Av. Serhat Koç,Tüketici Hakları 04/08/2010 11:32

Elektronik Haberleşmede Yeni Tüketici Hakları

Av. Serhat Koç

28 Temmuz 2010 ÇARŞAMBA tarihli 27655 sayılı Resmi Gazatede yayınlanan ELEKTRONİK HABERLEŞME SEKTÖRÜNDE TÜKETİCİ HAKLARI YÖNETMELİĞİ, 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununa dayanılarak hazırlanmış ve bu yönetmelikle 22/12/2004 tarihli ve 25678 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Telekomünikasyon Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. Yönetmeliğin 26. maddesine göre mevzuatta, bu yürürlükten kaldırılan yönetmeliğe yapılan atıflar ise artık bu yeni yönetmeliğe yapılmış sayılacaktır. Yürürlükten kaldırılan Telekomünikasyon Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliğine dayanılarak yapılan usul ve esaslar, alınan Kurul Kararları ile diğer idari işlemlerin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri konuya ilişkin yeni bir işlem yapılana kadar geçerliliğini muhafaza edeceklerdir.

Yönetmelik, elektronik haberleşme hizmetlerinden yararlanan tüketicilerin haklarını ve menfaatlerini korumaya yönelik usul ve esasları belirlemeyi amaçlamaktadır.

Elektronik haberleşme hizmetlerinden yararlanan tüketicilerin hakları ile işletmecilerin yükümlülüklerini ve işletmeciler ile tüketiciler arasında imzalanan abonelik sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları kapsadığı ifade olunmuştur.

Elektronik haberleşme hizmeti, Kampanya, Kişisel veri, Elektronik haberleşme, Özel içerikli hizmetler ve benzeri pek çok önemli kavram tanımlanmış ve böylece bu konuda yaşanan bazı boşluklar doldurulmaya çalışılarak hukuki düzenleme yapılma yoluna gidilmiştir.

Bu yönetmelikle ilgili alandaki tüketici hakları çok detaylı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Elektronik haberleşme hizmetlerinden yararlanan tüketiciler artık pek çok yeni hakka sahip olmuşlardır. Öyle ki: “benzer konumdaki tüketicilerin hizmetlere eşit şartlarda erişebilme ve ayrım gözetmeyen adil ücretlerle hizmetlerden yararlanma hakkı” ve “arızaların giderilmesinde, sağlık, yangın, afet, güvenlik ve benzeri acil durum ve güvenlikle ilgili kurum ve kuruluşlar dışında, benzer konumdaki tüketiciler arasında ayrım gözetmeme temelinde bir uygulamayı talep etme hakkı” olarak 2 çok önemli hak yönetmelikte yer almıştır.

Bunun dışında tüketicilerin kişisel verilerine ve bilgilerine değer verildiğini gösterir şekilde: “abonelerin kişisel verilerinin kamuya açık rehberlerde yer alıp almamasını talep etme hakkı” tanınırken bilgilendirilme haklarının da kapsamı geniş tutulmuş: “‘şletmecinin sunacağı elektronik haberleşme hizmetinin kapsamı hakkında bilgi alabilme hakkı” ve uygulamada sıklıkla yaşanan bir soruna çare olabilecek olan “abonelere sunulan hizmet için uygulanacak tarifeler konusunda açık, detaylı ve güncel bilgilere erişebilme hakkı ile tarifelerdeki değişiklikler yürürlüğe girmeden önce bilgilendirilme hakkı” da artık kanuni düzenlemeye kavuşmuş bulunmaktadır.

Yine uygulamada pek çoğumuzun yaşadığı istenmeyen mesajlar ve habersiz abonelik paketleri konusuna da açıklık getirici nitelikte olmak üzere: “abonelerin özel içerikli hizmetler de dâhil olmak üzere kısa mesaj, çağrı merkezi, internet ve benzeri yöntemlerle katıldıkları kampanya, tarife kapsamındaki tüm hizmetlerden başvurduğu yöntem ya da basit bir yöntem ile vazgeçme hakkı” ve “abonelerin istenmeyen mesaj ve iletileri almayı reddetme hakkı” da düzenlenmiştir. Bu anlamda, çok sorun yaşatan özel içerikli hizmetler, tarife değişiklikleri ve kampanyalar konusunda da işletmecilerin başıboş uygulamalarının yönetmelikteki diğer bazı oldukça iyi kaleme alınmış yükümlülükler sayesinde de sona ereceğini ve bu alanlarda da yönetmeliğin amacı doğrultusunda tüketiciler lehine gelişme yaşanacağını düşünüyoruz.

