(Baş tarafı 1. Sayfada)
Bu noktada, ceza hukukunda hukuka aykırı delili örneklersek :CMK 135/2 Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.Somut olayda bu ibarenin aksine kayda alınmış ve mahkeme huzuruna getirilmişse bu hukuka aykırı delildir.Hukuk davasında da hukuka aykırı delil vardır : Mektup ,posta,Telefon gizliliği ihlal edilerek delil elde edilmişse bu da hukuka aykırı delildir.
E-postalar açısından durum, başkasına ait mektupların posta kutusundan gizlice alınıp, mahkemeye delil olarak sunulmasından farklı değildir. Elektronik mesajların da geleneksel mektupların elektronik biçimlileri olmaları nedeniyle kişisel nitelik taşımalarından dolayı bunlara yapılan bu tip bir tecavüzün de (izinsiz okunması vb.) haberleşme hürriyetini ihlali olacağı ve hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu tartışmasızdır ve hakimlerce dikkate alınmayacaklardır, genelde de uygulamanın bu yönde olduğunu tespit ediyoruz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus: kişinin yazışmaların kendisinden kaynaklandığı konusunda ikrarı olmadığı sürece Mahkemenin nasıl bir yola başvurarak o yazışmaların söz konusu kişiye aidiyetine karar verdiği konusudur ki bu tip bir ispatın yapılması tamamen imkansız olmasa da çok da kolay değildir.
Bu bağlamda: özel hukuk yargılamasında dolayısıyla da boşanma davalarında bir iddianın ispatı amaciyla anayasaca güvence altına alınan temel haklarımızdan olan haberleşme hürriyetinin engellenmesi ve gizliliğine dokunulması ve bu anlamda iletişimin tespitinin yasal hiç bir dayanak noktası bulunmamaktadır. Bu şekilde haberleşme hürriyetinin engellenmesi ve sınırlandırılması amacıyla iletişimin tespiti kanuni düzenleme ile bile olsa yapılamaz. Bir hakim de zaten yasal dayanaktan yoksun hiç bir yetki kullanamaz.
Uygulamada boşanma davalarında mahkemece toplanması istenilen delillerden en önemlilerinden biri diğer tarafın başka bir ilişkisi olduğunu ispat edecek yönde olanlardır. Bu nedenle tarafların telefonla görüşmelerinin tespitine ilişkin talepler mahkemelerce kabul edilmekte, ve telefon şirketleri de kendilerine yazılan müzekkerelere cevap vermektedirler.
Boşanma davalarında bazen de karşı tarafın ilişkisi bulunduğu iddia edilen üçüncü şahıslara ilişkin iletişim bilgilerinin tespiti talep konusu olabilmektedir. Uygulamada böyle bir talebin varlığı halinde üçüncü şahısların iletişimin tespiti için müzekkere yazdırmaktan çekinmeyen hakimlerimiz olduğu gibi ilgili muhatap operatörlerin de bu talepleri olumlu yanıtladıkları bilinmektedir. Dava dışı üçüncü şahısların iletişiminin tespiti talebi açıkça hukuka aykırıdır. Mahkeme böyle bir talebi reddetmelidir; bu şekilde bir tespit yapılmış olsa dahi hukuka aykırı olduğundan, değerlendirilmeye kesinlikle alınmamalıdır. Aksi bir uygulamada talepte bulunan ve bu talebi kabul edenler yönünden sorumluluk gerektirecektir.
Taraflardan birinin talebi ile karşı tarafın telefonu, bilgisayarı üzerinde inceleme yapılarak kayıtlı, alınan, gönderilen mesajlarının tespitinin yapılması şeklindeki bir inceleme kişinin hem özel hayatına müdahale olacağı hem de özel hayatına müdahale olacağından reddedilmelidir. Ancak, haberleşme hürriyeti temel haklardan biri olmakla birlikte karşı tarafın rızası halinde iletişimin tespiti yapılıp delil olarak değerlendirilebilir, bu şartta bu haktan vazgeçilmiş olunur.
Bu konuyla ilişkili diğer yazılar:
Sayfa 1 Sayfa 2
Üstad eline sağlık,güzel bir yazı kaleme almışsın. Ben de 2004-2005 arasında orada; Gökhan ve Halit Bey ile Yeşim Hanım’ın Beşiktaş’ta ki bürolarında stajımı yapmış idim. Şimdi Bursa’da kendi büromda devam ediyorum. Emekleri büyük üzerimde. Neyse, siteyi de takip ediyorum, bir gün belki ben de bir yazı eklerim .Başarılar dilerim.
Yakın zamanda gazetede bir haber vardı, Türk hakimi facebook adlı sitede bir kişinin arkadaşları ile eğlenirken çekilmiş resmine dayanarak gece hayatına düşkün olduğu sonucuna varıp, boşanma kararına temel teşkil ediyor….
Ben de birkaç yıl önce olsa , kişinin özel hayatına müdahale edilmiş hukuka aykırı alınmış bu delilleri nasıl dayanak yapıyorlar diye düşünürdüm herhalde…
Ancak son yıllarda bu teknolojilerin hayatımıza bu kadar girmesinden sonra, bence artık özel hayat kavramını yeniden tanımlamalıyız gibi geliyor… Örneğin günün 10 saatini msn de geçiren veya facebook adlı sitede tüm yaşamını kaydeden ya da her anını twitleyen insanların sayısı artıkça, bence hakimlere ya da genel olarak hukuk sistemimize şunu diyemeyiz, bu bizim özel hayatımız sen buradaki verileri hiçbir şekilde kullanamazsın….
Çünkü bu teknolojier gündelik hayatımızın o kadar büyük kısmını işgal eder oldular ki artık onları sadece özel hayatımız içinde görmek neredeyse imkansız hale geldi…
Dolayısıyla çok özel bir çaba ve istihbarat faaliyeti gerektirmeden elde edilen bu tür kayıtların delil olarak kullanılmaları benim hukuk mantığıma pek aykırı gelmiyor.
Hatta daha da genişeletim kapsamı, Batı ülkelerinin özellikle Birleşik Krallığın çocuk pornosu ile mücadele kapsamında kişilerin internet hareketlerini inceleyip bu delillere dayalı olarak tutuklama kararı verebilmesindeki mantığı da o zaman sorgulamalıyız…
çok güzel bir yazıydı…
saygılar…
Buğra Büyükeren ve Kemal Karahoda, yazıyı beğenmenize sevindim. Teşekkür ederim.
Kemal bey, özel hayatın tanımının tekrar yapılması fikriniz bence tartışmaya değer bir fikir.
Bu arada eğer okumadıysanız:
http://hukukcu.com/modules/smartsection/item.php?itemid=284
adresindeki ilgili yazıyı da öneririm.
saygılarımla
evli olmayan bir çiftin aralarında yaşamış oldukları özel zamanları msn ortamında da yaşamaları suç işgal eder mi diye sormak istiyorum… ? birbirlerinden herhangi bir şekilde şikayetçi olmadıkları halde,kayıtları bir şekilde ele geçse dahi sorun olur mu?
cevaplarsanız sevinirim
cicek,
evli olmayan ciftlerin herhangi bir ortamdaki karşılıklı rızaya dayanan faaliyetleri suç oluşturmaz.
ancak
kayıtlar üçüncü kişilerce ya da taraflardan biri tarafından diğer tarafın ya da taafların haberi olmaksızın diğer kişilerle paylaşırsa hukuki sorun ortaya çıkar.