Av. M. Gökhan Ahi,BH Haberleri 06/11/2009 18:55

Telefonlarımızı kim, neden ve nasıl dinler?

telefon_dinleme

Av.M.Gökhan Ahi

Dinlemeler, kayda almalar ve iletişim tespitleri, bizzat Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ında (TİB) yapılmaktadır. Nitekim, bu görev kendisine 5397 sayılı kanunla verilmiştir. Esas amaç, polisini, jandarmanın ve istihbarat birimlerinin dinleme ve izlemelerini tek elde toplamak ve bu dinlemelerin hukuka uygunluğunu sağlamaktır. TİB, burada hem işi bizzat icra eden, hem de bu işi emniyet ve istihbari kurumlar arasında koordine eden bir kurumdur.

Türkiye’de ses trafiği ve veri trafiği sağlamaya yönelik tüm hatların, deyim yerindeyse bir ucu TİB’den geçmektedir. TİB, kendisine gelen mahkeme kararları doğrultusunda kendi bünyesinde dinleme, ses kaydı ve tespit yaptığı gibi, istihbari amaçlı olarak geçmişe yönelik kayıtlar da tutabilmektedir.
Milyonlarca telefon hattının bulunduğu ülkemizde, TİB’in bu boyutlarda dinlemeyi tek başına yaptığı söylenemez. Zira, sadece dinleme kaydı tutmak tek başına bir anlam ifade etmez. Dinlemede, konuşmaların analiz edilmesi ve bu analiz sonucunda ortaya çıkarılan işe yarar kısımların ayıklanması ve delil haline getirilmesi de gerekmektedir. Bu konuda, dinlemeyi talep eden makam olan polis ya da jandarma devreye girer ve bu analiz işini yapar. Ama kayda alma, sinyal tespit etme gibi ham veri içeren teknik işlemler TİB tarafından gelişmiş teknik kayıt cihazlarıyla yapılır.

Burada üçlü bir sistem bulunmaktadır. Telefon operatörleri, altyapısını TİB’in emrine sunmakta, TİB bu altyapıyı kullanarak dinleme ve tespit işlemlerini yapmakta, Emniyet / Jandarma / MİT ise bu kayıtları analiz edip delil veya istihbarat elde etmektedir.

GERİYE YÖNELİK KAYIT TUTMA MÜMKÜN MÜ?

Normal şartlarda, hukuken, geriye dönük bant kaydı olmaması ve bu şekilde görüşme kaydı tutulmaması gerekiyor. Çünkü bu durum yasal olarak düzenlenmemiş ve hatta yapılamayacağı konusu yasayla teminat altına alınmıştır. CMK’nin 135. Maddesinin 7. Fıkrası, mahkeme kararı olmaksızın yapılan tüm dinleme ve kayıtları yasak olarak ilan etmiştir.

TİB’in yapılan tüm görüşmeleri dinlemesi olanaksız, ancak kayıt altına alması olanaksız değildir. Bunun için oldukça gelişmiş sistemler kullanılmaktadır. Ama eğer iletişimin tespiti söz konusu ise, yani kimin kimi aradığı, kaç dakika görüştüğü, hangi baz istasyonundan görüşüldüğü gibi kayıtlarda 10 yıl bile geriye gidilebilmektedir, çünkü bu tür kayıtların tutulması yasal olarak mümkündür. Bu tür kayıtların içinde konuşma içeriği yoktur. Ancak, konuşmaların da içeriği sürekli kayıt altına alınıyor ve bunlara geriye yönelik olarak ulaşılabiliyorsa, TİB veya bu kaydı yapan her kimse ağır sorumluluk altına giriyor demektir.

Dünyada bir çok ülkede geçmişe yönelik olarak kayıtlar tutuluyor, bu kayıtlara gerektiğinde başvurulabiliyor. 11 Eylül paranoyası halen devam ettiğinden, terörü, organize suçları ve bunların finansmanının önünü kesebilmek amacıyla bir çok devlet geriye yönelik kayıtlar konusunda düzenlemeler yapmaktadır. Carnivore ve Echelon denilen sistemler uzun süre bu ülkelerde tartışıldı. Ancak, teröre yönelik korkulardan dolayı istihbaratçıların dediği oldu ve ileride kullanılabilmesi amacıyla bu sistemler yasal hale getirildi. Yasal hale getirilmesinden kasıt, açık açık kanunlara yazılması değil elbette.. İstihbarat birimlerinin, istihbari kayıtlara ne şekilde ulaşacağı ve bu kayıtları ne şekilde kullanabileceği hakkında yasal düzenlemeler yapıldı. Bizdeki tak fark, bu işin yasal bir platforma oturmamış olmasıdır. Başka bir deyişle, kimin hangi kayda, nasıl ulaşacağı ve bunu ne şekilde kullanacağı konusunda yasal düzenlememiz yok.

TELEFON DİNLEME KARARI NEYE GÖRE VERİLİR?

