ORTAYA ÇIKABİLİR?

Konum bilgisinin paylaşıldığı uygulamaları sunan Foursquare, Facebook ve benzeri siteler, insanların yaşam tarzlarına ilişkin bir profil çıkarmaya yetecek kadar veri kaydetmekte ve tutulan kayıtlar istendiğinde kolluk ve yargı makamları ile paylaşılabilmekte, hatta bu bilgilerin satıldığı dahi iddia edilmektedir. Üstelik bu tip bilgilerin başka firmalar ile yapılan anlaşmalar neticesinde kullanılarak tüketiciye reklamın ulaşması durumunda Kişilik haklarını ihlali söz konusu olabilir. Neticede tüketicinin konum bilgisi artık bir marka tarafından bilinmektedir.

Bu alanda doğabilecek hukuki sorunlara örnekler çoğaltılabilir. Boşanma davasında aldatıldığını iddia eden eşlerden biri, diğerinin lokasyon bazlı bir sitedeki konum bilgilerini mahkemeye sunarsa bu kayıtlar delil niteliğinde midir? Ya da lokasyon bazlı izleme için kullanıcının onayı alınmadıysa nasıl bir hukuka aykırılık oluşur? İndirim ya da fırsat kazanırken diğer yanda bu kişinin içinde bulunduğu dava için reklam aracılığı ile tutulan kayıtlar delil olarak ileri sürülebilir mi? Bu yolla reklamveren bir firma ile memnun kalınmayan mal veya hizmet için davalık olunursa kayıtlar delil niteliğinde midir?

LOKASYON BAZLI KAYITLARDAN DELİL OLUR MU?

Geriye dönük ispatlama dijital ortamda daha zordur, ancak bunlar bilgi işlem uzmanlarınca günlük olarak hash özet değeriyle koruma altına alınmadığı takdirde bile delil olarak kullanılma ihtimali var. Ancak bu durum kesin delil olmayacak ve hakimin takdirine bağlı bir delil haline gelecektir. Zaman ve tarih damgası olmayan yani hash özet değeri alınmayan dijital bir delilin güvenilirliği tartışmalıdır. Neticede dijital bir delil, kolayca değiştirilebilir ve kısa sürede yok edilebilir.
Ancak Unutulmaması gereken bir başka husus; bu tip uygulamalarda konum bilgisi beyan eden kullanıcının tam olarak da orada olması gerekmiyor, belli mesafede uzaklıktan da aynı beyanda bulunmak mümkün. Bu sebeple tam olarak kişinin yeri belirlenemez, ancak elbette bir suçun faili aranırken emniyet çok daha gelişmiş yöntemlere başvurarak bu kişiye ulaşacaktır. Fakat bir istihbarat aracı olarak lokasyon bazlı programların kullanılmadığını söylemek sadece küçük bir varsayım olacaktır..

EŞİTLİK HAKKI VE ÖZEL HAYATA MÜDAHALE

Lokasyon bazlı reklamlarda izin alınmadıkça yapılan reklam, özel hayata müdahale demektir. Ayrıca yararsız ve bilgi kirliliği yaratması sebebiyle SPAM haline gelmesi açısından da markanın aleyhine dönebilir. Kaldı ki bu tip reklamların hedef kitleyi belirlerken ayrımcı davranmak suretiyle, reklam ve indirim gibi fırsatlardan yararlanacak insanların eşitlik hakkını da zedelediğini gösterir. Şöyle ki, x caddesinde bulunan mağazaya şu kadar mesafede check in yapan tüm türbanlı fotoğrafa sahip bayanlara uygulanacak % .. indirim şeklinde bir ayrımcılık Anayasaya aykırı olacaktır. Kaldı ki insanların ayrım yapılmaksızın hepsinin kişilik hakları ve mahremiyet hakları vardır ki hukuken bu haklar bu tip reklamlarla ihlal edilmektedir.

RIZANIN BULUNMASI İHLALİ ORTADAN KALDIRIR MI?

Kişinin özel yaşamını kamuya açık alanda gizleme ihtiyacı duymaması, yayıncı ya da reklamveren markaların sınırsız davranabileceği anlamına gelmez. Örneğin, kişinin hastaneye, bankaya, sinemaya, SPA’ya, eşiyle yemeğe, ailesiyle tatile gitmesi gibi faaliyetlerde kişi sürekli izlenirse ve izinsizce kayıtları tutulursa bu durumda kişisel verilerin gizliliği ihlal edilmiş olur. Bazı durumlarda, yapılmasını yani rızası ile konum bilgisini paylaşmasını dahi beklemeden, akıllı cihazlardaki radar aracılığı ile reklam gönderilmesi de özel hayatın gizliliğinin ihlalidir. Kaldı ki, bu bilgiler daha sonraki reklam gönderilenlere de liste halinde sunulmaktadır. Bu noktada mevcut ihlal, kişilik haklarına saldırıya ve bu yolla menfaat elde etme boyutuna kadar ulaşabilir.

Örneğin bir magazin muhabiri, ünlü bir kişinin açıklamayı istemediği bir mekanda bulunduğunu bu tip bir sistem üzerinden tespit edip hakkında haber yaparsa; hukuka aykırılık teşkil edeceği gibi tazminat ve cezayı gerektirir bir durum da oluşturacaktır. Ancak kamu yararı olan haller, örneğin aranan bir suçlunun ihbarı veya haber değeri olan önemli bir skandalın varlığı gibi haller bu durumun dışında kalacaktır.

MEVZUAT NE DİYOR?
Kişisel veriler kanun tarafından TCK 136. Madde ile bu anlamda korunmakta ise de verilen rıza TCK md. 26/2 gereği kişinin bu hakkı kullanmak isteyip istemediğini ortaya koyar. Ancak örtülü ya da açık rızanın varlığı halinde bu suçun işlenmediği iddia edilemez. Neticede tüm kanunların üzerinde yer alan Anayasal bir hakkın ihlali mevcut olabilir.

Sonuç olarak, pencerenin açık bırakılması, hırsızın girmesini nasıl haklı kılmıyorsa, kişilerin dijital ortamda paylaşıma açtığı ‘konum bilgileri’ nin de firmalar ve reklamverenler tarafından sınırsız ve izinsizce kullanılması, satılması, toplanması ve kayıt altına alınması yada bu durumların en başta kullanıcıya sunulan sözleşmede -genellikle örtülü olarak- yazılması, hukuka aykırı hallerin meşrulaşacağı anlamına gelmeyecektir.

Tags:

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
purchase a college paper buy essay writing online speech help dissertation writing essays and term papers