Av. Şebnem Ahi,Sosyal Ağlar 30/03/2010 03:44

Twitter: İfade özgürlüğü mü, yoksa hukuki sorumluluk mu?

Av. Şebnem Ahi

Kimin aklına gelir ki, 140 karakterden az bir alanda arkadaşlarınızla paylaştığınız iletinin, size 50 bin dolara mal olacağı…İnternette sosyal paylaşım sitelerinde yazdığınız yorumlara dikkat edin. Siz bir konuda mağduriyetiniz hakkında sadece yakındığınızı düşünürken, bu ileti hakaret olarak sayılıp yüklü bir tazminatla karşı karşıya kalmanıza sebep olabilir. Nasıl?

Amanda Bonnen’in başına gelen tam da bu!

Bonnen, sosyal paylaşım sitelerinin en gözdesi olan Twitter’da iletisine 2009 Mayıs’ında Chicago’da, Horizon Realty Group hakkında hayıflandığı bir ileti yazıyor ve arkadaşlarıyla paylaşıyor. Bonnen’ in amacı emlak şirketini lekelemek mi yoksa yalnızca düşüncesini özgürce paylaşmak mı tartışılır, neticede yazdığı yorum başına bela oluyor. İleti şu:

Küflü bir dairede kalmanın sağlığınız için kötü olduğunu kim söyledi? Horizon bunun iyi olduğunu iddia ediyor” diyor.

Emlak şirketi Horizon’un, bu yoruma karşı başlattığı 50 bin dolarlık dava ise hala devam ediyor. Dava sebebi ise iş dünyasındaki itibarının sarsılması!

Amanda’nın hesabında takipçisi olan 20 arkadaşıyla paylaştığı bu ileti yüzünden şimdilik hesabı kapatıldı. Ancak tahmin edersiniz ki internette iki kişinin bildiği şey sır kalamaz. Belki de amacı sadece sizin de pek çok kez yapmış olabileceğiniz gibi bu konudaki rahatsızlığını arkadaşlarıyla paylaşmaktı. Peki bu ona 50 bin dolara mı mal olacak?

Bu tip sahte ve karalayıcı yorumlara bazı devletler hukuki yaptırımlar öngörmüştür. Tabii Amanda’nın yaptığı yorum Horizon’u karalamaya yeter mi tartışılır. Öyle olsa bile açılan davayla, onun Horizon hakkındaki şikayetinin çok daha fazla insana ulaşması da kaçınılmaz bir gerçek. Belki bu olay da sadece sosyal medyada çalkantı yaratacak ve yine kuru gürültü olarak kalacak. Peki Twitter gibi sitelere her yorum yazdığımızda böyle korkacak mıyız, hakkımızda dava açılır diye?

Bu noktada ifade özgürlüğü ile hakaret ya da markaya saldırı arasındaki sınırların çizilmesi oldukça zor. Ancak bu durum markaları tüketiciye daha iyi hizmet vermeye zorlayan bir unsur olarak görülebilir.

TWİTTER BAŞA BELA MI?

Sosyal medyanın popülerliğinin hızla yayılması nedeniyle bu konu atlanmamalı. Nirvana’nın solisti Kurt Cobain’in eski karısı aynı zamanda şarkıcı Courtney Love Twitter’da yayınladığı ileti sebebiyle ünlü bir stilist tarafından dava edildi. Bir diğer örnek de spor camiasından…Profosyonel beyzbol takımı olan St. Louis Cardinals’in yöneticisi Tony La Russo da kendi adına Twitter’da açılan hesabı dava edenlerden. Dallas’taki NBA takımı Dallas Mavericks’in sahibi Mark Cuban ise lig tarafından 25 bin dolar para cezasına mahkum edildi. Sırf Maverick- Nuggets karşılaşmasındaki hakemin dürüst olmadığına dair Tweetleri yüzünden… Hatta NFL futbolcularından biri de geçen yıl Twitter’da kamptaki yemekler hakkında yaptığı yorumlar sebebiyle takımı tarafından cezalandırıldı.

Örnekler yalnızca yurtdışından değil. Türk spor, magazin hatta siyaset dünyasının isimleri de Twitter kullanıyor. Elbette yine sıkıntı yaşayanlar var. Fenerbahçe futbolcusu Colin Kazım, derbi öncesi Twitter’dan hakaret ettiği Beşiktaş’tan tepki görünce yine site üzerinden özür dilemek zorunda kaldı. Demet Akalın, Sibel Can’a Twitter’dan hakaret dolu sözler yağdırdı. Mazhar Alanson, eşine yazdığı şarkıyı ilk defa Twitter’da yayınlayarak buradan ilan-ı aşk etti. Ece Erken’se rezidans evine Twitter’dan alıcı buldu. Hatta Nazlı Ilıcak hakkında ‘Darbe yanlısı’ şeklinde yazılan köşe yazarına cevap, Ilıcak’ın oğlundan Twitter’da geldi.

