Av. Şebnem Ahi,Yabancı Mahkeme Kararları 12/03/2010 15:51

Alman Anayasa Mahkemesi’nden Bireysel Mahremiyete ilişkin özgürlükçü bir karar çıktı.

alman federal mahkemesi

Çeviri ve Yorum: Av. Şebnem Ahi

Alman Federal Anayasa Mahkemesi 2 Mart 2010 tarihli kararında telefon ve internet verilerinin yığın depolamasının mevcut yönteminin yasaya aykırılık teşkil ettiğini bildirdi.

Telekomünikasyon şirketlerinin telefon, e-mail ve internet trafiğinin yanı sıra cep telefonu konuşma kaydının 6 ay süreyle elde bulundurması hakkında 2008’den bu yana geçerli olan kanunun Anayasa’ya aykırı olduğunu bildirdi. Yaklaşık 35 bin Alman vatandaşının Anayasa Mahkemesine bu kayıtlarla ilgili açtığı tazminat davası ise Alman Anayasa Mahkemesi tarihine geçti. Mahkemenin kararında vurguladığı birkaç detaysa şöyle:

- Mahkemeye göre soruşturma sırasında toplanan bu verilerin saklanması, Anayasal olan ‘Haberleşmenin Gizliliği Hakkı’nı ihlal etmesi nedeniyle Alman Anayasal düzenini bozmaktadır. Toplanmış bu veriler kanuna aykırı olacak şekilde geç kalmadan mutlaka silinmelidir.

- Ancak bu kaide, kamuya açık verilerin depolanmasını kapsamaz. Bu kararla Mahkeme, Alman iç hukukuna aktarılan, AB Veri Saklama Direktifi’ne ters düşmemekte, karşı gelmemektedir. Bu direktif AB tarafından 11 Eylül saldırılarından sonra 2006 yılında kabul edilmiş olup, üye devlet ülkelerin mahremiyet sorunlarına sebebiyet vermeyecek şekilde belli başlı verilerin, terör şüphesinin varlığı hali hariç, en az 6 en fazla 24 ay saklanmasını öngörmektedir.

- Hakimlerin kararında değindiği bir diğer nokta, iç hukuktaki yasal kaideler, AB Veri Saklama Direktifi’ne uyumlu hale getirilirken ölçülük ilkesine aykırı düşecek şekilde verilerin gizliliği ihlal edilmemeli ve toplanan veriler amaca uygun kullanılmalıdır. Mahkemenin aynı zamanda eleştirdiği bir diğer husus da hukukun şeffaf olması gerekliliği oldu.

- Mahkeme, verilerin tamamının saklanmasının temel hakların ihlaline neden olduğu izlenimini yarattığını ve bu ihlalin etkisinin çok ciddi boyutlara vardığını vurgulamıştır. Örneğin trafik verilerinin toplanması, kişisel profillere erişim imkanı sağlayabilir ve bireylerin hareketlerinin takip edilmesine fırsat vermektedir. Bu çok açık olarak temel haklara tehdit teşkil eder. Bu nedenle yapılacak takip usulüne uygun ve titiz koşullarda gerçekleştirilmelidir. Yürürlükteki kanun hükümleri, sınırlı ya da geçici hallerde dahi böyle bir tehdidi kabul edemez ve mutlaka feshetmelidir. Verilerin daha fazla saklanmasında hukuki bir amaç yoksa artık veri depolaması sona erdirilmeli ve önceden toplanan veriler mutlaka silinmelidir.

- Mahkemenin kanun koyucudan isteği, Telekom şirketleri tarafından uygulanabilecek ve maliyeti yine bu şirketlerin iletişimden kazandıkları gelir ile karşılanacak olan, veri güvenliğinin sağlanması hakkında katı ve kesin kurallar getirilerek yasanın geliştirilmesi.

- Mahkemeye göre federal devletin ihtiyacı olan şey,
kaydedilen verilen sadece hukuki amaçla kullanılabileceğine dair vatandaşı bilgilendirmek, veri depolanması nedeniyle işlenen suçların artmasından dolayı suç kataloğu tespit etmek ve tehlikeye engel olmak için, polisin verilere erişiminin hangi ölçüde olacağına ilişkin belirgin yönergeler hazırlamaktır. Ayrıca bireyler daha fazla izlendiklerini hissetmemeli ve kendilerini güvende hissetmeleri için şeffaflığı sağlayıcı kurallar tespit edilmelidir. Buna maruz kalan bireyler veri çözümlemeleri hakkında bilgilendirilmeli ve bilgilendirme yükümlülüğünün ihlali halinde uygulanacak yaptırımlar düzenlenmelidir.

