BH Haberleri,Bilgi Teknolojileri,E-Demokrasi,Erişim Engelleme 29/06/2011 10:00

Sendikalardan internet filtresine karşı SANSÜR tepkisi

TEKGIDA-İŞ Sendikası Genel Yönetim Kurulu, “internetime dokunma” çağrısı yaparak, emek örgütlerini 29 Haziran’da yapılan basın toplantısında bir araya getirdi.

İNTERNETTE SANSÜRE HAYIR! İNTERNETİME DOKUNMA

İnternette bilgi alma ve ifade özgürlüğünü sınırlayan, yasakçı bir zihniyetle sansür uygulamaya çalışan tedbirlerin hayata geçirilmesini engellemek ve bu girişimleri protesto etmek amacıyla 29 Haziran 2011 Çarşamba günü, saat 11.00’de TMMOB Makine Mühendisleri Odası Istanbul Şubesi’nde yapılan basın toplantısında BTK’nın 22 Ağustos’ta başlatacağı filtre uygulamasının sansür olduğu dile getirildi.

Açıklamanın tam metni şöyle:

İnternet Erişimi Yurttaşın Temel Hakkıdır

Sansür ve Filtrelemeye Hayır

Seçim öncesinde çok tartışılan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı BTK Kurul Kararı 22 Ağustos’tan başlayarak internet dünyasını devlet kontrolüne alınmasını sağlayacak bir sansür girişimidir. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK’nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek zorunda bırakılacak. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK tarafından belirlenecek.

Kamuoyunda rahatsızlık yaratan ve Türkiye’deki İnternet sansürü uygulamaları, giderek temel hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı bir hal almaktadır. Bu konuda kaygı ve rahatsızlık içerisindeyiz. Tüm Türkiye’yi ve biz işçi sendikalarını yakından ilgilendiren İnternet sansürü uygulamalarına karşı itirazlarımızı ve önerilerimizi iletmek için bir araya geldik. 15 Mayıs tarihinde özellikle İstanbul’da sokaklara çıkarak “sansürsüz internet” talep eden 60.000 yurttaş’la dayanışma içindeyiz.

Mevcut uygulama sansürdür

Türkiye’de 2007 yılında 5651 nolu kanun ile birlikte yapılan düzenlemelerin ardından erişime engellenen sitelerin sayısı resmi olmayan rakamlara göre 20 bine yaklaşmıştır. Kamuya açık erişim sağlanan yerlerde zorunlu hale getirilen filtre sistemleri de 60 binden fazla siteyi engellemektedir. Bu sayı maalesef her gün artmaktadır. Erişimi engellenen sitelerin arasında öne sürüldüğü gibi sadece pornografi ya da benzeri içerikli siteler yoktur. Erişimi engellenen veya filtrelenen sitelerin önemli bir bölümü alternatif haber kaynakları, politik içerikli siteler, bazı sendika ve emek örgütlerinin siteleri, toplumun farklı kesimlerinin talep ve itirazlarını dile getirdikleri sitelerdir. Bu durum asıl amacın sansür olduğunu göstermektedir. Ayrıca İnternetin büyük birikiminin toplandığı önemli alan adları tek bir içerik/sayfa yüzünden engellenmekte ve bu birikimlere toplumun erişmesinin önüne geçilmektedir.

BTK Kurul Kararı hak ve özgürlüklere aykırıdır

Her şeyden önce BTK Kurul Kararı merkezi filtreler önermekte ve tüm trafiği bu filtreler aracılığı ile vatandaşlara sunmak istemektedir. Merkezi filtre uygulaması, devlet eliyle gerçekleştiği her durumda SANSÜRDÜR. Çünkü vatandaşın seçme, bilgiye erişme özgürlüğü elinden alınmakta, bilgi yurttaşlara ulaşmadan devletin ilgili teknokrat ve bürokratları tarafından engellenmektedir.

Bu süzme işlemini kimin nasıl yapacağı, yani ön görülen kara ve beyaz listelerin nasıl oluşturulacağı da belirsizdir. Ucu açıktır. Hükümetlere hassasiyetlerine göre liste hazırlama olanağı tanımaktadır. Gerçek yaşamda hükümetlerin, devletin ilgili bürokratik kurumlarının nasıl keyiflerince işleyip hak ve özgürlüklerimizi sınırladıkları ortadadır. Alan yasakları, grev yasakları, örgütlenme ve sendikal hakların önündeki keyfi, yasal olmayan engeller, devlet geleneği hakkında bize fikir vermekte, böylesi ucu açık bir filtreleme sisteminin nereye gideceğini göstermektedir.

Merkezi filtre çocukları koruyamaz

Elbette çocuk istismarının, nefret söyleminin ve benzer suçların internet mecrasında serbestçe yayılmasının önüne geçecek yasal düzenlemeler yapmak gereklidir. Dünya çapında çocuk pornografisi, çocuk istismarı, nefret suçu gibi konularda yapılan sınırlamalar sansür olarak nitelendirilmemektedir. Ancak internetin devlet kontrolüne alınması, merkezi filtre gibi uygulamalar iddia edildiği gibi çocukları koruyamamaktadır. Her gün yüz binlerce içeriğin üretildiği bir ortamı filtreleyebilmek mümkün değildir. Merkezi filtreleme çeşitli ülkelerde denenmiş fakat ya tepkiler sonucu ya da çözüm olmadıkları için terkedilmiştir. Çocuğu korumak ailenin görevidir. Aileler çocuklarını gerçek yaşama hazırladıkları gibi, çevrimiçi dünyadaki risklere karşı da hazırlamak sorumluluğundadırlar. Risklerden korunmak ancak eğitimle mümkün olabilir. Bu konuda eğitim kurumlarına, medyaya, sivil toplum örgütlerine, sendikalara büyük sorumluluk düşmektedir. Teknolojik gelişim ayrıca ailelere çocukları korumak için yeterli bireysel teknolojik olanaklar sağlamaktadır. BTK gibi kurullar bu alanda insanlara hizmet verebilir. Merkezi filtre hiçbir şart altında kabul edilemez ve asıl amacı sansürdür.