Virgin America Havayolları’na ait rötar yapan uçaktaki arızayı Twitter’dan teknik ekibe bildiren yolcu, United Hava Yolları’nda gitarı kırılan ve suçu yolcuda bulunan yolcunun Youtube da ‘United gitar kırar’ adlı videoyu hazırlaması gibi örnekler de yok değil.Peki, Hudson Nehri’ne inen US Airways uçağındaki yolcuların durumunu, arama kurtarma ekiplerinin Twitter’dan öğrenmesine ne demeli? Twitter, hayat kurtarabilir.

Haksızlığa uğradığını düşünen, verilen hizmeti tam alamayan ve şikayette bulunacak herkes, hatta canını kurtarmak isteyen bile artık soluğu klavyenin başında alıyor. Uçak rötarları, koltuk ve ikramdan memnuniyetsizlik ya da personel ile yaşanan sıkıntılar bu tip sitelerde paylaşılınca, hava yolları da çözümü internet ortamındaki şikayetleri takip amacıyla ilgili birimler kurmakta buldu. Pegasus da bu şirketlerden biri.

Reklam da Twitter’dan!

Şirketler promosyon ve hizmetlerin tanıtımı için de artık bu sosyal paylaşım ağlarını kullanır oldu. Geçen yıl reklam ihalesini Twitter üzerinden yapan THY gibi.

Aynı zamanda viral pazarlama yani e-posta, Twitter, Facebook gibi sitelerde ağızdan ağza katlanarak ürünün tanıtılması da mümkün. Bu gibi sitelerin marka sahiplerine pazarlama ve tanıtım hususunda özgür bir alan yarattığı ortada.

Hatta Bursa’da avukatların borçlunun adresine Facebook’tan ulaşıp hacze gittikleri haberine bakılırsa sosyal medya hayatımızın çok içinde.

Ancak sanal dünyada gizlilik ve mahremiyet hususunda çığ gibi büyüyen bir ihlal söz konusu. Hukuki olarak özel hayatın gizliliği AY. Md. 20 ile korunurken, TCK Md. 134’te ise yaptırımı, 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası. Kanuna göre başkasının gizli yaşam alanına girilmesi, bu bilgilerin kayda alınması suç. Ancak kişi bu duruma rıza gösterirse hukuka uygunluk yaratacağından ceza verilmeyeceği de belirtilmiş. Peki Twitter’da kendi isteğimizle özel yaşamımıza dair ayrıntıları yayınlayarak rıza göstermiş sayılmaz mıyız?

Twitter ne diyor? Site, kullanım sözleşmesinde bu tip durumlarda, ilgili hesabı habersizce silme yetkisine sahip olduğunu ancak zorunlu da olmadığını belirtip, kişiler arasındaki iletişimden doğacak zararlardan da sorumlu olmadığını ekliyor. Durum bu olunca, o asla okumadığımız ama hep işaretlediğimiz kutucuğun önemi akla geliyor. ‘Sözleşmeyi okudum, kabul ediyorum.’

Günümüz insanı maalesef zerre kadar yaptığı şeyi düşünmediği gibi yanlış bir şey yapınca sonrasında sorumluluk almayı da reddeder hale geldi. Bu gidişle Twitter gibi sitelerdeki yorumlar nedeniyle tazminat davalarının da artacağı bir gerçek. Fakat sosyal medyayı da ne durdurabilir ki? Belki de insanlar kendilerini sansürlemeye başlamalı ne dersiniz?

Neticede internet yoluyla e-postalarda, forumlara, bloglara yazılan yazılara karşı savaşmak mümkün değil. Ancak şirket olarak aktif internet kullanıcısı olan elemanlar edinmek, ilgili yayınları izleyecek bir sistem ve hakkınıza sosyal medyada çıkan haberleri takip etmek yapılabilecek birkaç şey. Atlanmaması gerekense şirket çalışanı, müşteri ve tüketicilere karşı açık olmak, doğru bilgilendirme ve kaliteli hizmet vermek.

Elbette sosyal paylaşım sitesinde özgürce yorum yapılabiliyorsa şirketlerin de bir hakkı olmalı. Bu yolla itibarı zedelenen ticari şirketlerin hukuki menfaati TTK 57 ve devamındaki maddelerle korunuyor.

Yorum yapanın ilgili yorumu, suç unsuru içeriyorsa şahsilik ilkesi gereği cezai sorumluluğu da var. Hiç şüphesiz düşünce özgürlüğü Anayasa tarafından korunmakta ancak unutulmamalıdır ki, hiçbir özgürlük gibi bu da sınırsız değil.

İbrahim Betil
Tags:

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
essay on me writing thesis paper help write personal statement writing a history essay personal philosophy of nursing