Stj. Av. Serhat Koç – (Baştarafı Sayfa 1′de)
ÖRNEK OLAYLAR
Bu tür zincir e-postalara örnek olarak hemen ilk akla gelenler şunlar; 17 aralık 2004′de Türkiye’nin AB üyeliği müzakereleri için tarih aldığının hemen ertesinde, yayılmaya başlayan ve “madde 3 – Türkiye federasyonu kabul ediyor” içerikli e-posta, Türk Telekom’un 118 (şimdi 11811) numaralı rehber hizmeti hakkındaki pahalılık iddiası içeren e-posta ve Danoneye iftira içeren e-posta.
Bu andığımız olaylardan ilkindeki ilgili yazı, bir süre internette forward edilidiyse de, aklı başında vatandaşların “hani nerde o 3.madde, bu linke baktim öyle bir madde yok” ifadeleri sonucu gönderilmemeye başlandı. Bu olay hakkında hukuki bir süreç gelişmedi.
Ancak özellikle 3. örnek olan Danone hadisesinde iyice belirgin olan firmalar ve ürünlerindeki problemler ya da pahalılık konusundaki e-postalar hakkında hukuki süreçler şu anda devam ediyor ve sadece anılan e-postaları ilk oluşturan ve gönderen kişi ve kişiler değil, daha sonraki aşamada kendisine gelen e-postayı gönderen (forward eden – ileten) kişiler de sorumlu olabiliyor. Çünkü kendilerine gelen e-postayı doğruluğunu hiç kontrol etmeden sırf sevdiklerini uyarma içgüdüsüyle aynen göndererek, içerikteki iddiayı onlar da yapmış oluyorlar.
Popüler ve başarılı bir şirketin sahibi ya da yöneticisi olduğunuzu varsayın. Siz işinizde gücünüzdeyken, firmanız hakkında bir e-posta internette dolaşmaya başlıyor. İftiralarla dolu bu e-posta bir gecede yayılıyor ve dedikodu büyüyor. Bunu ilk kimin başlattığını bilmediğiniz gibi, zaten siz ne olup bittiğini anlayana kadar satışlarınız düşmeye başlıyor ve kontrol elinizden çıkıyor. Artık bir tek çözüm kalmış gibi gözüküyor: bütün müşterilere tek tek ulaşıp, “Ortada firmamız/markamız hakkında bir iftira vardır. Malum e-postada yazanlar yalandır. Ben doğruyu söylüyorum” diye derdinizi anlatmaya çalışmak (mı?).
Bir ürünü, servisi ya da şirketi kötüleyen e-postaları gönderenler için uzmanlardan ‘İşten atılmış insanlar’, ‘O şirkete bir nedenle kızmış insanlar’, Danone için gönderilen e-postayla ilgili tahminde olduğu gibi ‘Milliyetçilik nedeniyle kızan insanlar’ gibi yorumlar var. Tabi ‘Rakip firma olabilir mi?’ diye de bir soru sürekli akıllarda. Ama böyle bir olayın meydana çıkmasının sonuçlarına katlanacak firma olacağına inanmak da çok güç. Çünkü bu tür e-postaların kaynağına ulaşmak gittikçe daha çok mümkün hale geliyor. Hem yazılımsal gelişmeler sayesinde, hem de kolluk güçlerinin bilgi ve uzmanlıklarının artmasıyla artık kısa süre içinde kimlik bilgileri ip numarasından kolaylıkla tespit edilebiliyor.
Bu tür iftiraya dayalı web atakları sadece ülkemizdeki şirketlerin değil tüm dünya şirketlerinin sorunu halinde. Hatta bunlarla mücadele etmek için internette kurulmuş siteler bile var. Ama böyle bir saldırıya karşı etkili şekilde savaşabilmek için, teknolojiden çok iletişim uzmanlığı, psikoloji bilgisi, soğukkanlılık ve sabır sahibi olmak gerekiyor yani kısaca toplum mühendisliği alanındaki uzmanlardan yardım almak gerekiyor.
(Sayfa 3′ten devam ediniz.)
Peki herhangi bir kimseye bilgisi olmadan tanıtım amaçlı gönderilen mailin hukkuki açıdan bir sakıncası var mıdır?