Bir dinleme veya kayıt yapılabilmesi için öncelikle kanunda sayılan ve katalog suç diye anılan 15-16 suçtan birisinin işlenildiğine dair somut şüpheler olması gerekiyor. Bu suçlar dışında, örneğin hakaret veya dolandırıcılık suçundan dolayı şüphelilere dinleme yapılamaz. Kanuni engel vardır. Ancak, hangi suç olursa olsun, işin işine “suç işlemek için örgüt kurma” gibi çok da delillendirilmesi gerekmeyen bir suç eklenirse, o zaman mahkemeden rahatlıkla dinleme kararı alınabilir. Uygulamada boşluk, tam da buradan kaynaklanmaktadır. Emniyet veya jandarma, örgüt şüphesini dosyaya ekledikleri an, her suç için herkes dinlenebilir hale gelmektedir.

TİB’in kuruluşunu sağlayan kanunda, telefon işletmecilerine yasal dinleme konusunda altyapı sağlama görevi yüklenmiş, TİB ise bu altyapı üzerinden dinleme ve izleme yapabilecek yazılım ve cihazları kurmuş durumdadır. TİB, bütçesini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan almaktadır. Bu kurumun da başlıca gelirleri ise, operatörlerden alınan belli bir yüzdelik pay ile yıllık lisans ücretleridir. Yani, TİB’in de oldukça geniş bir bütçesi vardır, bu bütçeyle ve bu konuda sınırsız destek veren yönetmeliğiyle dilediği cihazı ve yazılımı alabilir.
Esas sorun, ileriye yönelik lazım olabilir diye tutulan kayıtların herhangi bir soruşturmada delil olarak kullanılıp kullanılmayacağıdır. Ceza usul yasamız, bu tür kayıtların delil olabilmesini kesinlikle yasaklamıştır. Yani, bu tür kayıtlara dayanarak kimseyi suçlayamazsınız. Bir dinleme kaydını delil olarak kullanabilmek için, öncelikle katalog bir suçun şüphelerinin bulunması, başka bir şekilde delil elde olanağının olmaması ve nihayet usulüne uygun bir mahkeme kararı olması gerekiyor. Bu tür mahkeme kararları da, ilk seferde üç ay olmak üzere toplamda en fazla dokuz aya kadar dinlemeye izin verebilmektedir.

İSTİHBARİ AMAÇLI DİNLEME YAPILIYOR MU?

Kayıt altına alınan tüm görüşmeler, delil olarak kullanılamasa da doğal olarak istihbari amaçlı olarak kullanılabilmektedir. Suçu daha işlenmeden önlemek de devletlerin görevlerinden biridir. Ancak, devletler bunu yaparken insan haklarını da ihlal etmemeli, özel hayata girmemeli ve bu istihbari çalışmayı belirli kıstaslarla çok dar çerçevede tutmalıdır. Ne yazık ki, ülkemizde vatandaşlara bu konuda yasal bir güvence verilmemiştir. Bu tür istihbari amaçlı kayıtların yasal bir platforma kavuşturulması ve kapsamın elde edilmek istenen nitelikli bilgi ile sınırlı tutulması gerekir.

Haziran ayında Almanya’da katılmış olduğum bir konferansta, Alman Eyalet Savcıları, dinleme işinden düzgün bir delil elde edemediklerini, nitekim profesyonel suç ve terör örgütlerinin telefon ve internet kullanmadıklarını, daha çok geleneksel yöntemlere başvurduklarını söylemişlerdi. Aslında durum Türkiye’de de farklı değil, profesyonel suç örgütleri alternatif olarak geleneksel yöntemleri ve kriptolu mesajları tercih etmektedir. Hal böyle olunca, dinleme işi için yapılan yatırımların bir süre sonra boşa çıkacağı açıktır. O halde buradan, bütün bu yatırımların özellikle istihbarat amacına yönelik olduğu sonucunu çıkarmak mümkün..

KANUNUMUZ, HUKUKA AYKIRI DİNLEME KONUSUNDA GÜVENCE VERMİŞ MİDİR?

Ceza usul yasamıza getirilen bazı güvencelerin bugüne kadar uygulandığını görmek mümkün olmamıştır. Yasaya göre, mahkeme kararıyla dinlenen bir kişi hakkında soruşturma açılmaya değer bir veri çıkmazsa, dinlenilen kişinin kayıtları imha edilir ve dinlenen kişiye “biz sizi dinledik, ama bir şey bulamadık, bilginiz olsun” diye bir yazı gönderilmesi gerekir. Bir ara gazetelerde bu konu tartışılmıştı, ancak yoğun gündem içinde unutuldu gitti. Düşünün, şu an bildiğimiz kadarıyla 70 bin adet dinlenen hat var. Teorik olarak bir senede en fazla 300 bin kişiyi dinlersiniz. Açılan soruşturmaların sayısı ise bu kadar değil. Demek ki en az 250 bin kişi dinlenmiş, delil elde edilememiş ve bundan dolayı da haberdar edilmemiş. Aynı şekilde, dinlenen ve delil elde edilemeyen kişinin kayıtları imha ediliyor mu, edilmiyor mu bunu da bilemiyoruz. Tabi, hukukçular olarak bu tür güvencelere ikna olmazsak, vatandaş nasıl ikna olacaktır?