- Mahkemeye göre, kendine ait IP adresi kullanan bireyin kimliğini açığa çıkarmak için Internet Servis Sağlayıcısına (ISP) başvurulduğu zaman, toplanan datanın dolaylı yoldan kullanımına dair Anayasal sınırlamalar yeterli değil. Bu durumlarda yetkili makamlar değil de kişisel IP sahipleri ISS tarafından korunan verileri adres tespiti için kullanamaz. Bu bilgiler talep edilirken, mahkeme kararı olmadan inceleme söz konusuysa veya bireyler bunu talep ederse, bireysel profiller hakkında bu kişilere açıklama yapılmaz. Sadece resmi mercilerin talepleri halinde veriler kullanılabilir. Elbette bu kullanım da sınırlamalara tabi. Anayasal hakların ihlali ancak bu şekilde azaltılabilir.

Buraya kadar olan bölüm, Hunton & Williams Privacy & Information Security Law Blog’un konuyla ilgili haberinden çevirilmiştir. Bu haberin orijinali için buraya tıklayınız.

Peki, Türkiye’de durum nasıl ?

5651 sayılı Kanun’a göre, erişim sağlayıcı trafik bilgilerinin kaydını en az altı ay ve en fazla iki yıl saklamak ve bu bilgilerin gizliliğini sağlamak zorundadır.

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması ise TİB tarafından yapılmaktadır. 5397 sayılı Kanun gereği yalnızca yetkili makamlarca verilecek emir halinde ve gecikmesinde sakınca olan hallerde amirlerinin vereceği izin ile en fazla 3 ay süreyle telefon görüşmeleri, TİB’e atanan polis, jandarma ve istihbarat birimleri temsilcileri tarafından, kaydın yalnızca suç unsuru içeren kısımları dinlenebilir, kayda alınabilir. Ancak bu 3 aylık süre, terör örgütü faaliyetinden şüphelenilmesi halinde Cumhuriyet Savcısı emriyle uzatılabilir. Ayrıca ifşası, gerekenden fazla süre muhafaza edilmesi yasak olup usulüne uygun olarak yok edilmelidir. Aksi halde Anayasal hak olan haberleşmenin gizliliğini ihlal söz konusu olacaktır.

Bu konuda yapılacak harcamalar Alman Kanunu’ndaki düzenlemeye paralel olarak, telekomünikasyon şirketlerinin gelirinden karşılanacaktır. GSM şirketleri içerik hariç tüm telefon ve SMS kayıtlarını ve baz istasyonu bilgilerini ilerde kullanıcılarla aralarında doğabilecek ihtilaflar nedeniyle geriye dönük 5 yıllık kayıt bulundurulması çok büyük tepkiler almıştır. Oysa ki yönetmelikte bu süre 1 yıl olarak belirlenmiştir.

Bu arada, Türkiye’de kişisel verilerin hukuki çerçevesini çizen bir yasa halen yapılamadı. 1981′den beri taslak olarak bekleyen Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Taslağı meclisin gündemine dahi giremedi.

Peki vatandaş ne yapacaktır? Vatandaşlar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bir dilekçeyle başvurup, kendilerine ait veri kayıtlarının 1 yıldan fazlasının silinmesi yönünde talepte bulunmalılar. Oradan sonuç çıkmazsa, İdare Mahkemesi’ne dava açmalıdır. Bunun yanında tazminat aa talep edebilirler. Yine sonuç çıkmazsa iç hukuk yolları tükenmiş demek olacağından, geriye kalan son çare AİHM’e başvurmak..

Tags:

1 Comment

  • <yığın depolamasının< değil de <yığın depolanmasının< olmalı sanırım ilk paragraftaki ifade.

    bunun dışında:

    tebrik ederim. çok yararlı bir çeviri olmuş.

    S.K.

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
a+ paper writing buy essay writing best custom writing websites write me essay write my essay affordable