Yönetmeliğin İnternetin güvenli kullanımı başlıklı 10. maddesine göre ise: “işletmeciler, internetin güvenli kullanımına ilişkin olarak tüketicileri bilgilendirmekle, TİB tarafından belirlenen yasadışı ve zararlı içeriklere karşı tüketicilerin korunmasına yönelik altyapı seviyesindeki hizmetleri ek ücret olmaksızın seçenekli olarak sunmakla yükümlüdür.” denilmek suretiyle çoktandır beklediğimiz zorunlu olarak değil ve fakat seçenekli şekilde sunulan içerik filtreleme sistemlerinin de gündeme getirilmiş olması da yine bizce olumlu bir uygulama olarak göze çarpmaktadır. Ancak sansür uygulamalarını ya da ahlak dayatmasını da akla getirebilecek uygulamalara zemin hazırlamasından kuşkulanabileceğimiz bu yöntemlerin nasıl olacağını bekleyip göreceğiz. Zaten maddenin 2. fıkrasına göre bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu belirleyebilir. Küçük bir ayrıntı ise: yönetmeliğin 27. maddesine göre: “Bu Yönetmeliğin 10. maddesi Yönetmeliğin yayımından 6 ay sonra yürürlüğe girecek.

Bizi daha çok düşündüren bir madde ise 12. madde olmuştur. Bu maddenin 3-b fıkrasına göre “… Tüketici menfaatinin korunması amacıyla; … Hukuka aykırı ya da hileli bir faaliyetin varlığı konusunda haklı bir şüphenin bulunması … durumlarında aboneye bilgi verilerek hizmetin sunumu kısıtlanabilir veya durdurulabilir.” Öyle ki maddenin son fıkrasına göre bu maddenin de uygulanmasına ilişkin usul ve esasları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu belirleyebiliecektir. Burada üzerinde durulması gereken kavramlar “tüketici menfaati”, “hakli şüphe”, “hileli faaliyet” ve “hukuka aykırı faaliyet” olacaktır. BU kavramları kimin ve\veya kimlerin yorumlayabileceği: bunlarla ilgili hangi kurumların karar verebileceği biz hukukçuları doğal olarak düşünmeye sevk etmektedir. Çünkü bu gibi tehlikeli sularda dolaşan mahkeme sıfatı olmayan ama anayasal kişi hakları üzerinde karar verme yetkileriyle donatılmış kurumlar hukuk devleti ilkesine en büyük yaraları vermektedir. Yakın zamanda basında FSEK’in yeni maddelerle “zenginleştirileceği” haberleri çıkmıştı. Fransa’da geçtiğimiz günlerde oylanan HADOPI 2 yasası, benzer içeriğiyle başka bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de olacakları haber veriyordu. Bu haberlere göre site engellemenin bir kaç adım ötesine geçip IP temelli izleme sistemleriyle kullanıcıların gözetim altına alınacak ve ciddi cezalarla karşılaşacaktı. Öngörülen cezalar internet erişimin kesilmesinden hapis ve büyük meblağlarda para cezalarına kadar gidiyor gözüküyordu. Böylece otorite vites değiştirmiş ve sansürden (içerik engelleme) ve ifade özgürlüğünün gaspından (yayın durdurma), iletişim özgürlüğünün (erişim kısıtlaması, tecrit vb.) ve özel hayat (mahremiyet) hakkının ihlaline adım atmış oluyor.(http://sansuresansur.blogspot.com/2009_09_01_archive.html) Zaten 5651 sayılı kanuna göre erişim engelleme kararlarını Anayasa’ya aykırı yetkisiyle resen veren Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın bu durumunu pek çok kez gündeme getirmemize rağmen bir şey değişmedi maalesef.

Yönetmelikte cezalarda unutulmamış ve 23. maddeye göre: “işletmecilerin bu Yönetmelik ile belirlenen yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde 5/9/2004 tarihli ve 25574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.” denilerek yerinde bir atıfta yapılmıştır.

Yönetmelik bunun dışında genel olarak faturalar, sözleşmeler, sözleşme fesihleri, haksız şartlar, abonelik sözleşmelerinin uygulanması ve tüketici şikayetlerinin çözüm mekanizmaları gibi konular üzerinde duran maddeler içermektedir.

İleride başımıza vatandaş ve/veya hukukçu olarak yeni sorunlar açabilecek ve de en önemlisi iletişim özgürlüğümüzün Anayasa’ya aykırı şekilde kısıtlanmasına neden olabilecek durumlar yaratabilecek maddeler taşıyan bu yeni yönetmeliğe hepimizin dikkatlerini bir kez daha önemle çekmek istiyorum.

Tags:

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
letters rewriting services where can i buy an essay rush essay statistics homework help write reflective essay