Yasada bir başka güvence daha var. Bir kişinin eşiyle, çocuğuyla, anne babasıyla, doktoruyla ve avukatıyla yapmış olduğu görüşme tespit edildiği an, bunun dinlenmesine ve kaydedilmesine son verilmesi gerekir. Yasa, bu yönde açık bir hüküm koymuş, ancak uygulamada bunun da uygulandığını göremiyoruz. Tüm yatak odası sırlarınız veya aile sırlarınız ya da sağlığınızla ilgili bilgiler sürekli birilerinin elinde… Yasal güvence var ama yine de güvenemiyorsunuz.

“BENİM TELEFONUM DİNLENİYOR” PARANOYASI NERDEN KAYNAKLANIYOR?

Bazen devletler, bilinçli olarak herkesin dinlendiği konusunda yapılan gayri resmi açıklamalara da göz yumabilirler, hatta bu konuda paranoya oluşması için gerekli ortamı da sağlayabilirler. Burada da amaç, suçun işlenmesini psikolojik ve sosyolojik etkilerle önlemeye çalışmaktır. Bu tür propagandalar bazen basının yetkili ağızlarından, bazen fısıltı yoluyla yapılabilmektedir. Meşru olmasa da bu yöntem, bir çok gelişmiş devletçe de kullanılmaktadır.

Ortada, bir yandan yasaların kısıtladığı durumlar var, örneğin hukuka aykırı dinlemelerin delil olarak kabul edilmemesi olgusu, diğer yandan terörü ve suçu önlemek için yapılan istihbari kayıtlar ve herkesin dinlendiğine yönelik propagandalar var. Sonuç olarak, her iki işlev de devletlerin suçla mücadelesinde ortak olarak kullanılmaktadır. Ancak esas ve temel sorun, bu tür kayıtların birilerinin elinde oyuncak olup kişileri tehdit etmek, yıldırmak, engel koymak gibi amaçlara da hizmet edebileceği riskidir. Devletlerin suçu önlemek gibi bir görevi vardır ve bir yere kadar istihbari amaçlı kayıtlara cevaz verilebilir. Devletin, bu noktada ortaya çıkıp vatandaşlarına yasal güvence vermesi ve bu güvencenin de arkasında durması gerekir. Gelişmiş ülkelerde, bu güvenceler yasal olarak verilmiştir ve bilirsiniz ki, hukuka uygun soruşturmalar haricinde bu kayıtlar hiçbir yerde karşınıza çıkmaz, bir gazetede veya TV’de yayınlanmaz, mahkemelerde önünüze delil olarak konulmaz. Peki ya Türkiye ?

Tags:

4 Comments

  • Turkiye’de maalesef bireysel mahremiyet konusunda yeterli bilinc olusmus degil. Bu konuda guvence saglanmasi icin STK’larin seslerini yukseltmesi gerekiyor.

  • ben askerde jandarma olarak görev yapmıştım.bir olayla ilgili birileri dinleniyordu.bunun için dinleme kararı varmıydı bilemiyorum.bizi fazla içerisine sokmadılar işin. sadece komutanlar belli aralıklarla istihbarat birimine çağrılıyor, bugün şunu dedi bunu dedi diye konuşuyorlardı.kanımca anlık olarak konuşmalar dinleniyordu.fakat hukukçu olmamdan dolayı TİB üzerinden bu dinleme yapılması gerekmiyor mu diye düşündüm? acaba ordan mı dinliyorlar da buraya sesi gönderim yapıyolarlar diye düşünerekten komutanlara sordum, bunun TİB den yapılması gerekmiyor mu diye, fakat “yoo burdan da yapılabilir” diye cevap alınca dinlemenin il komutanlığında yapıldığını düşünmeye başladım.bu konuda kesin böyledir diyemeceğim ama dinlemelerin yasal zeminde yapılmadığı konusunda şüphe uyandırıcı emareler bunlar.bu arada olay adli bir vakaydı istihbari olarak nitelendirilmesi de mümkün değil.

  • Ben dogrusu pek bisey anlayamadim.Herkesin yani bütün halkin telefon konusmalari kayit ediliyormu.Yani ben halktan biri olarak bundan örnegin 1 veya 2 sene önceki telefon görüsmelerimin kaydini alabilirmiyim?

  • Ohalde şu sonuca varabilir miyiz?
    Adamın teki beni aradı, küfür etmeye başladı. cEBİME KAYDETTİM. Fakat bunu delil olarak sunamıyorum öyle mi?

Leave a reply

required

required

optional


Trackbacks

  •  
do my assignment for me australia homework help websites high school reviews of websites where you can buy research papers do my assignment do my homework where can i get someone to do my essay for me