BH Haberleri,Savunma Sanatı 23/01/2010 15:23

Savunma Sanatı Bölüm 2

savunma sanatı

İnternet dünyasının televizyonu Televidyon’da yayın hayatına başlayan Savunma Sanatı programının 2. bölümü…

Sizlerden gelen sorular aşağıda, cavapları ise yukarıda…

1. Tüzel kişiliğe, şirketlere hakaret olur mu?
2. Facebook hesabı çalınmak ile sahte facebook hesabı oluşturmak arasında hukuken ne gibi bir farklılık var?
3. Sırf sahte profil hesabı oluşturmak neden suç değil?
4. Forward (Asparagas nitelikte) suç teşkil eden içeriği başkalarına göndermek suçmudur?
5. Kişisel veri nedir? Türkiye’de korunuyor mu?
6. Facebook’ta benim adıma sahte profil açmışlar resmimi kopyalamışlar ne yapmam gerekiyor?
7. Adıma sahte profil hesabı açıldığında, neden ben gidip ceza davası açamıyorum? Savcılığa başvurmam şart mı? Şüphelendiğim biri var onu şikayet edebilirmiyim?
8. Benim adıma sahte profil hesabı açan kişiye tazminat davası açabilirmiyim?
9. Facebook’tan resimlerim kopyalanıp başka bir facebook hesabı ve başka isim kullanılarak kişisel bütün resimlerim facebook ta şuan günde yüzlerce kişiye arkadaşlık talebi yolluyor bu konuyla ilgili yasal bir durum hakkım var mı ?

Serhat Koç ve Ünsal Özmestik hazırlayıp sundu.

Tags:

8 Comments

  • Ünsal Bey programın sonuna doğru Facebook la ilgili genel hükümlerin uygulanacağını söylüyor. zannedersem bu konuları biraz birbirine karıştırmış. Facebook üyesinin eklediği şeylerden genel hükümlere göre neden facebook sorumlu olsunki? 5651 sayılı kanun özel kanun olarak uygulanmayacak mıdır?

  • Gülnaz,

    Sorduğunuz hususu biz de aramızda tartışıyoruz. Bence de bu anlamda Facebook.com’un sorumluluğuna gidilemez. Ama Ünsal farklı düşünüyor. İhlali yapan kişinin yanı sıra Facebook’tan da tazminat alabileceğimizi ve daha sonra gerekirse Facebook’un o kullanıcısına konu dahilinde rücu edebileceğini savunuyor.
    Bense ceza hukukunda olduğu gibi burada da sadece ihlali gerçekleştirenin sorumlu tutulabileceğini düşünüyorum.

    5651′de zaten tazminatla ilgili bir husus bulunmuyor. İhlal halini gerçekleştiren kişiye karşı da tazminat davamızı genel hükümlere dayanarak açacağız.

    saygılarımla

    Serhat Koç

  • Bir internet kullanıcısı olarak “facebook, youtube vs vs” tarzı sosyal paylaşım sitelerin içeriklerden dolayı sorumlu olabileceğini söylemek hayli sıkıntılıdır; çünkü bu durum internetin doğasına aykırIdır.
    Fakat bi hukukçu olarak yürürlükte bulunan kanunları da görmezden gelmek söz konusu olamaz.

    Burada sorun aslıda ÖZEL HUKUK açısında bu tür sosyal paylaşım sitelerinin “ortam sağlayıcıların” sorumluluklarının kanunlarda neler olduğunun NET olarak açıklanmamasından kaynaklanmaktadır. Zira ortada en ufak bir boşluk dahi varsa herhangi bir ihlal halinde, genel hükümlere bakılır. Genel hükümlerde bir hüküm yok ise örf ve adet hukuku devreye girer, buda yoksa, hukuk hakimi kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyisye ona göre bir karar verir.
    “Ortam sağlayıcının bu tartışmalı fonksiyonu nedeni ile ne doğrudan içerik
    sağlayıcı gibi sorumluluğuna ne de yer sağlayıcı imiş gibi sorumluluğuna gidilebilir.
    İnternet ortamında hak ihlalinin gerçekleşebilmesi için esasen internetin birkaç
    aktörünün fiilinin bir araya gelmesi gerekir. Böyle bir durumda ortam sağlayıcı
    bakımından BK m.50 anlamında bir müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir.