Ahlaki kaygı ve hassasiyetlerimizin istismarı

Çocukların risk olarak öne sürülmesi, maalesef toplumu ikna etmek için yaratılmış bir ahlaki gerekçedir. 2007′de 5651 nolu yasa çıkmadan önce benzer şekilde İnternet’in ne kadar kötü bir ortam olduğu medyada işlenmiş ve toplum hazırlanmıştır. Bu hükümetlerin her dönem başvurdukları, kritik konulara yurttaşları hazırladıkları kötü bir yönetme metodudur. Toplumumuz genel olarak çocuk ve aile konusunda hassastır. Bu hassasiyet maalesef istismar edilmektedir.

Toplumun bir parçası ve yurttaşlar olarak hepimiz bu konuda hassasız ve İnterneti güvenli kullanmak istemekteyiz. Fakat bu uygulamanın bunu amaçlamadığını, amacının sansürü derinleştirmek, İnterneti kontrol altında tutmak olduğunun farkındayız. Ne sansür ne de toplum hassasiyetlerinin istismarı demokratik toplumlarda kabul edilemez.

İnternet, işçi hareketleri, politik kampanyalar, hak mücadeleleri için artık vazgeçilmez bir mecradır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletmesi, örgütlü bir toplum yaratma mücadelemize sağladığı yararlar, yönetme ve karar alma süreçlerine yurttaş katılımını arttırması açılarından ülkemizin geleceği için çok önemli bir olanaktır.
Birleşmiş Milletler, 4 Haziran’da gerçekleştirdiği oturumunda İnterneti temel bir insan hakkı olarak tanımıştır. Ayrıca, Avrupa Konseyi’nin Strasbourg’da 18 – 19 Nisan 2001′de gerçekleştirdiği konferansında onayladığı “İnternetin Evrenselliğini, Bütünlüğünü ve Açıklığını Korumak ve Geliştirmek” başlıklı kararı ise, internet erişimini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne eklemiştir. Her iki karar da, ilgili sözleşmelerde taraf olan Türkiye’nin iç hukukuna uyarlamakla yükümlü olduğu kararlardır.

Hükümeti ve ilgili kurumları
 BTK Kurul Kararını derhal ve acilen geri çekmeye,
 İnterneti tehdit gören yaklaşımlarla hazırlanmış başta 5651 gelmek üzere tüm yasa ve yönetmelikleri adım adım gözden geçirmeye ya da iptal etmeye
 Konunun muhatabı çeşitli STK’lar, odalar ve sendikalarla birlikte riskler kadar olanakları gören yeni düzenlemeler yapmaya çağırıyoruz.

Bu sansür girişimi 12 Eylül Anayasası’nın ve devleti vatandaştan üstün gören devlet geleneğinin bir ürünü olarak düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde engellerin bir parçasıdır. Yeni Anayasa yapımı sürecinde düşünce ve ifade özgürlüğünü kayıtsız şartsız güvence altına alan düzenlemeler yapmak, 30 yıldır yaşanan bunca deneyimin ışığında, tüm siyasi aktörlerin görev ve sorumluğudur.

Tags:

6 Comments

  • “her durumda sansürdür” demekle “her iddiamızın çürütülebilir-ve-haksız olduğunu biliyoruz ama bunu devlet(yani hükümet) yaptığı için kılıf buluyoruz demektedir.
    Peki neden on yılı aşkındır dünyada uygulanan self-regulasyona gidilmedi hiç?

    İnternet çöplük kere çöplük oldu devlet de (benzer başka çağdaş devletler gibi) önlemini aldı.

    Abartıyor, yalan söylüyor, ona yüzünüz kalmayınxca da kılıf uyduruyorsunuz… “her durumda” imiş; peh!…

  • sansüre tabiki HAYIR…

  • BASBAYAĞI SANSÜR

  • GÜYA İDARİ TEDBİRMİŞ TABİ TABİ…

  • TUNCAY İLÇİM

    Uzun süredir beklenen fakat bir türlü uygulamaya geçirilme imkanını elde edememiş olan bir yasa…
    Neler getirecek ,denetim ve suç tespiti, isnadı nasıl olacak, ne tür delillerle ispatı söz konusu olabilecek; tabi durum biraz karmaşık.Lakin yararlı olacağı kanısındayım çünkü bilişim ortamı birilerinin hukuka ve ahlaka,kamu düzenine,insani değerlere aykırı olarak elde ettiği,oluşturduğu verileri sunduğu,paylaştığı bir ticaret,iletişim,pazarlama mekanı değil amaca hizmet eden ve etmesi gerekli olan bir bilgi paylaşım dünyasıdır.Bu yönüyle tüm dünyada kabul gömüş, genel insani değer yargıları ışığında bu tür bir düzenleme ve kısıtlamanın bilgi erişimi ve ifade özgürlüğüne ilişkin engelleme ve yok etme durumu oluşturacağını sanmıyorum.
    ”DNS sunucusu değiştirmek IP adresi değiştirmek …Buna yönelik yeni programlar üretmek vs..”.İhlal niyetinde olacak olanların kaçamak metotları gibi görünse de yasa koyucu mutlak denetim için gerekli koordinasyon ve kontrol mekanizmalarını da buna uygun olarak düşünmüş olsa gerek…

  • Her türlü sansüre HAYIR.

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
management of change: faslane dissertation editing services written homework mba essay writing service pay someone to do your research paper