    Borçlar kanunu madde 50 ” Birden fazla kimseler müşterek kusurları ile zarar yaparlarsa, ister teşvik eden, ister fail veya yardımcı olsun, zarar görene karşı her biri müteselsilen sorumlu olur.-İlgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığına ve kapsamını, hakim takdir eder.- ANCAK YATAKLIK EDEN KİMSE, KAZANÇTAN BİR PAY ALDIĞI VEYA İŞTİRAKİ İLE ZARARA SEBEBİYET VERDİĞİ TAKDİRDE VE DERECEDE TAZMİNATLA SORUMLU OLUR.”
    BK m.50
    “Tam Teselsül”’ü düzenlemiştir. Buna göre asıl fail kendi fiili ile hak ihlalini işleyen kişi iken fer’an methaldar kusurlu davranışları ile başkasının haksız fiil işlemesini kolaylaştıran kimsedir. Burada ortam sağlayıcının durumu BK. m. 50/ 2 bağlamında “yataklık eden kimse” olarak düşünülebilir.”

    Bu hususta Türkiye’de görülmüş veya görülen bir davaya rastlamadım. Fakat yaptığım araştırmalarda mukayeseli hukukta şu örneği buldum.

    “Bu konuyla ilgili İtalya’da devam etmekte olan bir davada,
    Google’nın sahip olduğu YouTube sitesinde 2006 yılında yayınlanan ve bir grup öğrencinin okullarındaki otistik bir genci dövüp aşağıladıkları video görüntüleri nedeniyle Google üst düzey yöneticileri aleyhine bir yıla kadar hapis cezası isteminde bulunulmuştur. Google yöneticileri savunmasında; YouTube’a bir gün içerisinde binlerce saatlik video yüklendiğini ve bu görüntüleri eş zamanlı olarak kontrol edip yayınlamalarının mümkün olmadığını ayrıca, bunun gibi olmaması gereken görüntüler
    ortaya çıktığında veya yetkililer bir içeriğin kaldırılması için resmi bir başvuru
    yaptığında zaten gerekenin yapıldığını belirtmiştir. Ayrıca İtalyan hukukundaki
    “İnternete video yükleyen bir kişi görüntülenen kişilerden izin almalıdır.” Yönündeki maddeyi hatırlatan Google vekili, durumu açıklamak için “tehdit mektubu alan bir insanın posta görevlilerini suçlamaması gerektiği” örneğini de vermiştir.(http://yahoyt.com/h/6147/) Burada ortam sağlayıcı olan Google’ın ihlal teşkil eden içerikten haberdar edildikten sonra halen söz
    konusu içeriği kaldırmaması halinde hukuken sorumluluğu söz konusu olacaktır. Ocak 2010’da sonuçlanması beklenen bu davada İtalyan Savcı ve yetkililer, web sitelerinin içeriklerinden daha upload (3.parti) aşamasında sorumlu tutulmaları gerektiği ve bu videonun upload edilmesine ilk aşamadan izin verilmemesi gerektiği hakkında hem
    fikirdir. (http://forum.darkhardware.com/viewtopic.php?f=11&t=175295)

    Sonuç olarak; Konu hayli tartışmalı olmakla birlikte; Türkiye’de bu tür sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan bir içerik sebebi ile zarar uğrayan 3. kişinin tazminat davasında “ortam sağlayıcıya” husumet yöneltmesinde hukuken bir aykırılık göremedim. Fakat uygulamada buna ilişkin bir örneğe de rastlamadım. Saygılarımla…

  • M. Gökhan Ahi

    Sevgili Ünsal,

    İçeriğin kullanıcı tarafından oluşturulduğu sitelerde, hele ki günde binlerce içeriğin eklendiği sitelerde hukuka aykırılığı kontrol etmek neredeyse imkansızdır. Bu sebeple, kanun koyucu 5651 sayılı yasada bu tür sitelerin hukuka aykırılığı denetlemek gibi görevinin olmadığını belirtmektedir. Hal böyleyken, içeriği çıkarttırmak, cevap hakkını kullanmak gibi imkanlar varken Web 2.0 tarzı bir siteyi hukuken sorumlu tutmak mümkün değildir.

    Ne yazık ki, Türkiye’de de ortam sağlayanın sorumlu olduğunu iddia eden davalar da açılmıştır. Dilerim ki, bu davalar bir hukuk kazası olmadan ortam sağlayıcılar lehine sonuçlanır. Bu davalara örnekler:

    http://bit.ly/7BM1Fc

    http://bit.ly/4hLQ4y

  • Şayet 5651 sayılı yasada Ortam sağlayıcının ne olduğu ve sorumlulukları AÇIK ve NET olarak belirtilmez ise daha bu ve buna benzer birçok dava açılabilir.
    Çünkü 5651′de bahsedilen yer sağlayıcı kavramından (HOSTİNG) firmaları anlaşılmaktadır. Açıklayıcı bir hüküm yer almadığı için ise herhangibir hukuka aykırı durumda 3. kişi(cevap ve düzeltme hakkının yanı sıra) şayet uğradığı zararın maddi veya manevi olarak giderilmesini talep eder ise Genel hükümler gereği, ortam sağlayıcılar müteselsilen sorumlu tutulabilir.

    Sonuç olarak; Ortam sağlayıcıların Hukuken sorumlu tutulmaması gerektiği savunulsa da ve hatta bende bu görüşe katılsam dahi MEVCUT KANUNLAR GEREĞİ sorumlu tutulmasında bir engel bulunmamaktadır.

  • Ali Osman Özdilek

    Aslında mevzuatımızda kişisel bilgiler/verilerin düzenlendiği bir yönetmelik var. O da Telekomünikasyon Sektöründe Kişisel Bilgilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelik. Kanun düzeyinde değilse bile bu alana özel bir düzenleme olması açısından önemli.

  • Ali Osman Özdilek

    TİB’in resmi görüşüne göre şu an için kendi sisteminde kendi web sitesini barındıranlar bile yer sağlayıcı kabul ediliyor. Ben bu görüşe katılmıyorum ancak birçok müvekkilimiz bu yorum nedeniyle yer sağlayıcı faaliyet belgesi başvurusu yaptı ve belgeleri aldı.

  • Ali Osman Özdilek

    5651 ile ilgili temelde ciddi bir sorun var o da getirilen “sorumluluk” rejiminin aslında hukuk ve ceza sorumluluğu açısından bir sorumluluk rejimi getirmiyor oluşudur. Sadece tanımlar yapılmış ve bazı yükümlülükler getirilmiş, mesela trafik verilerinin saklanması ve bunların ne şekilde tutulup saklanacağı gibi. Bana bilirkişi olarak gelen birkaç dosyada mahkemeler sanıkların sorumluluk statülerini soruyor, 5651′den hareket ederek TCK’ndaki bir suçun failinin statüsünü tayin etmeye kalkmak tüm TCK sistemini çöpe atmak olacaktır. Benim kanaatim hukuk ve ceza davaları açısından 5651′in getirdiği hükümler ancak,hakimin vereceği hükümde kullanabileceği bir yorum aracı olabilir, bunun ötesinde hakimi bağlayan hükümler içermemektedir. Bu bakımdan da aslında 5651′de erişim sağlayıcı ya da yer sağlayıcı taşıdığı hukuka aykırı içerikten sorumlu değildir demek, bu kişilerin otomatik olarak TCK kapsamındaki fiiler için suçlanmalarını engelleyen, bir dokunulmazlık getiren hükümler değildir. Hakim bu tanımlamaları ve sorumluluğa ilişkin hükümleri de dikkate alarak bir sanığın aslı maddi fail mi, fer’an müdahil olan mı, yardım yataklık eden mi vs. olup olmadığını tespit edecektir.

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
how to writing essay in english essay assistance business homework help ap chemistry help websites write papers for money